1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Yüreğimizi yakan olay ve sonrası…
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Yüreğimizi yakan olay ve sonrası…

A+A-

Yüreğimizi yakan olay ve sonrası…

 

14 Temmuz Perşembe günü Silvan ilçesine bağlı Dolapdere köyü kırsalında yaşanan çatışmada 13 askerin şehit olması tüm Türkiye'yi gerdi.

“Demokratik Özerkliğin” ilan edildiği saatlerde yaşanan olayın akabinde yükselen tansiyon beraberinde başka olayları getirdi.

Türkiye'nin birçok ilinde şehitler için gerçekleştirilen protesto eylemlerinde tehlikeli olaylar yaşandı.

Aydın'ın Germencik ilçesinde Kürt kökenli işçilere yapılan saldırıyı Elazığ, Adana ve İstanbul başta olmak üzere bir çok ilde BDP il binalarına yönelik saldırılar takip etti.

Güvenlik güçlerinin sağduyusu sayesinde ciddi bir olay yaşanmadı. Olaylar büyümeden sona erdi.

 

Yaşanan olayın nasıl vuku bulduğu, saldırıda ihmal var mı, yok mu bununla ilgili soruşturma başlatıldı. Genelkurmay Başkanlığı, konuyu detaylı bir şekilde irdeleniyor. Sonuçları açıklanır mı açıklanmaz mı bilmiyorum ama yaşanan olayın zamanı biraz düşündürücü.

Demokratik özerkliğin ilan edildiği saatlerde, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'da Türkiye'de idi.

Evet, işte böyle bir zaman diliminde gerçekleşen çatışma ve akabinde 13 askerimizin şehit olması Türkiye'yi derin üzüntüye sevk etti.

Ama her zamanki gibi bir gerçek vardı.

Ateş düştüğü yeri yakıyor.

Yine aynı oldu. Olayın üzerinden 5 gün geçmeden 13 aile acılarıyla baş başa kaldı. TV ekranlarında yayınlanan şehit haberlerini izlerken her zamanki görüntüye tanık oldum.

Yoksulluk, çaresizlik, acı, elem ve gözyaşı.

Dikkat ettiyseniz şehit olan askerlerin tamamı fakir ailelerinin çocuklarıydı. Bulundukları mahalleler, evlerinin durumu maddi durumlarını yansıtıyordu.

 

Olay sonrası BDP il binalarına yönelik tehlikeli saldırı, büyümeden önlendi. Bir çok ilde BDP'nin camları kırıldı, parti binaları işgal edilmek istendi.

Yıllardır her şehit cenazelerinden sonra aynı manzaraları izliyoruz.

Aslında asıl amaç ta bu.

Ülkede bir Kürt ve Türk çatışması çıkarmak.

Yıllardır bununla ilgili bir çok senaryo devreye koyuldu ama çok şükür ki her zaman sağduyu sayesinde bu emeli arzulayanlar emellerine ulaşamadı. Temennimiz bundan sonra da ulaşmamaları.

 

Evet, Abdullah Öcalan'ın barış konseyini dile getirdiğinin hemen akabinde 2 asker ve bir sağlık memurunun kaçırılması, Silvan'da 13 askerin şehit edilmesi 6 askerin de yaralanması, bir gece sonra Siirt'te bir baş komiserin şehit edilmesini anlamak mümkün değil.

PKK bugüne kadar genelde hep İmralı'yı dinledi.

Yaşanan bu olay çatışmayı gerçekleştiren ekibin başkaları tarafından yönlendirdiği şüphesini gündeme taşıdı.

Ama önemli olan bu değil.

Önemli olan barış sürecine girilirken, Öcalan bile bunu 'Barış konseyi kurulsun' talimatına rağmen, bir taraftan Demokratik özerklik ilan ediliyor, diğer taraftan Silvan kırsalında 13 asker şehit ediliyor.

Bunun nasıl bir izahı olabilir?

Kürt sorunu çözümünde 3 farklı düşünce mi var?

PKK farklı, Öcalan farklı, BDP farklı mı düşünüyor?

Bunu zamanla daha net olarak algılayacağız.

 

Yaşanan olayda dikkatimi çeken önemli noktalardan biri de olayı gerçekleştiren grubun nereye kaçtığıdır. Bölgede başka özel timler varken ve kobra helikopterler devrede iken, olayı gerçekleştiren grup nasıl kaçabiliyor?

Tamam olayın yaşandığı bölge biraz dağlık, biraz da kayalık.

Ama asla bir Tunceli, Şırnak ve Hakkari coğrafyası değil.

Olayın vuku bulduğu yeri incelediğimizde Diyarbakır'ın Silvan, Hazro, Kulp, Batman'ın Sason ilçeleri bulunuyor. Buralarda binlerce asker var.

Yine aynı bölgede korucu olan köylerin sayısı azımsanmayacak kadar.

Gündüz vakti yaşanan.bir olayda grubun iz kaybetmesi benim açımdan çok ta anlaşılır değil.

 

Evet, yüreğimiz yandı, üzüldük.

BDP il binalarına ve bazı yerlerde Kürtlere yönelik saldırılar saldırının asıl amacını ortaya koymuştur.

Yukarıda da belirttiğim gibi iki halk arasında nifak ötesi çatışmayı hayal edenler var.

Bugüne kadar yapılan tüm provakasyonel eylemlerde bunu başaramayanlar son Silvan olayında da bunu başaramamıştır.

Bir önemli konu ise televizyonlara çıkan bu uzmanlar, belki hayatlarında bir kez bile kırsalı görmeden haritadan ahkam kesmelerine anlam veremiyorum.

Strateji uzmanı zavallılar, sadece bağırarak ve çağırarak anlatıyorlar ne anlatıyorlarsa!

Televizyoncularında ağızlarını öylece açıp onlara a öyle mi?, hımm tarzı yaklaşımlarını hayretle izlemekteyim.

Allah böyle medyanın eline düşmanımı bile düşürmesin.

Şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum.

Umarım, bir daha böylesi acı olaylarla karşılaşmayız.

Hoşça kalınız…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT