Abdulkadir Nur GÖRDÜK

Abdulkadir Nur GÖRDÜK

Şair / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

VİCDANLI OLMAK

A+A-

Bir bayram daha geçti acısıyla, tatlısıyla. Kimiler mutlu oldu, kimiler mahzun, kimisi yalnızdı kimisi kalabalık. Kurban kesmek isteyen amacına ulaştı, dağıtan dağıttı, dağıtmayan kavurmalık ayırdı. Ama herkes yaptığına dini açıdan bir çehre uydurarak, başka birinin yaptığına dayanarak veya ‘’ bana göre doğru olan buydu’’ diyerek bir kalıba sokmaya çalıştı. Zaten yaşamın diğer ayrıntılarında da böyle değil midir?
Yapılan eylem mutlaka bir öğretinin gölgesine sıkıştırılmak isteniyor. 
Bazen, Cenneti anaların ayaklarına seriyor, bazen de çocuklarıyla beraber çöplükte aç yatan bir anneyi görmemekte ısrar ediyor.
Yüzü, gözü morarmış 80 yaşını aşkın bir annenin evladını aramasından rahatsızlığını dile getiriyor. 
Ya da, yanında minik bir ücrete ama her türlü işi yükleyerek çalıştırdığı bir ananın bebeklerine götüreceği süt parasını vermekte ağır davranıyor.
Son yıllarda her şeye dini açıdan izahat bulmak zorunda hissediyoruz kendimizi. Neden mi? Vicdani tatmin belki de.
Sen, inandığın dinin gereğini yapmak zorundasın, karşıdakine göre tavır alamazsın hele hele herhangi bir menfaat veya çıkar uğruna din kuralını altüst edemezsin, buna hiçbir makamın, mevkinin, kişinin, toplumun, cemaatin, tarikatın, devletin hakkı yoktur ve ideal yaşamda haddi de değildir.
Kamusal alanda, şahsi işlerini kendine özel ortamda, resmi işlerini Kamunun vekâleti ve kefaletini omuzlarında hissederek yapmak zorundasın. Mesain devam ederken, halk senin bankonun önünde veya kuyrukta derdine çözüm aramayı beklerken, paçalarını sıyırıp, terliklerini şaklatarak abdest almak veya namaz kılmak üzere uzun uzun yerini terk edemezsin.
Dost sohbetleriyle öldürdüğün zaman dilimlerini kapıdaki görevlinle ‘’Toplantıda’’ dedirtemezsin.
Bazen öyle, bazen böyle davranamazsın. Ha, öyle davranabilirsin belki ancak tabi olduğun sistem sana gerekli cezayı vermek zorundadır.
Bunun içinde önce Hukuki ve adil kurallarla işleyen sistemi kurup, sonra sen de dahil ona tabi olmalısın.
Mesaide olman gereken saatlerde yoksan, olmadığın süreler için aldığın maaşın o kısmının haram olduğunu neden bir resmi yetkili demez, bir cami imamı dile getirmez, diyanet neden üstünde durmaz.
Her şey atı alanın Üsküdar ı geçmesimi dir?
Bunları neden yazıyorum, bağışlayın, din yazısı yazmak değil amacım. 
Son günlerde, toplumun imanını elinden alacak türden konuşmalar yapan Aile danışmanları, cemaat sözcüleri, siyasi hatipler ve buna benzer kişilerin söylediklerine atıf yapmaktır amacım.
Milletin yatak odasında, kaç kişiyle, nasıl ve ne zaman yatacağını hatta hangi pozisyon veya duyguyla olacağını söylemek size mi kalmış behey utanmazlar. Tabi en kötüsü din adına.
Kadınla erkeğin hatta çocukların olduğu zamanlarda gerek TV den gerek sosyal alandan ve gerekse adına düzenlenen toplantılarda ailenin mahremiyeti neden utanmazca teşhir edilir. Bunun adına din eğitimi mi yoksa yozlaştırma hamleleri mi dememiz lazım.
Arap toplumunda yapılmış diye zorunlu eğitim verdiğin yaştaki kız çocuklarını yani 10-12 yaş grubunun evlendirilebileceğini neden topluma enjekte ediyorsun behey ahlaksız. Sen o yaştaki kızını 60 yaşındaki bir ergene verir mi sin? 
Erkek çocuklarının uğradığı zulüm ve taciz olaylarına neden sessiz kalıyorsun ey yetkili, ona tecavüz edenin kimliğinin Allah katında önemi nedir?
Tarikat liderinin geçtiği yolu öpmeyi, yaptığı toplantıda peygamberlerin gelip nasıl onunla istişare ettiği, giydiği terliğinin sırattan uçarak geçeceği, astronomi ilmindeki yetki ve yaptırımlarını söyleyip, insanları etki altına almanın bir yaptırımı olmayacak mı?
Bu mübarek toprakların dinini korumak zorunda olan resmi kişilik ve dairelerin bunlara kayıtsız kalmalarına ne dersiniz? Kimse onlara sus demeyecek mi?
Halkın değer yargılarına hakaret sonucu da çıkan hatta Devlet büyüklerine peygamberlik hatta Tanrının vasıflarını yakıştırarak küfre varan söylemleri parti veya siyaset adına ifade eden cahillere neden kimse dur demez.
Yazılacak konu çok ancak sabrınıza saygım var.
Elinden geleni yapmak kadar yapmamak da mesuliyettir. Allah hesabını sorar.
Bunları düzeltmek için sadece vicdanlı olmaya ihtiyacımız var. Bize yapılana da , karşıya yapılana da aynı adil vicdan ölçüleriyle bakmaya yani, yoksa gerisi laf-u güzaf….
Saygılarımla…
A.N.G

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT