Tayfun TALİPOĞLU

Tayfun TALİPOĞLU

Diyarinsesi.Org Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Sitem...

A+A-

Varmak istediğin
bir yerleşim yeriyse,
uzadıkça
uzar yollar.
Eğer insansa aradığı yolcunun,
hemen her kilometresinde
bir dost
buluverirsin...
Bazen bir yemekte,
bir sese kulak verir,
uzatırsın molaları.
En büyük dostudur radyo yollarda,
saat başı kulak kesilirsin
haber bültenlerine.
Siyasi haberlerdir çoğunlukla,
ulusal ve uluslararası ne kadar
politikacı varsa,
öğrenirsin isimlerini
ister istemez.
Oysa bizim "merhaba" dediklerimiz
gerçekleridir,
gerçek insanı ülkemin.
Ve haber bültenlerinin uzağında
bir gündemdedirler.
Ne muhalefet partilerinin
söylemlerindeki gibi perişandırlar
ne iktidarların dediği kadar
müreffeh bir hayat yaşarlar.
Tevekkül içinde kurtarabildikleri günde,
elden geldiğince mutlu olmaya çalışır,
şikayetlerini küçük odalara hapseder,
çocuklarının gelecekleri dışında
kaygılarını hep ertelerler.
Onlara biçilen rolü iyi oynarlar;
"doğ, büyü, erkeksen efendi,
kızsan hanım hanımcık ol,
en az iki çocuğun olsun,
mümkünse bir kız, bir erkek...
Ve onları büyütürken bile
gelecekleri konusunda fikir yürütme.
Büyüklerin  bilir nerede okutacağını,
bu vatan için ne zaman öleceğini..."

Sıkıntılarının kaynağını
asla merak etmez,
çünkü bilir bizim vatandaşımız
ama dile getirmez.
Başına neler geleceği konusunda
fikir sahibidir çünkü.
Örnekleri göz önündedir çünkü.
Kitap yazdığı için
bu ülkede hapislerde çürüyen birileri olması
önemli değildir.
"Yazmasaydı" diyebilecek kadar korkak,
kendi sınıfına ilk fırsatta eziyet edecek kadar
cesurdur.

Askerlik yapanlar bilir;
aynı tertip içinde yer alanlardan birine
bir pır pır takın,
öyle zalimleşir ki,
beraber büyüdüğü  arkadaşları bile
tanıyamaz.

"Kulaktan dolma bilgilerle" bir yaşamı geçirmek
kolay bir iş değildir.
Onu başarır halkım.
İsrail hakkında konuşurken acımasızdır mesela.
Ama savunma sanayiinde
iplerin onların elinde olduğunu
düşünmez.
Bu ülkede domates tohumunun
nereden gelip,
lezzetimizi kaçırdığını bilir ama
Gazze konusunda
hamaseti elden bırakmaz.
Başbakanı'ndan aldığı cesaretle
sövme dozajını arttırırken,
İsrail ile Türkiye'nin patronunun
aynı ülke olduğunu düşünme zahmetine
katlanmaz.
En tehlikesiz tepki verme yoludur çünkü
dış politika.
Bir yolu daha var;
futbol.
Hem oyalar hem şiddeti hoş görülür.
Asgari ücretli olup
ülkenin kredi notunun artmasına sevinen
vatandaş tipini yaratmak da
her baba yiğidin harcı değildir.
12 Eylül şimdi yargılanıyor ama
bu başarıya giden yol haritası
daha o tarihlerde çizilmişti.
Yoldaki yolcuların
hiç mi günahı yok?

Bu yazı toplam 10703 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT