1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Slaven Biliç ve Soru?
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Slaven Biliç ve Soru?

A+A-
Soruların uygun biçimde ya da doğru yanıtı koşullar biçimde kuyruklarına bağlı olarak hazır yanıtlar taşımadığı bilinen bir doğrudur; bir sorunun doğası, neyin ona yanıt sayılabileceğini belirlemede ihmal edemeyeceğimiz derecede önemlidir. Gerçekte zor olanın yanıtlar değil, sorular olduğu da söylenebilir. Saçma bir sorunun nasıl bir yanıt tipine yol açtığı iyi bilinir. Ortaya doğru soru koymak,onun alt üst edici anaforuyla başka yaşamsal soru işaretleri oluşturarak bütünüyle yeni bilgi alanı açılabilir.
 
Belgrad'da Partizana karşı kurgulanıp sahneye koyulan o, neredeyse kusursuz oyun neden Kayseri'de Erciyese karşı tekrarlanamadı? Ya da Erciyeste yaşanılan ciddi yapısal sorunlar neden Belgrad'da çözülmüş, ambalajına konulmuş bitmiş bir ürün gibi ışıldıyordu?
 
Erciyeste yaşanılan körleşme belki de Belgrad'da, Belgrad'ın körleştirici parlak ışıkları nedeniyle üç numaralı Partizan marka gözlük camından,o prizmada kırılıp geçemedi. Kim bilir belki de yoğun yağışın oluşturduğu buğulu atmosfer,mistik bir romantizm eşliğinde Partizan cücesini bir dev gibi algılamamızı koşulladı.
 
Gündemin merkezine oturmuş bir kavram olan “analiz”e(burada rakip analizidir söz konusu olan) tumturaklı bir atıfta bulunmadan,sorduğum sorulara makul bir yanıt bulabileceğim inancında değilim. Prandelli'nin linç edilme sebebi olan mücizevi analiz, neden Biliç'in omuzunda onur payesi olarak ışıldayıp dursun. Madem Prandelli'nin kellesi analiz fukarası, yetersiz ve yeteneksiz İtalyan, gerekçesiyle isteniyor, ben de pekala aynı meşruiyet içinde kalarak ve ondan güç alarak S.Biliç'in kellesini talep edebilirim.
 
Zavallı Prandelli, rakibi doğru analiz edememiş! Çünkü,Dortmund analize kapalı,dört tarafı lehimle kaynatılmış göksel, metafizik bir kara kutu! Peki ama Biliç, Erciyesi son derece bilimsel yöntemlerle analiz etti de ne oldu? Öyle ki, pek muhterem Türk medyasından pek itibarlı bir duayen hızını alamayıp Prandelli yerine ''analistinin'' görevine derhal son verilmesi gerektiğini ilan etti. Bana kalırsa, Biliç'in analist ve masörüne de hemen işten el çektirilmeli. Teknik adamlarımızı ikinci dereceden olan bu ''had bilmez memurlar'' fena yanıltıyor!
 
Neymiş efendim; Biliç(Beşiktaş) çok yüksek tempoyla oynuyormuş? Peki, Biliç(Beşiktaş) çok yüksek tempoyla ''ne'' nasıl oynuyormuş? Öte yandan Veli ve Gökhan Töre ile yüksek tempo yapmak mümkün müymüş? Ersan Gülüm ile bir oyun aklı kurgulamak imkan dahilinde miymiş!? Necip ve Motta'yla rakibin asla erişemeyeceği bir ritmik yapı tuturmak olası mıymış!?
 
Belgrad, Partizan'ın altın tepside sunduğu bir serap; Erciyes, gerçekliğin aynasında kırılan somut bir hakikat. Bu öyle acı bir hakikattı ki, Tv teknik direktörü ve Türk futbolunun en vasat figürüne yenilmek anlamı taşıyor! Bülent Korkmaz'ı analiz edememek bilmem hangi toplumcu gerçekçi kuramla açıklanmalı! Galiba tam da bu noktada bütün kuramlar yetersiz kalıyor!
 
Olgun, kendi kendine yeterli bir oyun için Biliç'in, önce Tolga'ya söz geçirmesi gerekiyor. Tolga uzun vurmak ihtiyacını terk ettiği gün, Biliç'in aklından ve o aklın ürünü olan oyundan söz etmek mümkün hale gelebilir. Tolga'nın açılış pasıyla Beşiktaş defansı, üç bilemedin dört ritmik pasla oyunu ikinci bölgeye taşıyabiliyorsa, Biliç'in kurgusallığından bahsedilebilir.
 
Türkiye futbolunun derdi rakip analizi falan değil; günümüz dünyasında her takım her hafta izlenebilme mesafesinde, tv'nin tek tuşu kadar yakın herkese.Dolayısıyla rakip analizinden söz etmek çok komik. Mesele rakip analizi falan değil, mesele kurgusal bir oyuna sahip olup olmamakta düğümleniyor.
 
Yüksek tempo, bir oyuna sahip olduğunuzu kanıtlamaz ama pas ritmi olmadan da bir oyun inşa etmeniz mümkün değil. Futbol oyununun en küçük birimi pastır. İki oyuncu arasındaki paslaşma oyunun iç ilişki ve işlevselliği açısından en merkezi sorundur.
 
S. Biliç, aklın hız ve hünerine değil, topun hız ve mücizesine inanıyor. Gökhan Töre'yi aklın talep ettiği bulmacalar oluşturmak için kullanmıyor, düpedüz bilek hünerlerine yatırım yaparak konjonktürel sonuçlar üretmeyi zorluyor. Durum bu olunca Demba ba kostümlü balonun maskeli hayaletine dönüşüyor ve hızla tembelleşiyor.
 
Bu yazı toplam 6874 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT