1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Yenilik Yok, Değişim Yok
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Yenilik Yok, Değişim Yok

A+A-

Fatih Terim oyunlarını değerlendirmeye çalışırken sıkı bir bilinç ve disiplinli bir iradeyle tarafsız ve mümkün olduğu kadar nesnel olmaya gayret ederim. Çünkü Fatih Terim'in bende depolanan mirası duygu düzeyinde tarafsızlık ve nesnelliğimi her an ihlal edebilecek negatif bir potansiyel taşıyor. Duygularım Fatih Terim ile barışmaya hiç yanaşmıyor. Ama düşüncelerim “eğer sen değiştiğine ve değişim potansiyeline inanıyorsan, Fatih Terim dahil herkesin değişebileceğine de inanmalısın” diyor. Buna rağmen itiraf etmeliyim ki Fatih Terim ile iyi ve güzel futbol kavramları yan yana geldiğinde, bilinç dışı bir itkiyle, gerilirim.

 

Ulusal takım İsveç maçına şahane bir başlangıç yaptı. Kısa, dik ve yan paslarla kendi ceza sahasının önünden rakip ceza sahasına kadar, neredeyse topu rakibe hiç teslim etmeden götürmeleri doğrusu benim gibi biri için bile çok şaşırtıcı oldu. Ama çok kısa bir süre sonra bu durumun kendiliğinden, de-facto, maçın coşkusuyla şekillenen bir eylem olduğu görüldü. Özellikle kaleci Volkan Babacan'ın ısrarla her topa uzun vurması, kimi zaman ulusal takımın yerden kısa ve çoklu paslarla oynama çabasıyla tam bir çelişki haline geldi.

 

Burada temel soru şudur: Ulusal takım İsveç karşısında sahada nasıl konumlandı? Konum sözcüğüyle kastetmeye çalıştığımız şey 4-3-3 ya da 4-4-2 veya 4-1-3-2 gibi şablonik yerleşimler değildir. Bu tür şablonlar sahada hangi oyuncunun hangi oyuncuya ne mesafede duracağına dair ipuçları verebilir. Ama bu şablon esasen rakibi topla birlikte nerede ve nasıl karşılayacağınızı izah etmez. Aynı şekilde yine bu şablonlar topla birlikte rakibi, alanı nerede ve nasıl geçebileceğinizi de anlatmaya yetmez.

 

Eğer kaleci Volkan Babacan her topa uzun vuruyorsa, takım olarak oyunu iki bölgede oynamak imkansızlaşır. Çünkü kaleci vuruşlarının herhangi bir garantisi yoktur ve bu garantisizlik durumu rakip kontrataklarına karşı hem geride hem orta sahada oyuncu bulundurmanızı zorunlu hale getirir. Eğer iki bölgeye sıkıştırılmış, hücum ve savunma oyununu oynamak kararındaysanız kalecinizin uzun vurmasına izin vermezsiniz. Çünkü kaleciniz aracılığıyla elinizde olan topa ihtiyacınız var; onu gönüllü bir biçimde rakibe anlamsızca teslim etmek istemezsiniz.

 

İşte tam bu noktada Fatih Terim oyunlarının tutarsızlığı bütün ihtişamıyla sırıtır. Kısa paslarla topu ve oyunun inisiyatifini isteyen biriymiş algısı yaratmaya çalışan Fatih Terim'in, kalecinin uzun vuruşlarına izin vererek esasen alanları top ve çok adamla katetmek düşüncesinde olmadığı, tam tersine kaleci vuruşuyla takımını ileriye doğru itmeye çalıştığını görürüz. Futbol oyunu stratejik olarak bu kadar kafa karışıklığını kaldırmadığı gibi, eğer net bir biçimde planladığınız bir pas dolaşım modeline ve bu modeli bir araç olarak inşa edecek olan pas tipine karar vermemişseniz dengeli bir takım yaratmanız mümkün değildir. Zaten her rakip kendi oyunuyla sizi dengesizleştirmeye çalışır; bir de üstüne üstlük siz kendi oyununuzu yetersizliğiniz ya da yanlış tanılarınız yüzünden dengesizleştiriyorsanız, hal ve gidişinizin Allah'a kalacağı su götürmez bir gerçeklik olur.

 

Adı üstünde hazırlık maçı; hazırlık maçlarında birden fazla taktik planı uygulamaya çalışabilirsiniz, taktik düşüncedeki arayışlar makul ve makbuldür. Ama belirgin bir sistem planlaması dahilinde. Sistemle bu oyunu nasıl oynayacağınız belirgin hale gelir; taktiklerle de oynamak istediğiniz o oyunu daha kolay ve daha pürüssüz hale getirmeye çalışırsınız. Hazırlık maçlarında bu tür düşünceleri dener, sınar, fazlalıklarını ayıklar, eksikliklerini de tamamlamaya çalışırsınız.

 

İsveç karşısındaki ulusal takımda bu özgün, sistematik yapılanmaya tanık olmadığımı ifade etmeliyim. Oyun içindeki bütün oyuncuların boş alan yaratmak yerine, boştaki oyuncuyla topu buluşturma çabası bu tespitin en önemli sebebidir. Örgülü, organize olmuş takım boş alanlar yaratıp, alanları öyle katetmeye çalışan takımdır; alanların dışına kaçmış, oyun merkezinden uzaklaşmış boş oyuncuya pek itibar edilmez. Örgülü ve organize takımların hücum oyuncuları her pozisyon ve her durumda elleriyle topu kendilerine istemezler, çünkü önceden tasarlanmış bir bulmacanın içinden topla ne zaman ve nerede final vuruşu için buluşacaklarını bilirler.

 

Volkan Şen bu düzeyde oyunların oyuncusu değil; çünkü sahada o'ndan başka hiç kimse yokmuş gibi bir tutum içinde. Terim'in Arda Turan'ı her derde deva bulacak hekim gibi, joker adı altında heryere göndermesi belli bir planla oyunun sorunlarını çözmek yerine, oyuncunun yetenekleriyle herşeyi çözme zihniyetinin somut göstergesidir. Neredeyse ilk vazgeçtiği oyuncunun Oğuzhan Özyakup olması aslında Terim'in döngülü, çok paslı, dar alanlı ve bol presli bir oyun planlaması içinde olmadığını gösterir. Çünkü bu takım içinde Oğuzhan Özyakup'tan daha fazla takımı birarada tutacak, topun sizde olmasını sağlayacak ve top sizdeyken alan katetmenize imkan sağlayacak başka da bir oyuncu yok.

 

Fatih Terim “ ben değiştim.. kendimi geliştiriyorum ve büyük emekler sarfediyorum” diyor ama sahada oynatmak istediği oyun maalesef o'nu doğrulamıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT