1. YAZARLAR

  2. Tanzer Polat YILMAZ

  3. Yaşam Kalitesi
Tanzer Polat YILMAZ

Tanzer Polat YILMAZ

Güneydoğu GİAD Başkanı
Yazarın Tüm Yazıları >

Yaşam Kalitesi

A+A-

Yaşam Kalitesi

En özet tanımıyla yaşam kalitesi, bireyin yaşadığı kültür ve değerler sistemi içinde kendi yaşamını nasıl algıladığıdır. Demek oluyor ki; birey, yaşadığı toplumsal yapı içinde, kendi yaşamını sorguluyor ve onu kalite algısında bir yere yerleştiriyor. Dolayısıyla bu kavram, ekonomi, istihdam, sağlık, siyaset gibi çok geniş bir yelpazeden verileri içeren genel bir erişim düzeyini ifade ediyor.

Bana göre yaşam kalitesinin bu tanımı, günümüzde yaşam kalitesi kavramını açıklamak için yeterli değil. Bizim ülkemizde maalesef hiç değil. İletişimin fiber hıza ulaştığı günümüz dünyasında, bireyin yaşamını, yalnızca yaşadığı kültür ve değerler sistemi içinde değerlendirmesi olanaksız. Uluslar arası bir perspektiften konuyu örneklemek ve nasıl bir yaşam algısına sahip olduğumuzu irdelemek gerekiyor bence. Birbirlerine uzak coğrafyalarda yaşayan toplumların rahatlıkla iletişime geçebildikleri, birbirlerinin yaşamlarına değebildikleri, yaşamlarındaki öncelikleri kıyas edebildikleri bir dünya artık burası. Bu gezegende erişilen teknoloji, yaşam kalitesi algısını, taraflardan biri için orantısız şekilde yükseltirken diğer taraf için ise yerlerde süründürebiliyor. Tahmin edin yerle yeksan olan kimler…

Şöyle açıklayalım. Bir Kanadalı'yı ele alın. Kendi toplumsal sistemindeki yaşam kalitesine dair algısı nedir bu adamın ? Ev sahibi olmak, araba sahibi olmak falan değil tabi, onlar var zaten. Bilimsel çalışmalarda özgürce bulunabiliyor mu, hobilerine yeterince vakit ayırabiliyor mu, kaç sivil toplum kuruluşunda birden görev alabiliyor, dördüncü yabancı dili öğrenebilecek olanaklara sahip mi, yurtdışı gezilerine senede kaç defa katılabiliyor, uluslar arası spor müsabakalarını, yaz ve kış olimpiyatlarını düzenlendikleri ülkelerde izleyip değişik kültürlerle hemhal olabiliyor mu ? Yüreğinizi şişirdim biliyorum ama soru listesini bu konseptte daha da uzatmak mümkün Kanadalı için.

Hadi şimdi benim Anadolu'nun bağrından kopmuş Ahmet abime soralım yaşama dair beklentilerini. Borçla harçla da olsa başını sokabileceği bir evi, eski model de olsa bir arabası var mı, ticaretle uğraşıyorsa eğer ekonomik kriz yaşamadan çarkını döndürmeyi becerebiliyor mu, ülkede darbe olsa sığınabileceği bir kapısı var mı, oğlunu okutup evlendirebiliyor mu, emekli olursa eline geçecek aylıkla geçinebiliyor mu, senede 15 gün tatil yapabileceği bir yazlığı eğer o da yoksa sahilde yaşayan bir akrabası var mı, kendisinin öğrenemediği İngilizceyi kızını bir kursa gönderip onun öğrenmesini sağlayabiliyor mu, kültürel değerlerini yaşatabiliyor, düşüncelerini korkusuzca ifade edebiliyor mu? Bu soru listesi de kendi mecrasında uzar gider Ahmet Abi için.

Şimdi de bu iki bireyin birbirleriyle temas ettiğini düşünün ve Ahmet abinin acısına ortak olun arkadaşlar. Yaşam kalitesini bir kenara bırakın, yaşamından nasıl nefret eder hale geldiğini tahmin edin sadece.

Diyeceğim o ki hayat zor bizim insanımız için. Gerçekten çok zor…

Bize siyasetin, bireyin yaşamından hareketle toplumun refah düzeyini arttırmak adına izlenen prensipler silsilesi olduğu öğretildi. Bu ülke de insanımız, Kanadalının yaşadığı gibi bir hayatı sürdürebilmeyi bir kenara bırakın sadece nefes alıp verebilmek için bile can pahasına mücadele etmek zorundaysa eğer kimse biz şöyle ilerledik böyle geliştik demesin. Ülke için can vermeye eyvallah da o ülkede bir Kanadalı gibi yaşamaya ne oldu?

Ve son olarak , Ahmet Abinin kendi topraklarında Kanadalının sahip olduğu yaşam kalitesinin binde birine bile erişemeden yaşamasına rağmen ülkesi ve geleceği için verdiği çabayı, gösterdiği fedakarlığı, döktüğü kanı düşünün ve onun önünde saygıyla eğilin…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT