1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Türk Futbolunu yorumlamak!
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Türk Futbolunu yorumlamak!

A+A-

Futbol yorumcuları maç veya oyun analizinden bahsettiklerinde, çoğunlukla oyuncunun oyun içindeki rastlantısal tutumunun o “mubah” anlamlarını kastederler. Eleştiri, adı “oyun” olan nesneyle uyumlu olmak zorunda değil; daha çok ve genellikle, yorum erbabının oyuncunun ayaklarıyla kelam ettiği bir serbest atış gölgesidir. Bu zihniyet oyuncudan “oyuna” geçmeyi bir türlü beceremez! Zor iş.


Gördüklerini nakletmek dururken, kim gördüklerinin üstüne düşünecek ki? Düşünce hâlâ peş para etmiyor bu memlekette.


Söz gelimi bu cemaate göre, futbol oyununun “yerleşik” göstergeleri filan yoktur. Oyun belli bir anlam taşımadığı için, yirmi iki oyuncunun belirsizlikler taşıyan bütün hareketleri gibi, oyun da çoğul ve dağınıktır; yorum, aralarında kendi yolunu belirleyebileceği bitmez tükenmez bir işaretler dokusu ve izlekleri, dikiş yeri görünmeyen bir kod ve gizemler örgüsüdür.


Başlangıçlar ve sonlar olmadığı içindir ki, tersine çevrilemeyecek hiçbir sıralama, size hangisinin daha önemli ya da önemsiz olduğunu söyleyebilecek “akli düzeyler” hiyerarşisi de yoktur.


Eğer bu doğruysa bütün maçlar/ oyunlar bir başka maç ve oyunlardan örülmüştür. Her bir oyun yekdiğerinin kötü bir “taklididir” ve her pas, her şut, her araya koşu veya her hava topu, bir önceki maçın yeniden işlenmesinden başka bir şey değildir. Fark sadece oyuncunun hünerli ayaklarındadır!


Eğer oyunu, futbolcunun oynadığı şeye indirgerseniz ortaya sonu gelmez abukluklar çıkar. Oyun belirgin bir anlama sahip olmadığı için, yorumcu, mukayesesini oyunun anlamı içinde ve bu oyun için taşıdıkları değerlere bağlı kalmaksızın, keyfî bir rastlantılar dizisi içinde kıyaslar ve “keyfî” sonuçlara ulaşır.


Oysa eleştirinin, oyuncunun yetenek şifrelerini çözmek gibi bir görevi yoktur; oyunun her düzeydeki “şifreleri”ni çözmek gibi görevi vardır. Asıl olan bir oyuncunun ayak hünerleri değil, bir diğer oyuncuyla “tanımlanmış” ilişkileridir. Bir merkeze indirgenmiş bu işbirliğine kimin daha çok uyum gösterip göstermediğidir. 
Merkezi tanımlamadan dişlinin işlevine/ işlevsizliğine nasıl karar verebilirsiniz ki?


Türkiye futbolu için eleştirinin radikal bir fark yarabilmesi, odağını değiştirmesine bağlıdır; Oyuncuya odaklanan gözlem ve düşünce, oyuna dönmek zorunda. Oyuncunun kum gibi kaynayan, rastlantısal “hünerine” odaklanan gözler, geçici bir süreliğine, oyunun merkezî aklına odaklanmalı.


Hep birlikte oyuncunun “ölümüne” karar vermeliyiz. Oyuncuyu var eden oyundur. Oyuncuyu öldürmeden oyunu var edemezseniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT