1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Takdir-i YSK
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Takdir-i YSK

A+A-

Hatip Dicle'nin milletvekili sıfatını düşüren karar demokrasi ve hukuka yakışmadı. Bu durum ne hukuk mantığı, ne adalet mantığı ne de demokrasi ruhuyla açıklanabilir.

İzahı olmayan ve vicdan kanatan bir durumla karşı karşıyayız.

Vicdanı olan herkesin düşüncesi bu yöndedir.

Bu komik durumun altından nasıl kalkınır doğrusu bilmiyorum.

Seçim öncesi çoğunluğunu emek, özgürlük ve demokrasi bloğunun desteklediği milletvekili adaylarına önce yasak getirildi akabinde bu yasak kaldırıldı.

Yani önce giremezsin dendi akabinde 'Şaka yaptık' girebilirsiniz hükmü verildi.

Seçim oldu bitti, Hatip Dicle vekil seçildi. Hem de 90 bine yakın oyla.

Bu kez seçim öncesi cezası onandığı için vekilliği düşürüldü.

 

Bu nasıl  açıklanabilir?

Mart ayında verilen ceza kararı nasıl oluyor da seçim kuruluna ulaşamıyor?

YSK Başkanı çıkıyor diyor ki 9 Haziran tarihinde karardan haberdar olduk.

Vay be.. Bu ne büyük başarı!

Mart ayında verilen cezanın hükmünde Yargıtay 9. dairesinin imzası var. Ve ilginç olan şu. 9'da dairede görevli hakim aynı zamanda YSK'da da görevli.

Basına yansıyan bilgi bu.

Hadi yüksek seçim kuruluna bilgi gitmedi. Peki, Yargıtay 9. Ceza dairesindeki görevli hakim niye bu ayarıyı seçim öncesi yapmadı.

Sistem doğru işlese Dicle'nin adaylığı kabul edilmez, BDP'ye başka bir aday göstermesi hakkı verilirdi.

Böylece bu kadar tantana da olmazdı.

Şimdi Dicle'nin aldığı 80 bin oy kaybedilmekle kalmamış, iktidar partisinin hanesine yazılarak ona hak etmediği bir milletvekilliği kazandırılmıştır.

Düşünebiliyor musunuz halkın oylarıyla seçilmiş milletvekili Meclis'e gidemiyor.

Ancak seçilemeyen bir milletvekili adayı aradan sıyrılıp gidiyor.

Bu adalet mi? Bu hukuk mu? Bu insanı mi?

 Yüksek Seçim Kurulu, Hatip Dicle'nin milletvekilliğini iptal ederken, mahkemeler de milletvekili seçilmiş tutuklu kişilerle ilgili karar vermeye başladı. Savcılar hem CHP, hem Bağımsız hem de MHP'den seçilen toplam 9 kişi için tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verdi.

Bu kişilerin milletvekili adaylıkları YSK tarafından “yasal” bulundu. Seçime girdiler ve seçildiler. Şimdi milletvekilliklerini iptal etmek ya da milletvekili kimliğini kabul ederken bu görevi yapmalarını engellemek hangi hukuk mantığının, hangi adalet anlayışının ürünüdür?

Yazılı ve görsel basın Hatip Dicle olayını bence magazinleştirmeye başladı.

İşte Varan

Varan 2,3-4-5 devam edip gidiyor…

Televizyonlara çıkan uzmanlar, profesörlerin çoğu kararı destekliyor. YSK'nın yaptığı müthiş hatayı dillendirenler çok az. Diyarbakır'a gelip vatandaşın nabzını tam anlamıyla aktaran yok. Sadece 3-4 kişi (gazeteci,reklamcı, modacı, playboy,vs) televizyonlardaki tartışma programlarında birbirlerine bağırmaktan ve su içmekten başka bir şey yapmıyorlar.

İşin özü şu.

Alınan bu karara sert tepki gösteren bağımsız milletvekilleri Meclise girmeme kararı aldı.

İmralı'da bulunan Abdullah Öcalan'da bağımsız milletvekillerinin aldığı kararı doğru buldu.

Yani ortalık bir süre daha böyle toz duman olacak gibi.

Bu sefer sadece bağımsızlar değil, CHP ve MHP de gösterdikleri adaylar nedeniyle olaya müdahil durumdalar.

Bekleyip göreceğiz!

Umuyorum ki bu karar Türkiye'de huzur ve güven ortamına sekte vurmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT