1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Uyurgezerlik mi Hovardalık mı?
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Uyurgezerlik mi Hovardalık mı?

A+A-

Maçın sonunda Şenol Güneş; “takım ilk yarıda sahada uyur gezerdi” dedi. Olcay, Necip ve Ömer ile başlamanın hovardalığı Beşiktaş'ı 11 kişinin içine sığdığı bir uyku “tulumuna” dönüştürdü. Şenol Güneş'in tercihleri “beşik” sallayan annenin ninilerine name oldu. Bunun doğal sonucu uykudur. Kafamın basmadığı belirsizlikler fena halde canımı sıkıyor. Futbol elbette bir bilim değil, ama bilimden en fazla yararlanan bir spor dalı. Üstelik bilimsel gelişmenin teknolojiye dönüştüğü ve özellikle idman tekniklerine yansıyan teknoloji kullanımı çok ciddi boyutlarda.  Beşiktaş ve Şenol Güneş'in bundan ziyadesiyle nasibini aldığını varsayıyorum.

İlke olarak her teknik adam, kafasında tasarladığı oyun planına göre idman programı yapar. Artık eskisi gibi, utanç verici şekilde genel olan, genellemeci idman tekniklerine hiçbir aklı başında teknik adam itibar etmez. Oyunu belli bir tarzda oynama kararı, beraberinde bu oyunu mükemmelleştirecek, sadece bu oyun planına hizmet eden özel bir idman tekniği ve planlaması eşlik eder. Artık orta da bir keyfiyet yoktur. Herkes oyun planına ve bu oyunu geliştirecek olan idman tekniklerine odaklanır.

Bu açıdan bakınca sadece Beşiktaş değil, diğer tüm süper lig takımları derin tuhaflıklar barındırıyorlar. Bir oyuncunun diğerinden yetenekli olduğuna inanırım ama bu aynı oyunu oynamayacağı anlamına gelmez. Yetenekli oyuncu 3 hamle ve 5 pasla aynı oyunu oynuyorsa, görece daha az yetenekli oyunu söz konusu oyunu 6 hamle ve 12 pasla oynayabilir. Oyun aynı kalır. Oyun değişmez. Oyunu değiştirenler herşeyi köksüzleştirdiklerini, temel olanı bozduklarını bilmelidirler. Oyun bir taktik meselesi değildir. Oyun alan, zaman ve insan malzemesini bir bütün içinde nasıl kullanacağınıza dair inşa ettiğimiz omurga yapılanmadır.

Eğer bu bir futbol hazırlık doğrusuysa, bir teknik adam hangi saiklerle farklı oyun planlarıyla oynamaya çalışır? Oyun gömlek değil ki, çıkarıp yenisi giyesin! Bu işler o kadar kolay işler değil. Kim bunu deniyorsa kendini kandırır? Yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarına göre, bir oyun planına bir takımın tam adaptasyonu en az üç yıl sürer. Üç yıllık bir işi üç haftaya sığdırmaya çalışmak ancak Türkiye'de rastlayabileceğiniz bir hafiflik.

Geçen yılın kadrosundan Gomez ve Sosa gitti diye bir başka oyun tarzına karar vermek ne kadar doğru olabilir? Geçen yılın çok bileşik paslı, çok döngülü ve çoklu alan daraltan şok presli oyun neden kenara bırakılabilir? Hiç bir garantisi olmayan dik ve uzun paslar ile Caner ve Quaresma'nın ortalarını merkez alan bir oyun, kime ne verebilir? Hele şampiyonlar ligi gibi yüksek bir seviyede bu ucuz oyun kimi hangi hedeflere taşıyabilir?

Esasında Beşiktaş'ın bu sezon büyük sorunu haline gelen “düşük tempo” başka bir deyimle “yavaş oyunu” Şenol Güneş'in kararsız psikolojisinin ürünüdür. Oyunu nasıl oynaması gerektiği konusunda net ve açık kararlılığı olmayan oyuncu doğal olarak oyun içinde topla birlikte karar verir ve bu onu yavaşlatır. Bir de buna yetersiz yetenek meselesini eklerseniz ortaya “kağnıdan “daha yavaş bir akış çıkar.

Rotasyonu anlarım ama Metin Tümer'in deyimiyle “gönül almak” için oyuncuyu sahaya sürmeyi anlamam. Olcay, Necip, Ömer ve Quaresma ilk onbirin oyuncuları değil. Beşiktaş bu oyuncularla bütünlüklü bileşik bir oyun oynayamaz. İlk üç oyuncu yetenekten son oyuncu artık pili bitmiş olmasından ötürü bu takımın ilk tercihleri olamaz.
Basit bir soru daha; Adriano henüz hazır değil, Abubakar ile orta saha ilişkisi belli bir taktik düşünce üstünde planlanmamış, ama bu oyuncular süre almaya devam ediyor, peki ama neden? Bu tavırlar size de hovardaca gelmiyor mu?
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT