1. YAZARLAR

  2. Av.Aysel ABA KESİCİ

  3. Vicdan ile Kanun Arasında Kalan Hakim
Av.Aysel ABA KESİCİ

Av.Aysel ABA KESİCİ

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Vicdan ile Kanun Arasında Kalan Hakim

A+A-

Bakırköy Aile Mahkemesi, günlerden duruşma günü. Adliye koridorun da, duruşmamı beklemek yerine, en sevdiğim Hakimin, duruşmalarını seyretmeyi yeğliyorum. Bugün, Hakimimiz biraz gergin. Mahkeme kalem personeli, gerekli hazırlığı yapmamış , dosyalar karmakarışık, mübaşir duruşma listesini asmayı unutmuş. Mübaşir, davacı- davalı isimlerini anons edeyim derken, yanlışlıkla tanık isimlerini anons ediyor ve melek gibi Hakimimizi, sinirlendirmeyi beceriyor. Anlaşılan, mübaşir geçici olarak görev ifa ediyor.

Neyse ki ağır aksak da olsa bir, iki duruşma ilerleyebildik, fakat yine de 9:55 olan duruşmam, saat 11:00 olmasına rağmen alınamadı. Mübaşir, sıradaki duruşmayı, anons ediyor. Davalı taraf olarak, içeriye 25 yaşlarında, 1.80 cm boylarında, zayıfça bir kadın, 35 yaşlarında, gayet iyi giyimli, iyi diksiyonlu, bir meslektaşım giriyor. Davacı Taraf olarak ta, 1.60 boylarında, vücut geliştirme salonu işleten, kasları balon gibi şişmiş, kollarında eskiden kalma jilet kesik izleri ve dövmesi olan bir erkek, iştirak ediyor. Celse açılıyor, Sayın pek değerli Hakimimiz, dosyayı karıştırırken göz ucu ile salonu gözlemliyor. Ben de, bu arada, dava konusunun ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Zannımca boşanma davası. Davacı taraf olan erkek, sinirden arada kaslarını oynatıyor, dişlerini gıcırdatıyor. Davalı Kadın ise, üzgün ve korkmuş bir şekilde oturuyor.

Hakime Hanım, Davalı Vekili olan meslektaşıma, diğer mahkemenin kararını, neden tebligata çıkarıp, kesinleştirmediğini soruyor. Meslektaşım, şaşkın bir şekilde kalem personeli, tebligata çıkarmamış, kalemin kusuru var dedi. Ve karizması, kıt bilgisi ile yerle bir… Hakime Hanım, meslektaşıma, Onu bozmadan düzgün bir dille izah ediyor. Avukat bey, hukuk davalarında tebligata çıkarma talebin de bulunmanız gerekir. Akabinde, davanın esasına geçilerek, tarafların boşanma davası çekişmeliden, anlaşmalı boşanma davasına dönüşüyor. Taraflar 3 ile 1,5 yaşındaki çocukların, baba da kalmasına karar kılmışlar. Hakime Hanım, bu duruma şaşkın gözlerle bakıyor ve Davalı Anneye, ‘’Bu çocuk henüz süt çocuğu, Babaya vermek istediğinden emin misin’’ diyor. Davacı Baba, Eşine tehdit vari gözlerle bakıyor ve Hakime hanım bunu fark ediyor.

Hakime Hanım, karar verirken, annelik duyguları ve kanun hükümleri arasında, vicdan muhasebesi yapıyor. Duruşma uzadıkça uzuyor. Hakime Hanım, bir çıkış yolu arıyor çocukların yararına olsun diye. Maalesef, taraflar anlaştığı için, çocukları, Davacı Babaya, vermek durumunda kalıyor. Bu arada, Davalı Anne gözyaşlarına boğulmuş bir durumda. Dava, karara bağlanıp sonlanıyor. Hakime Hanım, bana dönerek ‘’Görüyor musunuz Avukat Hanım, süt çocuğunu babaya verdik’’ diyor. Anlaşılan Hakimimiz vijdan ve kanun arasında bayağı cebelleşiyor. Ne de olsa kendisi de bir Anne.

Tabi ki, okuyucu olarak soracaksınız, bu durumda yapılabilecek başka bir şey yok mudur acaba? Tabi ki vardır, çocuklara iyi bakamayacak ebeveynlerden, çocuklar alınıp ilgili kurumlara verilebilir. Fakat bu kurumlar, acaba ülkemizde ne kadar yeterliliğe sahiptir. Acaba çocuklar bu kurumlara yerleştirildiğinde, gerekli şevkat ve bakım sağlanabilecek midir? Çocuklar, ailelerinin yanında geçirdikleri travmalardan daha az bir travmaya mı maruz kalacaklardır.

Nasıl ki araç kullanmak için ehliyet almak gerekiyor , galiba çocuk sahibi olmak içinde yeterlilik sınavına tabi tutulup ehliyet verilmelidir. Çocuk yetiştirmek, dünyadaki en zor mesleklerle yarışabilir. Çocuk yetiştirmek, şevkat, ilgi, emek, sabır ve özveri işidir. Çocuğu aile ortamında sevgi ile büyütemeyeceksek lütfen bu dünyaya çocuk getirmeden önce bir kez daha düşünelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar