1. YAZARLAR

  2. Ramazan TOPRAK

  3. Sözün bittiği asıl yer..
Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sözün bittiği asıl yer..

A+A-

İngilizi, Fransızı, Kanadalısından tutun,
Hintlisine, Yeni Zelandalı, Avusturalyalısına kadar..
Cezayirli berberilerden, Senegalli zencilere kadar..
Yedi düvel tek amaç için biraraya gelmişlerdi:
Peygamber Efendimiz(SAV)'in,
"İstanbul elbet bir gün fetholunacaktır..
Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan..
Onu fetheden asker ne güzel askerdir"
Övgüsüne mazhar olan bir orduyu yenip
İslâm ülkesini de işgal etmek üzere gelmişlerdi..
"Hasta adam" dedikleri Osmanlı'ya
Son darbeyi vurmak üzere gelen Batı'nın,
Payitaht İstanbul'u güle oynaya teslim almaya geldikleri
Mart 1915 ayı..
12 zırhlı, 18 muhrip, 7 mayın tarama gemisi,
Çeşitli nakliye destek ve uçak gemilerinden oluşan
1.Dünya Savaşı'nın en büyük savaş donanması ile
Zaferden emin şekilde boğazda seyrediyorlardı.. öyle ki,
İngiliz Amirali Carden Londra'ya çektiği mesajda,
"İki haftaya kadar İstanbul'dayız" diyebilecek kadar..

Birkaç yıl önce Çanakkale şehitliğindeyim..
Gidenler bilir.. Çanakkale'de yanyana dört mezar:
Diyarbakırlı Mehmet oğlu Selahattin,
Karslı Mahmut oğlu Ahmet,
Mardinli Askeri oğlu Ahmet,
Vanlı Mustafa oğlu Ahmet..
Dikkatinizi çekti mi? Kürt kökenli 4 şehidimizin de,
Ya kendi ya babasının adı, Efendimiz(SAV)'in bir adı..
Dünyayı yedi düvele dar eden siperler arasında geziyordum..
Sanırsınız, her an bir şehidimiz, başını topraktan kaldırıp
Size gülümseyiverecek ve "hoşgeldin" deyiverecek..
Bulunduğu tepeyi ziyaret ettiğimiz Seyyid Onbaşı
Sanki sağ ve karşımızda duruyor.. amiral gemisini batırdıktan sonra
Sırtını yasladığı ağacın dibinde.. sessiz sessiz oturuyor..
İngiliz Amiral gemisi Ocean zırhlısını,
Yedi düvelin emelleriyle birlikte boğazın sularına gömen
276 kiloluk top mermisini sırtladığı gibi namluya yerleştirmesi
Ve ateşlemesi sırasında gözleri görmez oluyor..
Mihmandarımız İbrahim Öğretmen'in anlattığına göre,
Seyyid Onbaşı, yedi düveli bitiren bu atış esnasında
Peygamberimiz(SAV)'i görüyor..
O'nun işaretiyle atışı yapıyor.. ve Ocean zırhlısı boğazın dibinde..
Ancak bu kez gören gözleri görmez oluyor..
Zaten kendisi de Peygamber Efendimiz(SAV)'i gördükten sonra
Dünya gözüyle başka bir şey görmek istemiyor..
İşte asıl sözün bittiği yer burası..
Beden gözünün değil,
Gönül gözünün görebildiği.. gönül dünyası..
Gönül dünyasında.. gönül söyler, dil susar..

Merhum Turgut Özal, Başbakanlığı döneminde
Eğitim anlayışı ve sistemini merak ettiği Japonlardan oluşan
Pedagoglar heyetine bir "Eğitim Raporu" hazırlatır..
Sonuç: "Sizin gençlerinizde millî şuur eksikliği var..!"
"Peki, ama siz Japonlar neler yapıyorsunuz?" diye sorulunca
"Biz Japonlar örnek aldığımız Osmanlı'nın Amin Alayı
(Osmanlı'da 4 yaşından itibaren her çocuğa uygulanan
Eğitime başlama merasimi) benzeri merasimlerle
Çocuklarımızın eğitimlerini başlatırız..
İlk şok eğitime böyle başlarız...
Asıl şok eğitim için Nagazaki ve Hiroşima'yı gösteririz ve
'Eğer çalışmaz, birbiriniz sevmezseniz,
Birlik içinde.. dirlik içinde olmazsanız.. işte böyle,
Düşmanlarınızca bu hale getirilirsiniz' deriz..
Bu şoklarla çocuklarımıza millî şuur kazandırıyoruz" derler..
"İyi ama bizim çocuklarımıza göstereceğimiz
Bir Nagazaki, bir Hiroşima yokki!" bahanesinin cevabı çarpıcıdır:
" Çanakkale zaferiniz varya!
300 metrelik bir tepe için 2 gün 2 gece ölümüne savunduğunuz..
Metrekare başına 50 şehit verdiğiniz..
Metrekare başına 6.000 mermi düşen..
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi son sınıfta okuyan
130 öğrencinin tamamının şehit düştüğü..
250.000'i aşkın şehidinizin yattığı ilh.. bir bölgeyi,
Çanakkale'yi nasıl görmezden gelirsiniz..!?"

Osmanlı toplumu beş aslî unsurdan oluşuyordu:
Türkler, kürtler, araplar, ermeniler ve rumlar..
Osmanlı'nın küresel gücünü oluşturan bu unsurlardan üçü,
Şimdilerde oynanmaya devam edilen kirli oyunların
Neredeyse aynısı senaryolarla, ana gövdeden ayırıldılar..
Şimdilerde geriye kalan iki unsurun.. iki kardeş unsurun..
Din'i.. Allah'ı.. Peygamber'i.. Kitab'ı.. tüm aslî değerleri bir..
Hatta yüzbinlercesinin ana-babası bile aynı olan..
Et tırnak misali iç içe geçmiş iki kardeşi..
Din kardeşini.. can kardeşini.. hatta kan kardeşini..
Birbirine düşürmek suretiyle.. ayrı düşürmek isteyenlerin..
Aynı kirli oyunlarında başarılı oldukları
Diğer ülke ve toplumların,
Dünleriyle bugünlerini yan yana getirdiğimizde,
Dünlerini mumla aradıklarını ibretle seyrediyoruz..

Eminiz ki, olağan, doğal farklılıklar nedeniyle,
Birbirimizi kırmanın, incitmenin, hatta acıtmanın..
Kardeşine yan gözle bakmanın temelinde
Bu bakış açısı eksikliği var.. bu ruh eksikliği var..
Seyyid Onbaşı savunduğu tepeden,
Yüzbaşı Hilmi Bey Mecidiye Bataryası'ndan,
Diyarbakırlı Selahattin, Mardinli, Vanlı Ahmet'ler
Şehadet mevkiilerinden.. şehadet makamlarından
Bizlere haykırıyorlar.. ve,
"Bizler, ortak değerlerimiz için şehadet şerbeti içtik..
Omuz omuza mücadele verdik.. koyun koyuna da yatıyoruz..
Sizler de ortak değerlerimize.. ortak geçmişimize sahip çıkın..
Ortak değerlerimize uzanan kirli elleri..
Eti tırnaktan ayırmaya çalışan kirli elleri itelemez, terslemezseniz..
Değerlerimize.. kardeşliğimize halel getirirseniz..
Haklarımızı helal etmiyoruz..!" diyorlar..

Çok câlib-i dikkat değil mi?
Yedi düvel, bir araya geldiği halde,
Karşı siperlerde iken altedemediği kardeşleri..
Aynı siperde olmaktan asla vazgeçmeyen kardeşleri..
Ortak değerleri adına,
Yalnızca yaşamı değil ölümü bile paylaşacak kadar
Bir ve beraber ve bütün olmuş kardeşleri,
Ne yaparsa yapsın altedemeyeceğini anlayınca..
Aynı siperdeki kardeşleri birbirine düşürmek suretiyle,
Bir asır önce başaramadığını.. bu kez başaracağı ümidiyle,
Her yola başvurduğunu.. başvuracağını gördüğümüzde,
Sorunların çözümü çok daha kolay olacaktır..

E-Posta: ramazantoprak19@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT