1. YAZARLAR

  2. Tanzer Polat YILMAZ

  3. Siz Kimsiniz !
Tanzer Polat YILMAZ

Tanzer Polat YILMAZ

Güneydoğu GİAD Başkanı
Yazarın Tüm Yazıları >

Siz Kimsiniz !

A+A-

Siz Kimsiniz !

Hep diyoruz ya, İslamiyet barış ve hoşgörü dinidir, diye. Doğrudur, gerçekten tam da öyledir. Daha ileriye gideceğim ben. İslamiyet Dünya tarihinin en büyük siyasi ve toplumsal devrimidir. Asr-ı saadette dizayn edilen sosyal ekosistemin benzeri bir daha yaşanmamış, kurulamamıştır. Hani o çok sevdiğimiz, gelsin diye beklediğimiz demokrasinin, su katılmamış en saf halini, o dönemde görebilirsiniz. Yardımlaşma ve dayanışmanın, insan benliğini ayaklar altına almış halini, o dönemin uygulamalarında bulabilirsiniz. Kendinden olmayana hoşgörüyü, ölçüyü, tevazuyu, özeleştiriyi, başka hiçbir ideoloji ya da yönetim şekli İslam kadar sağlam tesis edememiş, topluma bu denli güçlü geçirememiştir.

Sonrası mı ? Sonrası tam bir facia…Dinimizin en övündüğümüz yeri, tahrif edilememiş olması, ilahi metnin ilk indiği günkü gibi günümüze ulaşmış olmasıdır ya. Öyleyse eğer, bunca mezhep, tarikat, cemaat, tek bir dinden çıkan bunca safsata ve sahte din neyin nesi ?

Cevabını kitapta ve sünnette bulamadığımız İslamiyet'e dair hiçbir soru yok. Yaradana ulaşmak için başka bir aracıya, komisyoncuya da ihtiyaç yok. Okursan, düşünürsen ki bunlar bu dinin ilk emirleridir, en düşük zekaya sahip olsan da cevaplarını alabiliyorsun kutsal metinden. Ama eğer cahiliysen kendi dininin, işte o zaman sahtekarların kucağına düşüveriyorsun.

Tarih boyunca da böyle olmuş. Bilinçli bir çabayla, ümmete din adına yalnızca dua, ayet ezberletilmiş. Kendi başına kalmasına, yaradanıyla hasbıhal olmasına müsaade edilmemiş. “Aman ha, sakın düşünme, dinden çıkarsın alimallah!” diye, korku yoluyla dinine yabancılaştırılan bir ümmet yetiştirilmiş.

Sonuç mu?

Sonuç; “Allah-u Ekber” diye bağırarak dindaşının kellesini alan afyonlu bir ümmet.

Sonuç; Mensuplarının zekasını, hayatını, parasını ve dahi ailelerini ipotek altına almış, sahte din alimlerinin yönettiği cemaatler.

Sonuç; Gece gündüz televizyon kanallarında izlediği vahşeti, istismarı, dininin gereği sanan kafası karışık genç insanlar.

Sonuç; “Benim kalbim temiz, bu bana yeter” diye bazen de işine böylesi geldiği için diniyle arasına mesafe koyan, onu mevlitten ibaret sayan yetişkinler.

Sonuç; Mutsuzluk, tatminsizlik, savaş, vahşet ve de nice kötülük.

Bazen insan düşünmeden edemiyor. Bu kadar sahte, bu kadar kötü niyetli, bu kadar gözü dönmüş insan müsvettesi, hiç Müslümanlığa bulaşmamış olsaydı da İslam bu denli zarar görmesiydi keşke diye. Yaptığına, ettiğine dinden referans bularak kılıf uydurmaktansa, kendi bildikleri gibi yaşamaları onlar için de daha kolay, daha konforluydu aslında. Ama pazar öyle iştah açıcı, kullanılmaya o kadar müsait ki, bu serveti göz ardı edemezdi hiçbiri.

Sıkışınca topu misyonerlere, haçlı zihniyetine, siyonizme atmak büyülemenin başka bir yolu. Karşıtlıkları öne sürerek safları daha da sıklaştırmak asıl amaç. Yayılmacı faaliyetlerin her yanımızda kol gezdiğinin farkındayız da, kendimizden emin miyiz önce onu sormalı.

Körü körüne değil, kendine ve dinine, aklına takılan tüm soruları sorup, yanıtlarını aldıktan sonra iman etmiş bir ümmete, ne top değer ne de tüfek!

Siz kimsiniz de dinde var olduğunu iddia ettiğiniz boşlukları doldurmaya kalkıyorsunuz ?

Siz kimsiniz de bana cenneti vaat ediyorsunuz ?

Siz kimsiniz de benim neslimin hem bu dünyasıyla hem de ahretiyle oynuyorsunuz ?

Diye sormadığımız sürece onlar uçacak, biz bakacağız…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT