1. YAZARLAR

  2. Belgin Mete IŞIK

  3. Yeni Anayasa Çalışmalarında HDP Dışarıda Bırakılamaz
Belgin Mete IŞIK

Belgin Mete IŞIK

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

Yeni Anayasa Çalışmalarında HDP Dışarıda Bırakılamaz

A+A-

Doğada hiçbir canlı tek başına varlığını sürdüremiyor. Her canlı kendi doğasının yegane ve öncelikli amacı olan hayatta kalmayı ve hayata tutunmayı ancak kendi türünden diğer canlılarla kurduğu habitatlarda gerçekleştirme ve kendi türleri içinde onlarla birlikte varolma imkanı bulabiliyor. Bu habitatlar canlılar için kendilerini en güvende hissettikleri, herhangi bir tehlike durumunda sığındıkları, yaşamsal tehditlere karşı birbirleriyle dayanıştıkları, küçüklü büyüklü topluluklar. Belli bir hiyerarşi içinde olsun olmasın, kıt yaşamsal kaynakların adil bölüşümünü sağlamak ve güvenceye almak da bu habitatlardaki sosyalleşme faaliyetlerinin can damarlarından.

Bu sadece bitkiler veya hayvanlar için değil, aynı zamanda insanlar için de geçerli. Yaşamsal aktivitelerimizi sürdürmek ve varoluşumuzu güvence altına almak için başka insanlara ihtiyacımız var. Öte yandan; insanların, diğer canlılardan farklı olarak, hayatını özgürce geliştirip, serpilmeye de ihtiyacı var. İşte bu ihtiyaçtır ki “demokrasi” denilen temel değerin özünü oluşturuyor. Demokrasiyi inkar ettiğimizde ya da ötelediğimizde aslında bireysel ve dolayısıyla toplumsal gelişmenin de önünü tıkıyoruz, adalet ve ahlak duygularından uzaklaşıyor, birileri lehine/aleyhine yaşam damarlarını tıkıyor ve bu suretle türümüze ihanet ediyoruz; insanı ve toplumu çürüten, kirleten şiddetin ve kutuplaşmanın nifaklarını saçmış oluyoruz.

Çok değil, henüz 10 gün önce yaşadığımız bu ülkede, kanlı ve vahim bir “darbe girişimi” krizi ile karşı karşıya kaldık. Bütün demokratik reflekslerimizle bu darbeye karşı durduk. Devlet bütün halka, hiçbir fark gözetmeksizin, herkese, birlik ve darbeye karşı direniş çağrıları yaptı ve bu çağrı toplumun her kesiminde de karşılığını buldu. Devletin çağrı dili; demokrasiye, parlamenter rejime ve halka karşı yapılmış bu darbe girişimine karşı tek vücut olup karşı çıkmak. Diğer bir deyişle: “husumetleri, ihtilafları bir kenara bırakalım, hepimize yönelik bir tehdit ve tehlike var, gelin birlik olalım, bu belayı defedelim”. Tam da bu noktada toplumun o hayatta kalma refleksi devreye girdi ve toplumun her kesimi ortak bir dille darbeyi lanetledi, fiilen başarısızlığa uğrattı.

Şimdi sıra darbe sonrası normalleşme, olası riskleri önleme ve gelecekte bu tip krizlerle bir daha karşı karşıya gelmemek için stratejiler geliştirmede. Ne var ki bu aşamada hükümet ve siyasi erk, Mevlana'nın “gel ne olursan ol gel” çağrı dilini bir kenara bıraktı ve bu kritik aşamada darbeyi lanetleyip, yandaşlarını demokrasi mitinginde toplayarak krizi atlatmada hükümete destek veren, seçilmiş ve parlamentoya girmiş bir partiyi, Halkların Demokrasi Partisi (HDP)'yi dışarıda bırakarak yeniden bir kutuplaşmanın önünü açtı.

İster sevin ister sevmeyin, ister bir terör örgütüyle bağlantılandırın, ister bağlantılandırmayın, ama ne olur elinizi vicdanınıza koyun; HDP, TC devletinin anayasası çerçevesinde, tıpkı AKP, CHP, MHP ve diğer parlamentoya girememiş partiler gibi kurulmuş ve Yüksek Seçim Kurulu'nun koyduğu esaslara uygun olarak seçimlere girmiş, 1 Kasım seçimlerinde %11 oranında oy almış ve parlamentoya girmiş, tamamen yasal bir siyasi parti.

HDP, yıllardır barışmaya çalıştığınız Kürt halkını, öyle veya böyle, parlamentoda temsil eden tek parti.

Şimdi böylesine kritik bir dönemde, devletin yeniden yapılandırılması sürecinde, anayasada yapacağınız değişikliklerin sinyallerini muhalefetle paylaştığınız bir “uzlaşma” toplantısında, HDP'yi dışarıda bırakmak, birlik çağrılarına, darbe karşıtı demokrasi çağrılarına büyük bir gölge düşürmek değildir de nedir? Her fırsatta “halkın iradesine saygı” vurgusu yaparken, halkın %11'ini temsil eden bir partiyi darbeyle savaşırken yanına alıp, sonra da anayasayı şekillendirme aşamasında bir kenara atmak hangi samimi demokrasi anlayışına sığar? Böyle bir ortamda halka veya parlamentoya servis edilecek bir anayasa taslağı ne kadar meşrudur ve Türkiye'nin sorunlarına ne kadar derman olabilir?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar