1. YAZARLAR

  2. Belgin Mete IŞIK

  3. Sokak Kanunları Bitti, Sıra Demokrasinin İnşasında
Belgin Mete IŞIK

Belgin Mete IŞIK

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

Sokak Kanunları Bitti, Sıra Demokrasinin İnşasında

A+A-

Biz bu darbeyi sokakta engelledik. Çünkü darbeciler sokakları ele geçirerek bu tartışmalı demokrasimize son vermek istiyorlardı. Eğer darbe tehdit ve tehlikesini bertaraf etmişsek, buna inanıyorsak artık sokağın kanunlarını derhal terketmeliyiz. Bunun yerine hukuk düzenimizi hatırlamalı ve yine bana göre tartışmalı, eksik, gedik anayasamızı anımsayıp bu büyük felaketin sorumlulularını hukuka havale etmeliyiz.
 
Demokratik olan veya kendini demokratik olarak tanımlayan bir toplumda hukukun temelini yazılı yasalar ve anayasa oluşturur. Bir devlet için en bağlayıcı akit budur. Bu bakımdan bu sistem adına yetki kullanan,soruşturan, kovuşturan ve yargılayan bütün birimler bu akde bağlı kalmak zorundadır. Artık sokak kanunu bitmiş, yerini demokratik bir hukuk devletinin insan haklarına dayalı yasaları kalmıştır. Herkes tasarrufu buradan almalı ve buradan aldığı yetkiyle eylemini gerçekleştirmelidir.
 
Darbeler kötüdür ve asla kabul edilemez, hiçbir meşruiyetleri yoktur. Meşru olan tek şey demokratik hukuk devletinin teamülleridir. Çünkü demokratik bir hukuk devleti toplumun genel kabulüne ve kuralları içinde belirlenmiş iradesine dayanır. Herkes ya seçilmiştir ya da seçilmiş olanların belli kurallar içinde atadığı tüzel kişi pozisyonundadır. Dolaysıyla bir kişi suçlu bile olsa suçu kanıtlanıncaya kadar masumdur. Masumiyet karinesinden yararlanır.
 
Biz darbeciler gibi hukuk ve kanun tanımadan, temel insan haklarına riayet etmeden hiçbir yaptırımda bulunamayız.
 
Bu bakımdan darbe eylemini kurgulayan, gerçekleştiren, azmettirenler de yazılı hukuk bakımında adil bir yargılanma sonucunda suçları kanıtlandığında birer suçludur ve cezalandırılmalıdır. Demokrasi bunu gerektirir.
 
Halkın direnişi nedeniyle başarıya kavuşamamış bir darbe girişimini biz Türkiye'de ilk defa yaşıyoruz. Darbeyi toplumun farklı kesimlerinden çoğunluğunun birliği ve direnişi ile savurduk. Darbeye karşı verilen bu mücadelede yüzlerce insan hayatını kaybetti ve binlercesi yaralandı. Darbecilerin silahlı güçlerine karşı verilen bu cesur direnişin şimdi demokrasi alanında da rüşdünü isbat etme zamanı.
 
Meydanlarda bir kısım insan tarafından dillendirilen “idamı geri istiyoruz” lafı belki de hepimizi en çok ürküten laftır. İdam hiçbir şekilde geri getirilemez. Ayrıca geri getirildiğini varsaysak bile hukuk tekniği bakımından bu suçlara uygulanamaz. Çünkü hiçbir yeni yasa geriye doğru işlemez.
 
İdam kabul edilemez.
Fiziksel veya moral işkence kabul edilemez.
Ne tutuklu ne de suçlulara işkence yapılması ve insan haklarına aykırı tutumlar içine girilmesi kabul edilemez.
Darbecilerin devlet kurumlarından tasfiyesi sırasında kurunun yanında yaşın da kurban edilmesi kabul edilemez.
Devlet yeniden yapılandırılırken demokrasiden ödün vermesi kabul edilemez.
Bütün hak ve özgürlüklerimizi ambargo altına alacak olan “Olağanüstü Hal” ilanı kabul edilemez.
 
İçinden geçmekte olduğumuz bu zorlu ve karmaşık sürecin büyük bir demokrasi tecrübesine dönüşmesini dileyerek daha kapsayıcı, daha uygar ve daha birleştirici bir düzene ulaşmamızı umuyorum.
 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar