Otelden tesislere doğru yol alıyoruz. Antreman saat 11 de, hala zamanımız var. Yan koltukta oturmuş dün gece konuştuklarımızı hatırlamaya çalışıyorum. Arabanın ön camına düşen yağmur damlaları sessizliğimize eşlik ediyor. Bir an içimden müzik dinlemek geçiyor ama bu sabahın huzur verici sessizliğini bozmaya da gönlüm elvermiyor. Yan yoldan ayrılıp ana yola geçiyoruz. Göz ucuyla yol arkadaşımı yokluyorum, bir taş heykel gibi dingin, kendiyle barışık ve öz güven dolu. Mesleğinde başarılı olmuş, tartışmasız bir kariyerin sahibi.
Cep telefonum çalıyor. Telefonun sesi sessizliğimizi bozuyor. Arayan eski eşim. Dün gecede aramıştı. Tek çocuğumuz rahatsızlanmıştı. Doktor apandisit'den şüpheleniyordu. Bu sabah tomografisi çekilecekti. Tomografinin sonuçlarına göre ameliyat kaçınılmazdı ve bizim onayımızı bekliyorlardı. Eski eşim yalnız başına karar vermek istemediği için benden yardım istiyordu. Haber beni derinden sarstı ve sanıyorum ağzımdan çıkan tek sözcük hemen geliyorum oldu.
Daha ben geniş zamana ait bu çekimsiz bu sözcüğü telaffuz edemeden arabanın hızla yön değiştirdiğini gördüm. Aynı hızla bir benzinliğe girdik ve yol arkadaşım bir ok gibi arabadan fırlayarak benzinlik çalışanlarına fulleyin talimatı vermesi, benim beklemediğim bir hız ve kararlılıkla gerçekleşti. Ben olup bitenleri daha iyi anlamak için, her şeyi film şeridi gibi beynimde yeniden canlandırmaya çalışırken, yol arkadaşım beni şaşırtmaya devam ediyordu.
İndiği araba kapısını tekrar açarak oturduğu koltuğun üstüne hem arabanın kontak anahtarını bıraktı hem de, '' uzun zamandır görmediğim ve unuttuğumu'' sandığım bir ''adamlık'' örneği sergileyerek, aynı sessizlik içinde kontak arabasının yanına bir tomar para koymayı ihmal etmiyordu.
Bu hikaye geçen Perşembe günü yaşadığım gerçek bir hikayedir. Yanımdaki yol arkadaşım ise Gebzespor Teknik Direktörü Bahri Kaya'dan başkası değildi.
Yol boyunca hem ağladım hem de bu hikayenin en etkileyici, özü üstünde uzun uzun düşünme fırsatı buldum. Bahri Kaya beni sessizce izlemişti. Bütün telefon konuşmasını dinlemişti. Ve bana hiçbir şey sormadan harekete geçmişti. Beni incitecek, kıracak tek kelime etmeden her şeyi kararlıca tasarlamış ve uygulamıştı. ''Ali bey nasıl yardımcı olabilirim'' gibi küçük düşürücü ve ezici o klişeye de tenezzül etmemişti.
Üstelik bizim tanışmamızın üstünden henüz iki ay bile geçmemişti. Bütün ısrarıma rağmen arabaya binmedi. Bir taksi çevirdi ve gözden kayboldu. Ben onun arabası ve onun parasıyla oğluma doğru yol almaya başladım.
Sınırda bir dipnot;
Oğlum başarılı bir operasyon geçirdi ve hızla iyileşiyor.



























