1. YAZARLAR

  2. Tayfun TALİPOĞLU

  3. Silahlardan önce bu kafayı bırakmak gerekiyor
Tayfun TALİPOĞLU

Tayfun TALİPOĞLU

Diyarinsesi.Org Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Silahlardan önce bu kafayı bırakmak gerekiyor

A+A-

 

Annelerin ninnilerinden,
spikerin okuduğu habere kadar
yürekte, kitapta, sokakta
yenebilmek yalanı,
anlamak sevgilim
o ne müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı..."
Öngörülerimde her haklı çıktığımda
ve her yanıldığımda 
bu dizelerine sığınırım Nazım Hikmet'in.
 
2002'den bu yana
pek de bahtiyar olduğum
söylenemez bu yüzden.
"İnanmak istediğine inanıyor" gönül.
Yanılgılarımın temel nedeni de
bu sanırım.
"Dilek ve temenilerim" öylesine ağır basıyor ki,
yüreğimde bir yanım reddetse bile,
askıya alıp mantığımı,
duygularıma bilerek
yeniliyor.
"Bu sefer tamam" diyorum
ve inanıyorum,
sahte bir mutluluk sarıyor
bedenimi.
İyi niyet söylemleri kabusa dönüştüğünde
uyansam da yeni bir "yalan "arıyorum.
 
"Kürt sorunu" sözünü ettiğim,
en kaygan zemini yani siyasetin.
Hükümet, her gün gündemi değiştirmek adına
politikalar üretse de,
daha da ileri giderek
4+4+4lerle ülkenin geleceğine ipotek koysa da,
ülkeyi savaşın eşiğine getirse de
"mızrak çuvala sığmıyor" artık.
Oysa "bu sefer tamam" demiştim.
Hangi yöntemi kullandıkları önemli değil,
"ilk defa bir hükümet açık yüreklilikle
üstüne gidiyor sorunun.
Göz ardı etmeden gerçekleri,
varlığını reddetmeden Kürtler'in
konuyu ele alacak" demiştim,
inanmak istemiştim belki de.
Ama gelinen noktaya baktığımızda
aslında ortada iktidarı ve muhalefeti ile
tek yürek olmuş (BDP hariç)
bir siyasi tablo var karşımızda.
Adına ister "milliyetçilik"
ister "ulusalcılık" deyin
aşılmaz bir duvar çıkıyor karşımıza.
 
Haber bültenlerinde bölgede olup biteni
göstermeyi,
gazelerde anlatmayı yasaklasınız da
fidan gibi gençler
güle oynaya gittikleri askerden
al bayrağa sarılı tabutlarla dönüyor...
Dağlarda gençlerimizin kanıyla sulanan
"kan çiçekleri" büyüyor.
Ve bu ülkenin seçilmişleri
hala "hepsi bizim çocuklarımız" demeye bile korkuyor.
Dönüp dolaşıp
30 yıl önceki noktaya geliyoruz.
Artık inanmıyorum.
Çözüme dair hayal kırıklıklarımız
siyaset kurumuna güvenimizi yok etti.
"Ne gelmekte olanı, ne gitmekte olanı"
anlayabiliyoruz, bedbahtız.
 
Öyle ki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün
ne bildiğini bilmediğimiz
ama "önümüzde ki bir ay çok önemli"sözleri bile
artık heyecanlandırmıyor  bizi.
Bayramda Suriye'de ateş kes için
çaba sarf eden hükümet ise
sadece güldürüyor.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT