1. YAZARLAR

  2. Ramazan TOPRAK

  3. Usûletle.. Suhûletle..
Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Usûletle.. Suhûletle..

A+A-

Bir kişi dostumuz olabilir..
Ya da muârızımız, muhâlifimiz, rakibimiz olabilir..
Çıkarlarımız da çatışabilir..
Ki bunlar her zaman mümkündür..
Onu, severiz ya da sevmeyiz.. tanırız veya tanımayız..
Onunla bir işimiz olur veya olmaz.. farzedelimki,
Bir konuda onunla karşı karşıya geldik..
Ve aramızda çözmek durumundayız..
Ne yaparız?
Ya duygularımızı ve menfaatimizi esas alarak
Görüşürüz ve/veya sıkı bir mücadeleye girişiriz..
Ya da değerlerimizi, akl-ı selîmi esas alarak görüşürüz..

Duyguları veya menfaati esas alarak
Mücadeleye girişmek bireysel bir tercihtir..
Haklı gibi görünen gerekçeleri de vardır, bir an için..
Oysa gemsiz at gibidir, duygular da, menfaatler de..
Menfaat odaklı düşünce, her ne pahasına olursa olsun
Sadece ve sadece maddi kazancı hedefler..
Vahşi kapitalizm budur.. makyavelizm denen şey budur..
"Kazanmak için herşey mübah" anlayışının sonu,
Hem değerlerimiz anlamında,
Hem de bireysel ve toplumsal anlamda kaos ve bitiş'tir..
Menfaat, belli meşrû, dinî ve ahlakî sınırlar içinde olmalı..
Bu sınırlar aşıldığında hak gasbı, hakka tecavüz olur..
Kısaca "kul hakkı" oluşur..
Bu takdirde, bizi biz yapan değerlerin bir anlamı kalmaz..
Duygularımız,
Akl-ı selîmin kontrolünde olursa
Yararlı, motive edici, itici manevi bir güç olacaktır..
Duygularımız,
Değerlerimizi esir almışsa.. akl-ı selîmi esir almışsa..
Vay halimize..
Mesela, öfke ve nefret gibi,
Değerlerimizle çatışan, akl-ı selîmle çatışan,
Kontrolü güç duyguların esiri olduğumuz zamanlarda
Yaşadığımız olayları hatırladığımızda,
Tüm taraflar için,
Yalnızca acı ve gözyaşı olmadı mı geriye kalan..
Hani, "öfkeyle kalkan zararla oturmuyor muydu?"

Sınırları olmayan menfaatler de..
Kontrol edilmeyen/edilemeyen duygular da..
Değerlerimiz doğrultusunda veya
Arzu ettiğimiz doğru istikametlere değil,
Kendi sürükledikleri istikametlere, yerlere götürürler..
Götürdükleri yerlerde,
Kazandıklarımızla kaybettiklerimizi kıyasladığımızda,
Bazı maddi çıkarlar ya da
Duygusal tatminler elde edilmiş olsa bile,
Son tahlilde.. telafisi pek de mümkün olmayacak şekilde,
Kaybedilen dostluklar ve manevi iklimler dikkate alınırsa,
Çoğu kez yaşanmış olan pişmanlıklar görülecektir,
Kazanılmış gibi görünse bile...

Değerlerimizle, akl-ı selîmle yaptığımız
Görüşme veya meşrû mücadelelerimizde ise,
Değerlerimize göre âdil miyiz? hakkaniyetli miyiz? soruları,
Her zaman her konuda sorulmalı ve esas/temel alınmalı..
Belki maddi kayıplar da olabilir.. ancak,
Sonuçta telafi edilebilecek kayıplara karşın
Kazandığımız, kazanacağımız can/ciğer dostluklar,
Manevi iklimler dikkate alınır ve
Kardeşliğe de halel getirilmez ise,
Gerçek anlamıyla hep kazanan biz olacağız,
Dünya yaşamın da.. ahiret yaşamında da..

Efendimiz(SAV), sadece dostlarının değil,
Düşmanlarının bile "emîn" olduğu kişi değil miydi?
Efendimiz(SAV)'in getirdiği evrensel mesajın..
"Yalnızca inananlara ve müslümanlara değil,
Tüm insanlığa olduğunu" ifade ve iddia ederken..
Kendi kardeşinin bu mesajın dışında gibi görülmesi halinde,
İddiamızdaki samimiyetimiz, ihlâsımız sorgulanmaz mı?
Değerlerimizle değil de..
Duygularımızla konuşulmuş olmaz mı?
Zaman,
Kontrolsüz duygularla konuşmanın zamanı değil..
Değerlerimizle, akl-ı selîmle konuşmanın zamanıdır..
Aksi halde,
Ortak düşmanlarımız sevinecektir...
Ortak düşmanlarımız kazanacaktır...

E-Posta: ramazantoprak19@gmail.com

Bu yazı toplam 5507 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT