1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR TANITIM

  3. Haydi Abbas Vakit Tamam (Hikayesi)
Haydi Abbas Vakit Tamam (Hikayesi)

Haydi Abbas Vakit Tamam (Hikayesi)

Cahit Sıtkı askerliğini yedeksubay olarak yapmak üzere birliğinegider.O yıllarda yedeksubay sayısı az olduğundan her yedek subaya emireri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künyedefterini ister.

A+A-

Sırayla isimlere bakmaktadır bir isim dikkatini çeker.  Abbas oğlu Abbas.. elindeki sakatlıktan yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas.. Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kapı çalınır.karşısında civan mert yiğit biri selam çakıp;
” -Abbas oğlu Abbas emret komutanım!.. ” der..
aralarında söyle bir konuşma geçer.
“-nerelisin?
“-vatanın her yeri benim, bende vatanın eriyim komutanım,”
“-aslende Mardin, Midyat kazasından”
“-sen benim emir erim olurmusun?
“-siz bilirsiniz komutanım!.

2018-12-22_113219.jpg
askere eşyalarını toplamasını emreder ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını ister. Zamanla askerin zekiliği sıcakkanlılığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar Cahit Sıtkı ‘ ya kahvaltı hazırlar, öğle yemeğini sormadan getirir, tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Erkenden kalkıp Cahit Sıtkı‘ nın kıyafetlerini ütüler hazırlar ve evin temizliğini yapar.. Akşamları olunca Cahit Sıtkı ‘ nın sevdiği yemek ve mezeleri hazırlar..zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir. 

Cahit Sıtkı.. Zaman zaman karşısına alıp dertleşir ve bu anadolu çocuğunun ruhunda gizli şeyleri keşfeder.. Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas.. Aralarındaki duygu bağları güçlenir.
böyle bir keyf geçesi akşamında, alkollü Cahit Sıtkı sorar;
“-sen istanbul ‘ u bilirmisin Abbas?
“-bilirim komutanım..
“-orda bir Beşiktaş var bilirmisin?
“-bilirim komutanım!.ben orda acemi birliğindeydim. .
“-orda benim bir sevgilim var..sen bana kaçırıp 0nu getirirmisin?
“-emriniz olur komutanım!
sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki..Abbas yeni takım elbise giymiş kıravat takıp, traş olmuş hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar;
“-takım elbiseyi nerden temin ettin? nedir bu hal”
“-elbiseyi, bir tüccardan selamınız mukabili ödünç aldım.
“-niçin? ne yapacaksın böyle?
“-siz emrettiniz ya bana..ben gideceğim ve size sevgiliyi akşama getireceğim!..

gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı..fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından
duygulanır.. Beyoğlu’nda mudavimi olduğu meyhaneye gider vakit öğle üzeri olduğundan, mekan henüz yeni açılmaktadır,


Meyhaneci, kızgın bir ifade ile,
“-güneş tepede, bu saatte gelinir mi? Şimdi git akşam gel” der.
akşam olur..
Meyhanenin bahçesinde ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbası karşısına oturtur..birlikte yer içerler.
Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kaleme döker!……
Haydi Abbas, vakit tamam;
akşam diyordun işte oldu akşam.
kur bakalım çilingir soframızı;
dinsin artık bu kalp ağrısı.
şu ağacın gölgesinde olsun;
tam kenarında havuzun.
aya haber sal çıksın bu gece;
görünsün şöyle gönlümce.
bas kırbacı sihirli seccadeye,
göster hükmettiğini mesafeye
ve zamana.
katıp tozu dumanı,
var git,
böyle ferman etti Cahit,
al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş ‘ tan;
yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
1942 - CAHİT SITKI TARANCI

CAHİT SITKI TARANCI KİMDİR?

Cumhuriyet Döneminin ve edebiyatımızın en önemli şairleri arasında sayılan Cahit Sıtkı Tarancı, 4 Ekim 1910da Diyarbakırda dünyaya gelmiştir.

Eğitim hayatına Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesinde başlayan Tarancı, bir süre burada okuduktan sonra 1931 yılında Galatasaray Lisesine geçmiştir. Ancak aldığı Fransızca eğitim onun için bir dilden ziyade büyük bir edebi birikim yaratmıştır. Stéphane Mallarmé, Charles Baudelaire ve Arthur Rimbaud gibi dünyanın en önemli şairlerini o yıllarda okumaya başlamış ve kendisinde bulunan cevheri daha lise yıllarında ortaya çıkarmıştır. Cahit Sıtkı, bu yıllarda ilk şiirini “Akademi” dergisinde ve büyük bir öneme sahip olan Servet-i Fünûn dergisinde yayımlamıştır. Böylece Tarancı, 49 yıllık yaşamının büyük bir kısmını oluşturan yazın hayatına başlamıştır. Yine bu çağlarda Yedi Meşaleci hareketinin ve Cumhuriyet Döneminin en önemli isimlerinden Ziya Osman Saba ile tanışmıştır. Edebiyatın bu önemli iki adamı bu tanışma ile büyük bir dostluğa da başlatmışlardır.

1930’lu yıllarda Tarancı, Mülkiye Mektebinde okumaya başlar ancak bir süre sonra okuldan atılır ve Yüksek Ticaret Okuluna girer. Fakat bu sıralarda şair, Sümerbankın memuriyet sınavını kazanır ve okulu yarıda bırakır. Bir süre memurluk görevini yapan Tarancı, daha sonra memurluk görevinden ayrılır. Cumhuriyet Gazetesinde öyküleri yayımlanırken Cahit Sıtkı, gazetenin güçlü isimleri sayesinde Paris’e eğitim amacıyla gider. Pariste bir yandan üniversite eğitimi alan Tarancı, bir süre burada bir radyoda spikerlik yapar. Bu yıllarda II. Dünya Savaşı alevlenir ve Alman uçakları Paris semalarında bombalama yapmaktadır. Türkiyeye dönmek zorunda kalan Cahit Sıtkı, geri döner dönmez askerlik görevini yerine getirir. Fransızca eğitiminden dolayı Tarancı, bir süre tercümanlık yapar.

Takvimler 1946’yı gösterdiğinde Cahit Sıtkı Tarancı, ünlü şiiri “Otuz Beş Yaş” ile katıldığı CHP Şiir Ödülünü kazanır. Bu ödül artık onun adını tüm ilkeye duyurmuştur. 1

951 yılında ise şair, Cavidan Tınaz ile evlenir. Ancak Cahit Sıtkı, birkaç yıl sonra geçirdiği bir kriz neticesinde felç olur ve birçok hastanede tedavi görür. Daha sonra devlet tarafından Tarancı, Viyanaya götürülür. Burada tedavi gören Cahit Sıtkı Tarancı, yaşamı boyunca yaşadığı ölüm hissini 12 Ekim 1956 yılında tadar ve hayata gözlerini yumar. Şairin Diyarbakırda ki evi 1973ten itibaren “Cahit Sıtkı Müze Evi” olarak ziyaretçilerini beklemektedir.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın Yazım Hayatı

Cahit Sıtkı, edebiyata ne zaman başladığını Can Yayınlarından çıkan ve Asım Bezirci tarafından derlenen “Otuz Beş Yaş” kitabının giriş kısmında yapılan konuşma da şu şekilde anlatmaktadır;

-Edebiyata karşı ilk ilgi sizde ne zaman ve nasıl uyandı?
-İlkokulda iken Namık Kemalin Tevfik Fikretin, Mehmet Eminin şiirlerini yüksek sesle okumayı pek severdim. Fransız okuluna geçtiğimde durmamacasına roman okumak tutkusuna kapıldım. Yine o tarihlerde Diyarbakırdaki kız kardeşime uzun uzun manzum mektuplar yazdığımı hatırlıyorum. Fakat bende edebiyata özellikle şiire karşı gerçek ve köklü denilebilecek ilk ilgi Galatasaray onuncu sınıfta sıra arkadaşım Ziya Osman Sabanın yardımıyla tanıdığım Baudelaire ile başlar. Bu dev Fransız şairini içime sindire sindire okuduktan sonradır ki, şiir yazmak benim için soluk almak, yemek içmek kadar doğal bir yaşam eylemi oldu.

Cahit Sıtkı, edebiyata başlama macerasını bu şekilde anlatır. Daha sonra şair, ilk şiirlerini lise çağında çeşitli dergilerde yayımlar. Mülkiye Mektebine devam ettiği yıllarda “Ömrümde Sükût” adlı kitapta şiirlerini toplayarak yayımlar. Bu onun ilk kitabıdır. Cavidan Tınaz ile yaptığı evlilik yıllarında yazdığı şiirleri ise Tarancı, “Düşten Güzel” adlı kitapta toplar. Cahit Sıtkı, vezin ve uyaktan kopamamış ancak bu kurallar çerçevesinde şiire farklı bir boyut kazandırmıştır. Sanat için sanat ilkesi ile şiir yazan Tarancı, şiirlerinde ölüm temasına fazlaca yer yermiştir. Bunun yanı sıra yalnızlık, çocukluğuna duyduğu özlem de onun şiirine giren konular arasındadır.

Şiirleri
Ömrümde Sükût (1933)
Otuz Beş Yaş (1946)
Düşten Güzel (1952)
Sonrası (1957)

Cahit Sıtkının ölümünden sonra;

Ziyaya Mektuplar
Gün Eksilmesin Penceremden( Öykülerinin derlemesi)

Kaynakça:
Tarancı, Cahit Sıtkı, Otuz Beş Yaş, Derleyen: Asım Bezirci, 20. Basım, sayfa; 12, 157
Uyguner, Muzeffer, Cahit Sıtkı Tarancı (Yaşamı-Sanatı-Yapıtlarından Seçmeler), Bilgi Yayınevi, İstanbul, 1992.