1. YAZARLAR

  2. Taner ÖZBAY

  3. Sur ve Toledo
Taner ÖZBAY

Taner ÖZBAY

Gazeteci / Televizyon Yapımcısı
Yazarın Tüm Yazıları >

Sur ve Toledo

A+A-

Başbakan Ahmet Davutoğlu iki ayı aşkın bir süredir sokağa çıkma yasaklarının, çatışmaların sürdüğü Sur ilçesinin yeniden inşası konusunda İspanya'nın Toledo kentini örnek göstererek “Diyarbakır Sur'u öyle inşa edeceğiz ki aynen Toledo gibi mimari dokusuyla herkesin görmek istediği bir yer haline gelecek” dedi.
 
Suudi Arabistan'da bu açıklamayı yapan Başbakan'ın işaret ettiği Toledo, Faşist Franco'ya en çok direnen şehirlerden biri ve “özerk” Castilla-La Mancha bölgesinin başkenti. İspanya'daki 17 özerk bölgeden biri olan Toledo'nun Sur ile ilişkilendirilmesi, HDP'nin “özyönetim” talepleri ile yan yana getirilince ortaya “Sur da özerk mi olacak?” türünde bir tartışma bile başladı.  
 
Donkişot”un yazarı İspanyol romancı Cervantes'in doğduğu yer olan Toledo, tarihi dokusu nedeniyle 1986 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alınmış bir kent... UNESCO koruması nedeniyle şehirdeki binaları değil yıkmak, çivi çakmak bile izne bağlı. Toledo, surları içinde yüzyıllar boyunca bir arada kardeşçe yaşayan Hıristiyanlar, Museviler ve Müslümanlar nedeniyle “Üç Kültürün Şehri” olarak da biliniyor. Endülüs Araplarının etkisini de taşıyan bu tarihi kentte cami de var, Katedral de, sinegog da... Tıpkı bizim Sur gibi. Tajo Nehri'nin kenarında yer alan kentteki tarihi eserler korunurken, bölgede yapılan tüm yeni binaların da eski kentin mimari üslubuna uygun olması şartı aranıyor.
 
Başbakan Davutoğlu'nun “..Sur'da bir taş üzerine taş konsa haberim olacak” dedim. Tescilli Diyarbakır evleri, camiler, kiliseler, hanlar Diyarbakır'ın mimari dokusuna hiçbir zarar vermeden restore edilecek” sözleri Sur'un  yeniden inşaası konusunu ne kadar önemsediğini açıkça gösteriyor. 
 
Aslında bu açıklama, bu yeniden inşa kararlılığı, hendekler kazılmadan, sokağa çıkma yasakları ve tahliyeler gerçekleşmeden yapılmış olsaydı, UNESCO listesine girmiş Diyarbakır için müthiş bir anlam ifade ederdi. Fakat öyle hazin bir sürecin içindeyiz ki; Sur'daki evlerinden apar topar kaçmak zorunda kalmış insanlara, Sur'daki işyerini kapatmak zorunda kalmış esnafa, Sur ile birlikte psikolojisi, ekonomisi çökmüş Diyarbakır halkına Toledo'yu anlatmak pek bir anlam ifade etmedi. Belki bir gün hayat normale döner, yaralar sarılır ve Sur'da ikamet edenlere insanca yaşam koşulları sağlanırsa durum değişebilir. Ama bugün için durum maalesef böyle bir şey işte.
 
 
Sur'u Toledo örneğinde olduğu gibi bir yer haline getirmek fikri yeni değil aslında. Bu konuda her dönem birileri çaba göstermiş ise de ilk sonut girişim 2009 yerel seçimlerinin arifesine uzanıyor. O dönem Demirok tesislerinde yaplan tanıtım toplantısında Alipaşa-Lalebey Kentsel dönüşüm projesi kamuoyu ile paylaşılmıştı. Sur içinin kensel değişim ve dönüşüm hareketinin ilk ayağı olan bu projenin tanıtım toplantısına katılan, Sur'daki evlerine karşılık TOKİ dairesi alacağını sanan insanlar ise tanıtım toplantısını hayalkırıklığı ve tepkiyle terketmişti. Çünkü birebir daire alacağını düşünen vatandaşlara ya evleri için belirlenen parayı almaları ya da 500 evler civarındaki TOKİ'den indirimli konut alabilecekleri ifade ediliyordu. Bu öneriye sıcak bakmayan vatandaşların Vali Hüseyin Avni Mutlu ile TOKİ'nin üst düzey yöneticilerinin şaşkın bakışları arasında salonu öfkeyle terk etmeleri bugün gibi gözümün önünde duruyor.
 
Alipaşa-Lalebey aksına ek olarak İçkale'nin de dönüşümü söz konusuydu. Fakat aradan geçen yaklaşık 7 yıllık süre içinde neredeyse bir arpa boyu yol katedildi. Hem devlet birimleri hem de belediyeler kelimenin tam anlamıyla bir fiyaskoya, büyük bir başarısızlığa imza attılar, bunu beceremediler. Evlerin çok az bir kısmının yıkılması ya da boşaltılan evlerin metruk halde bırakılması, harabeye dönüştürülmesi nedeniyle İçkale'yi de Alipaşa-Lalebey mahallesini de bir ucube yer haline getirdiler.
 
Oysa neler yapılmazdı ki? Bir yandan çatışan fakat diğer yandan hızla gelişen, Dicle Kent, 75 Yol gibi Türkiye standartlarının üzerinde bir kentleşmeyi gerçekleştiren Diyarbakır, Sur içi kentsel değişim ve dönüşüm işini yüz kere yapacak bir Kudrete sahip olmalıydı. Ama olmadı işte..!
 
Vaktiyle yasal süreç dahilinde yapılamayan işlerin, şimdi bu ağır yıkım ve ölüm şartları sonrası yapılması planlanıyor. Geçmişte somut bir icraat sergileme basireti gösteremeyen Belediyelerin buna karşı çıkıyor olması da ayrı bir konu..!
 
Dünyanın en büyük sur kenti olan eski Diyarbakır Toledo'dan çok daha bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor ve ona atfedilen önemden çok daha fazlasını hakediyor. Ama bunca yıkımı, sefalet öykülerini, acıyı, en önemlisi de insanların öldüğü bir tabloyu asla haketmiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar