1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Şota ev ödevini yapmıyor...
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Şota ev ödevini yapmıyor...

A+A-

 

Maçların ilk 20 dakikasına egemen olan kör kargaşanın büyük ihtimalle iki önemli nedeni var: Birincisi, bütün aksi iddialara rağmen, Türk tarzı futbol sistemsiz oynanıyor, dolayısıyla bu kaotik, doğaçlama futbol kaçınılmaz oluyor. İkincisi, futbolcular, kendisine henüz bir vatan bulamamış , Suriye'li mülteci gibi o büyük, o müthiş baskıyı hissediyor ve bu ağırlığın altında eziliyor. Yoksa bu kör, kaotik oyun başlangıçlarını açıklamak, izah etmek mümkün olmayacak.

İlk 45 dakikanın neden bu kadar verimsiz, kıraç, futbol oyunundan çok Kırkpınar yağlı güreşlerini andırdığını anlamak için, iki takımın defansif yapılarına bakmak gerekiyor. Bütün ilk yarı boyunca iki takımın defans yapmakla görevlendirilmiş oyuncuları rakibin yarı sahasına geçmedi. Eğer defans; hücumdayken rakibin yarı sahasına yerleşmiyorsa, rakibi baskı altında tutmak hem mümkün olmuyor hem de dönen ikinci topları yeniden hücum tazelemek için kullanmak imkansızlaşıyor.

Galatasaray'ın neden bu kadar katı ve çakılı bir defansif anlayışla sahaya çıktığını deplasman stratejisi anlamında anlaşılır bulmak belki mümkün. Ama kendi saha ve seyircisi önünde oynayan Trabzonspor'un neden özellikle hücumdayken defansının yardımıyla oyun alanını genişletemediği ve defansın neden orta sahayla birlikte hücuma katılmadığını anlamak ve izah etmek, çağdaş futbol oyunu adına, mümkün değil.

Şota'nın defansif bir yaklaşımla Trabzonspor futbol kültürüne katmaya çalıştığı şey sadece geri bir düşünce değil, aynı zamanda Türk futbolunun kaderini değiştirebilecek potansiyele sahip olan Trabzon dinamiklerini, bir bakıma, küçümseyen bir yaklaşım olarak da ele almak mümkün. Ama Şota fena halde yanılıyor; Trabzonspor'un tarihi oyun geleneği, Trabzonspor'un Türk futboluna armağan ettiği kendine has futbol ekolü ve 2010-2011 sezonunda  Şenol Güneş'in temellerini attığı o harika futbol oyun sistemi, Trabzon kentinin semalarında beliren hayaletler gibi Şota'yı rahatsız etmeye devam edecek.

Maçın 55.dakikasında ki takımın da maç kondüsyonu bitti. Ortaya çıkan sözüm ona kale önü zenginliklerinin nedeni doğru ve sistematik oyun değil, bu bitmişlik haliydi.

Diğer Türk teknik direktörleri gibi, Şota da oyuncularını sahaya dizmeyi ve onlara bir takım talimatlar vermeyi futbol oyun sistemi olarak algılıyor. Algı bu olunca oyunda tencere-kapak uyumu yerine kapağa karşı kapak uyumsuzluğu ortaya çıkıyor. Herkes çok iyi bilir ki futbolda oyun sistemi, sahanın bütün bölümlerini, top ve bir bölük oyuncu gurubu ile katetme kurgusudur. Diğer bir deyişle, alanların vaadettiği bütün pozisyonları olgunlaştırma ve alan seçeneklerini isabetli, doğru kararlarla örebilme yaratıcılığıdır.

Şota, bu ve benzer ev ödevlerini yapmak yerine takımını arka arkaya dizerek teknik direktörlük görevini ifa ettiğini sanıyor.Tıpkı oynadığı reklam filminin görünür kıldığı yaman çelişki gibi; bir otomobilin içindeyken ve o otomobille  istediği heryere gidebilme imkanına sahipken “benim karşıda işim var, beni metrobüse bırakın” diyebiliyor. Bu mantık yürütme o reklam filmine harika bir mizah duygusu yüklüyor. Ama gelin görün ki, futbolda böyle kestirme çözümler yoktur. Çünkü futbol ciddi bir oyundur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT