1. YAZARLAR

  2. Mahmut Şimşek

  3. STK, DKK ve Yerel Seçimler
Mahmut Şimşek

Mahmut Şimşek

Siyasi Analist - Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

STK, DKK ve Yerel Seçimler

A+A-

Ekonomiye sahip olanların istisnaları hariç, profesyonel ya da amatörce sistemin siyasetine de sahiptirler. Bu, kesimler ayrıca iç pazar kadar evrensel dış pazara da serbestçe girmek ihtiyacı ve rüyası ile yaşarlar. Her fırsatta, “ A Politik olduklarını”, “politika bizim işimiz değil” deseler de dış pazarlar için ülkelerinin iç yaşamına daha duyarlı, daha demokratik bir soysal po­litika ile katkı sunmaları gerektiğinin de farkındalar. Çünkü bugünkü dünyanın pat­ronları samimi olmasalar da dünya ülkeleriyle çıkar dengesini böyle vitrinize etmeye çalışıyorlar. Bu ilişkileri dengeleyen ve sürdürülebilir tutan sivil demokrasi mihenk taşlarının başında çoğunuzun bildiği Demokratik Kitle Kuruluşları(DKK) ve Sivil Toplum Kuruluşları(STK) gelmektedir. STK, DKK ve Vakıflar içte ve dışta iktidar ile sivil halk arasında veya bir devlet ile başka bir devlet arasında, sürdürülen ilişkiler de hem tutkal hem de tampon olabilmekteler. Bu kuruluşlar ister iç ister dış merkezli olsunlar, dallarındaki meyveler hem yerel hem de ev­rensel renktedir.

 

Bu satırların yazarı, bir Kelam-ı Kibar’ında;  “Tüm dünya devletleri, tam anlamıyla sivilleşemediğinden Kamu Diplomasilerinde ve bir kısım dış politik gelişmelere devlet eliyle müdahil olamıyorlar.  Yani tüm devletler ulusal ve uluslar arası düzeydeki bazı problemlerini uluslar arası özel kuruluşlarla, basınla, Demokratik Kitle Kuruluş(DKK)ları ve Sivil Toplum Kuruluş (STK) larıyla iyileştirdikleri bilinmektedir.  Bu seçenekleri kullanmayan devletler, kimi sorunlarında ne iç ne de dünya kamuoyuna kendilerini anlatamıyorlar. (1)”

 

 Günümüz insanı artık partizanca dayatmalar yerine diyalog istiyor. Branş, bilgi, çevre, ve ekolojik, teknolojik ihtiyaçları, yerel ve dünya problemlerinin sivil-yerel çö­zümü öne çıkmaktadır. Bu anlamada özgür bireyin, bilgi insanının gelişmesine paralel yerel katalizörler, sivil örgütlenmeler de kendini yerel iktidara adeta birer denetçi olarak dayatıyor. Sivilleşmede nicel ve nitel kalite oranı artmaktadır. Hayatın her alanında sivil plan, proje üretilmektedir. ”Dünyayı hala barbarlar yönetiyor.(2)” olsa da; kla­sik siyaset yerini modern, sivil, ileri demokrasiye bırakmaktadır. 

Yurttaşlarımızın partilere üyelik oranı ile dernek­lere üyelik oranına bakıldığında STK ve DKK'ların parti üyeliklerini 10'a katladığı görülür. Bu tüm dünyada da böyledir.

 

           Ül­kemizde ve bölgemizde de Toplumsal Barış gerektiğinden fazla köşeli ve yavaş ilerlemektedir.  Bir devletin siyasi demokrasi yaşamına başka bir devletin veya devletlerin nasihatleri ve dayatmaları açıktan yön veremez belki, ama o ülkenin demokrasi değerleri olan kanaat insanları, stk, dkk ve vakıflarının her türlü program, plan ve proje sunmaları ertelenemez bir gerekliliktir Şüphesiz  bizde de gözle görülür çabalar ve gelişmeler sürdürülüyor. Lakin tüm sivil hak ve özgürlüklerin madein Batı, seküler ölçümlü bir ABD (Avrupa Birleşik Devletleri) üyelik müzakerelerin kuyruğuna takılarak ertelenmesi siyasi ve diplomatik bir yanlış. Yurttaşlarımıza sunduğumuz ve sunacağımız adaletli, demokratik, insani ve rahmani yeni Başkanlık sisteminin alt yapısını, yeni siyasi ve demokratik bir Anayasayla yürütmeye başlamak en doğrusu ve en değerlisidir. Yasalara göre faliyet gösteren her sivil hareketle diyalog ve dirsek teması barış, birlik ve demokratik bir yaşam için esas alınmalıdır, diye düşünüyorum.

 

Muhterem Okuyucu;

Bu uzun girizgahtan sonra sadede gelelim. Amacımız şudur; önümüzde yerel seçimler var. Tüm il ve ilçelerde hemen hemen her parti Belediye Başkanlıkları ve meclisleri için adaylarını sahaya sürdü, sürecek. Yerel hizmet adına seçilecek olanlar, biz seçmen­leri ile iç içe yaşayıp hizmet verecekleri için, bizce de daha değerli olmalılar. İşte tam bu noktada toplu­mu hareketlendirecek olan STK ve DKK’larınıza nasıl bir çaba içinde olmaları gerektiğini hatırlatmayı, aklınızın ucundan geçirdiniz mi?

 

Evet beyler, her biriniz üyesi olduğunuz sivil çıkar grupları ( sendikalar, birlikler, bazı mesleki oda ve demekler) DKK’larınızın veya sivil baskı grupları (çevre, doğa, insan hakları, sağlık dernekle­ri) STK’larınızın yerel adaylara ne söyleyeceğini ne söylemesi gerektiğini hiç merak edeni­niz oldu mu? Doğrusu ben merak ediyorum. Şimdi, siz bana dönüp;"Aman sen de" diyorsa­nız. Ben de size; "siz kendinizi, yaşadığınız yeri, tüm kentinizi bir düşünmeye başlayın, bana hak vereceksiz." derim. Yok, siz de; "Hani o sivil, hani o demokratik Kitle Kuruluşu “ diyorsanız, yine birileri size;  “ o halde üyesi olduğunuz derneğe, sen­dikaya sahip çıkın, onlar da sana sahip çıksın. Heso ağa mı senin sorunlarına sahip çıkacak?" diye sorabilir mi, elbette sorabilir.

 

Bana göre bu seçimde STK ve DKK'nızı ziyarete gelen tüm Belediye Baş­kanları, Belediye Meclis ve küçük şehirlerde İl Genel Meclisi adaylarına dernek yöneticilerinizin; "Değerli Aday(lar)ımız, sevgili hemşehrimiz, seçimi kazandığınız takdir­de; şehrimiz için, belediye hizmetleriniz için, hazırladığımız “önerilerimiz ve projelerimiz “ isimli bir paketimiz var. Bu paketimizin ağırlıklı olarak hayata geçmesi adına Belediye yönetiminizin yanında olacağımızı, ama en az bu projelerimizin kapsamı düzeyinde bize hizmet sunmadığınız takdirde; sizinle şu an yapılan bu görüşmede karşılıklı imzalamak istediğimiz protokol ile bu paketi, şehir, ilçe ve mahalle halkına açıklayarak, size Toplumsal Muhalefet yaparak, sizi halka şikayet edeceğimizi belirtmek isteriz" diyecek kadar duyarlı, tutarlı ve tamamlayıcı küçük bir ça­lışması var mı? Takdir edersiniz ki; böylesi benzer hazırlıkları olan STK ‘ların ve DKK ’ların ancak gerçek yolunda STK ve DKK olduğu söylenebilir.

 

Yaşadığınız şehirde muhtemelen ekonomik ve sosyal içe­rikli yüzlerce belki binlerce sivil dernek vardır. Sizin diyalog da olduğunuz Sivil Toplum veya Demokratik Kitle Kuruluşunuz böyle bir önermeyi tabanına danışarak hazırlıyor mu? Hiç olmazsa Türkiş, Hakiş, Disk, Tic. Odası, Sanayi Odası, Siad, Müsiad, Memur-sen, İmo, Emo, Baro, Büro-sen, Tabipler Odası, İhd, Meslek sendikaları, Gençlik Örgütleri, Çevgön vs.nin önerimize benzeri birer “sözleşme” ile yazılı olarak hazırlayıp gelen adaylara imzalatma hazırlığı ve çabası var mı? Yoksa adayların ziyaretleri yine yerel gelenek ve göreneklerimizle, formalitelerle, çay-pasta ikramıyla, başarı dilekleri, ağız kulaklarda, poker gülüşü ile; "Zaten yanınızdayız." münafıklığıyla mı savsaklanacak? Elbette takdir sizin ama unutmayın; dizginleri olmayan at kolay tutulmaz. Sivil örgütlenmeler demokrasileri raydan çıkaran yönetenlere karşı el frenidir.  Çünkü Adaletle işlemeyen her yerel ve genel yönetim, frensiz araç gibidir. Nerede U dönüşü yapacağı, nerede devrileceği veya neyi, kimi eze­ceği kiminle işbirliği yapacağı veya kimden tırsacağı kestirilemez. O halde bu yerel seçimde kendinize ve şehrinize ılıman bir iklim içinde hizmet için, demokrasi barış ve birlik için, Başkanlık Sisteminin alt yapısı ve yeni bir Anayasa için, bir katkı sunun efendim...

 

NOT: Bu köşe yazısı ayrıca SİMGE Dergisinde Aralık 2018 sayısında yayınlanacaktır.

 

 

Mahmut Şimşek

Siyasi Analist-Yazar

mahmut21simsek21@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar