1. YAZARLAR

  2. Nesrin ERDOĞMUŞ

  3. Adana Meydan Doğumevi...
Nesrin ERDOĞMUŞ

Nesrin ERDOĞMUŞ

Diyarinsesi.Org Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Adana Meydan Doğumevi...

A+A-

Sevgili Okurlarım.
Uzun oldu sizlerden ayrı kalmam.
Yazma bende bir tutku olsa bile ara ara yazılarıma çeşitli sorunlardan dolayı ara vermek mecburiyetinde kalıyorum.
Fakat yine sizlerle bu köşede her hafta olmak suretiyle buluşmaya karar verdim.
Yine son günlerde televizyonlarda ve sosyal medyada gündem konusu olan Adana Meydan Doğumevinde yirmi yıldan fazla bir zaman diliminde yaşanan çocuk olaylarındaki sorunları dile getirmeye ve sizlerinde görüşlerinizi almaya karar verdim.


Yıllar önce Adana Meydan doğumevinde bir çok çocuğun doğduktan sonra hastane yetkililerinin de haberleri olduğu halde kaçırıldıklarını, başka ailelere satıldıklarını sosyal medyadan ailelerini ve çocuklarını  arayanları duydukça hepimizin tüyleri diken diken oluyor fark ediyoruz.


Yıllar önceydi. Yıl 1992 Diyarbakır Devlet hastanesi Kadın çocuk ve  Doğum evine doğum sancılarımla yatmıştım.
Çok değil daha bir hafta önce fısıltı gazetesinden bu hastanede bir çocuğun kaçırıldığını duymuştum.
Ve o korkuyla sezeryanla doğum yapmış sağlıklı bir kız çocuğu dünyaya getirmiştim. Hastane odasında ilk gece ağrı ve sızı içinde uyanmış, belki de aldığım  duyumlarla korkudan farklı sesler duymaya başlamıştım.
Diyarbakır Kadın Doğum evinde soğuk kasım aynının ortalarında kaloriferler yanmıyor sadece elektrik sobasıyla hastane odamızı ısıtabiliyorduk. Bir anne olarak hamileliğim çok zor geçmişti. Hamileliğimin ilk aylarında bebeğimi kaybetme korkusu yaşamış ve bu korkuyla dokuz ayımı doldurmuştum.


Doğum yapmış bu sevinçle ALLAH’ın bana bahşettiği bebeğimi kucağıma alabilmiştim.
Rabbime şükürler ediyordum.
Şimdi diyeceksiniz ki Nesrin Hanım sizin bebeğinizi kimse götürmemiş fakat siz neden böyle yazılar yazıp bizlerin yüreklerini hoplatıyorsunuz diye.
Evet dostlarım  belki de haklısınız, amma velakin şuan yıllar önce bebekleri çalınan veya öldü deyip ailelerine ölüsü verilmeyen bu korkunç durumları duydukça her şeyin biz insanların başında olabileceğini siz okurlarıma bir kez daha hatırlatmak boynumun borcudur diye düşünüyorum.


Gelelim hastane odasında geçirdiğim ve hala hatırladıkça ürktüğüm ilk geceye…
Sancılarla uyanmıştım. İçimde büyük korkularım sancılarıma karışmış bir şekilde beni ürkütüyordu. Ya bebeğime bir şey olursa, ya onu kaçırırlarsa ya bir daha göremezsem korkusuyla bizim gelinimizin refakatçı olarak yanımda kaldığını görüp ona seslenmeye çalıştım. Ama ne fayda uyku baldan tatlıdır diye boşuna söylememiş büyüklerimiz.
Refakatçım günün vermiş olduğu yorgunlukla derin uykulara dalmış ve bendenizde bir türlü o kısık sesimle onu uyandıramıyordum.


Sonra her ne hikmetse elime peçete poşetini geçirdiğimi ve rafakatçıma fırlattığımı hatırlıyorum.
Kalkmasını odamda bulunan iki kapınında hemen kapatmasını yoksa bebeğimi kaçırırlarsa diye duyduğum korkuyu bir çırpıda yarım yamalak kelimelerimle söyleyip tekrar uyuduğumu hatırlıyorum.
Şimdi gelelim Adana Meydan doğum evinde yıllar önce bebekleri olup da annelerinin kucaklarına verilmeden başka ailelere para karşılığı verilişlerine.


O anneler yıllar sonra annelik duysuyla hala kaybolan evlatlarını arıyorlar. Ya evlatlar onlarda evlatlık olduklarını bir nevi öğrendiklerinde ailelerini arayıp uzun bir umut yolculuğuna çıkıyorlar.
İçler acısı değil mi ?


Dostlarım düşünsenize bu başımıza gelmez dediğimiz  olaylar zinciri sadece Adana Meydan Hastanesinde değil, tüm Türkiye’de hatta dünyada olan  acı olaylardır.
VE …
İnsanlarımız yıllar sonra yaşadıkları onca acıya rağmen evlatlarından veya yakınlarından bir ufacık haber almak için bile umut dolu arayışlara girmektedirler.


Sizi bilmem ama bende büyük bir etki yaratarak bu satırlarımı sizlerle paylaşmaya karar verdim.
Yeni yılın son günlerinde siz okurlarıma güzellikler diliyor, umutlarınızı yüceltmenizi canı gönülden istiyorum.
Sevgimde kalınız. Sevgilerimle…

Önceki ve Sonraki Yazılar