1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Utanç verici bağımlılık!
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Utanç verici bağımlılık!

A+A-
Utanç verici bağımlılık!
Terim'in top ve topçu ile kutsal olan oyun arasında varsaydığı “özdeşleşme” her halükârda, oyuncunun hatasıyla oyunu doğru oynayışını “birbirinden nasıl ayırt edileceği” sorusunu açıklamakta yetersiz kalır. Çünkü Terim'in oyun algısında oyuncu eyleyen değil oynayandır; yeryüzünde hiçbir oyuncunun hak etmediği bu paye, her şeyden önce çok “tahripkâr bir güç”olarak, 11 kişinin uygar işbirliğini deforme eder.
 
 Oyuncunun yeteneklerine bu denli müptela olma durumu, basit bir tiryakiliğin dışa vurumu değildir, ondan önce ve yine ondan öte teknik adamın yetersiz yeteneği ile ilgilidir. Daha doğru bir deyimle, yetersiz teknik adam bir alkolik gibi oyuncunun ilahi bileklerine bağlı hale gelir ve o bileklerden “aklın çözmek zorunda olduğu” bütün sorunların çözümü beklenir. Bilekler hem aklın hem de uygar bir işbirliğinin kurallı sistematiği yerine çaktırmadan ikame edilmiş olur.
 
 GS'li dostların diş gıcırdatmalarına gerek yok, eğer izin verirseniz hissederek bir yere birlikte bakmayı önereceğim. Söz gelimi –eğer bir Terim oyunundan söz edeceksek– Terim'in bir teknik adam olarak hem sportif sorumluluk hem de kaliteli bir standart için takımına bir pas tipi monte! etmesi gerekmez mi? Eğer bir alanı boydan boya kat etmeniz gerekiyorsa ve zaten oyununuzun doğası bunun üstüne inşa edilmişse, bu dolaşımın bir “modelleme” içermesi gerekmiyor mu?
 
 Oyunun kendisine uyması gereken en doğal kuralı bu değil mi? Vazgeçtim bir pas dolaşım modelinden, siz her bölgede –ki Terim hâlâ bölge muhafızlığı yapmaktan vazgeçmiş değil– uygulanan efektif bir pas tipine rastladınız mı? Dilmen'in şu ünlü “doğru oyunu”nu dikkate alsak ve bir an bu mantığın kısmi doğrular içerdiğini varsaysak, bu durumda ihtiyaç duyulan şey, önceden iyi düşünülmüş bir pas tipi değil mi?
 
  Selçuk İnan'ın topla buluştuğu her ânı gözönüne getirmeye çalışalım. Her seferinde topu kontrol etmek ihtiyacı duyan Selçuk, sizce bunu neden yapar? a) önceden belirlenmiş oyun planına sadık kalmak için, b) en uygun pas seçeneğine karar vermek için, c) kişisel oyun alışkanlıklarına bağımlı olduğu için.
 
 He üç yanıtın da kısmen doğru olduğunu varsaymak mümkün ama sorumuzun cevabı bu değil; Selçuk, Terim'in varsaydığı gibi, top ve topçu ile kutsal oyun arasında bir özdeşleşmeye inanmıyor. Yani Terim'in tam aksine, yeteneklerinden çok, Selçuk, 11 kişi arasında kurallı bir sistematik “işbirliğine” inanıyor. Oyunun doğasına uymak için, teknik adamın bıraktığı o büyük boşluğu kendi aklı ile doldurmaya çalışıyor. Çünkü esasen Terim'in oyunun kaderini“oyuncunun oynayan ayaklarına bağladığını” biliyor.
 
 Üç bölgeli kekeme ve defansif bu oyunda Selçuk, “tek çimento” olduğunun gayet farkında. Aslında Selçuk, Terim yerine teknik adamlık yapıyor!
 
 Çok merak ediyorum, bu ülkede bir teknik adam, oyunun en önemli araçlarına –pas tipine, pas seçeneklerine, pas modeline– karar vermeyecekse, kendini birinci derecede bunun yapılandırılmasından sorumlu hissetmeyecekse, acaba esas ve aslî görevleri nedir?
 
 Dilmen doğru oyun derken, acaba rakibe göre oynanan oyunu mu kastediyor? Yani teknik adamın işi oyun başladıktan sonra kenardan gördüğü şeylere müdahale etmekten mi ibaret? Önceden kurguladığı ve inatla uygulanmasını istediği temel prensipleri yok mu?
 
 Oyuna müdahale oyuncunun yeteneklerine paralel bir şey midir? Bu iş bir meslek değil mi?Uzmanlık sadece rakip analiziyle mi sınırlı?
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT