1. YAZARLAR

  2. Tanzer Polat YILMAZ

  3. Cemiyet Amca...
Tanzer Polat YILMAZ

Tanzer Polat YILMAZ

Güneydoğu GİAD Başkanı
Yazarın Tüm Yazıları >

Cemiyet Amca...

A+A-

Siyasette ve sivil toplumda Türkiye'nin gerçeklerinden biridir; içinde bulunduğun cemiyetlerde en ön safta yer alabilmek, en iyi resmî verebilmek,görünmen gerekenlerle göz göze gelebilmek için rakiplerini ekarte etmeli ve gerektiğinde kaba kuvvete başvurabilmelisin. 

Kendi adıma açılışlarda, özel günlerde veya devlet protokolünde,birbirlerini ite kalka ön saflara ilerlemeye çalışan zevatı gördüğümde acıyarak bakıyorum zira çoluklu çocuklu koskoca adamların içine düştüğü komik durumu kendilerine hiç yakıştıramıyorum. 

Yaşadığım henüz çok taze bir anekdotu sizlerle paylaşayım istedim. Ev sahibi statüsünde katıldığım bir açılıştayım,protokol konuşmalarının ardından kurdele kesimi için bir kısım davetlilerle birlikte sahneye davet edildim. 
Sahneye çıktığımda gözüm memleketin tanıdık simalarından bir cemiyet amcaya çarptı. Davetlilerin arasından sahneye bakıyordu ve de yüzü git gide kızarıyordu.Belli ki bir hazırlığın içindeydi ve yükselen adrenalinle birlikte maraton koşucusunun silah sesini beklediği gibi harekete geçmek ve operasyona başlamak için en doğru anı kolluyordu. 

Koca göbeği hızlı hızlı inip kalkmaktaydı,gözlerini kısmış yanındaki adamın söylediklerini dinliyormuş gibi yapıyor ama dikkatini sahnede yeni yeni sıralanmaya başlayan heyetin üzerinden bir an bile olsun ayırmıyordu.

Beni takip edenler ne kısmetsiz olduğumu iyi  bilirler,saldırının bana doğru geleceğinden adım gibi emindim.

Beklediğim gibi de oldu.Hayatı bunun gibi toplantılarla,açılışlarla,etkinliklerle geçmiş ama doyamamış o koskoca cemiyet amca,kendi startını kendisi verdi ve önündeki hattı salatalık gibi yararak sahneye yöneldi.Her adımında davetlilerin bir bölümü telef oluyor, darbeyi alanlar bize ne çarptı diye birbirlerine bakıyorlardı.

Geliyordu...
Herşeyi geride bırakarak geliyordu,
İman dolu göğsüyle geliyordu,
Acılardan arta kalan işte o bakışlarla geliyordu...

Sahnede üzerime doğru yaklaşan felaketi görünce herşeyi bırakıp kaçmak istedim bir an.Ama sağım solum davetli doluydu ve geriye çekilmekten başka kıpırdayacak yerim yoktu. Ya savaşmalı ya da kaderime razı olarak elimdeki kurdeleyi kuzu kuzu cemiyet amcama teslim etmeliydim.

Hayır!
Artık yeterdi! 
Ben de kurdelenin bir ucundan tutmak,şu fani ömrümde bir kez olsun altın makasın hazzını ben de yaşamak istiyordum!
Teslim olmayacaktım,sonuna kadar savaşacak ve böylelikle cemiyetteki yerimi daha da sağlamlaştıracaktım. Herkes benim kolay lokma olmadığımı anlayacak, bundan böyle ayağını denk atacaktı!

Darbeyi sağ omzumdan yedim. Bir daha,sonra bir kez daha. Bir cm bile kıpırdamamıştım yerimden. Cemiyet amca sonuç alamadığı her darbeden sonra daha şiddetlisini uyguluyor, başarısızlık yüzünün rengini kırmızıdan bordoya çeviriyordu. Terlemeye başlamıştı,gözlerini gözlerimden ayırmıyordu. Adeta bana gözleriyle "Vazgeç oğlum bu sevdadan, alırım kurdeleni!" diyordu. Ama o kurdele mücadelenin sonunda hala elimdeydi ve ben hala olmam gereken yerdeydim,zafer inananlarındı...

Öyle miydi? 

Tam o sırada yanımdaki protokol üyesi bana bir soru sordu. Sormaz olaydı, kendisine bakmak için,altını çizerek söylüyorum,sadece bakmak için iki saniyeliğine yaptığım en fazla 15 derecelik açıdan sızarak o dev gibi cüssesiyle beni sıradan atmayı başardı cemiyet amca. 

Kıssadan üç hisse:

Bedenine direnmiş ama siyasetine yenilmiştim. 

Kurdele sevdamı kalbime gömüp yeni maceralara yelken açmak en iyisiydi. 

Cemiyet amca öyle kolay olunmuyordu...

Önceki ve Sonraki Yazılar