1. YAZARLAR

  2. Tanzer Polat YILMAZ

  3. Sevgi Emekti...
Tanzer Polat YILMAZ

Tanzer Polat YILMAZ

Güneydoğu GİAD Başkanı
Yazarın Tüm Yazıları >

Sevgi Emekti...

A+A-

Anadolu tipi aileler yıllar boyu dominant erkek ya da istisnai de olsa dominant kadın sayesinde ayakta kaldı. Bir ömür boyu sürecek evliliklere imza attılar ve diktatörlükle yönetilen aileler kurdular. Gerçi o Aslan parçası erkekler 60'tan sonra güç kuvvetten düşüp bakıma muhtaç hale gelince  evrime değil resmen devrime uğrayıp maymunluk çağına geçiş yaptılar ama olsun. Ben yaş kemale erdiğinde o kükreyen, heybetli, gözlerinden ateş fışkıran,  kabadayı erkeklerin nasıl birer sevgi kelebeğine dönüştüğüne hayretle ve de ibretle defalarca tanıklık etmişimdir. Kadınlar ömürlerinin son demlerinde de olsa bu kısa hakimiyet döneminin tadını çıkararak  çektilerinin öcünü geç de olsa almanın dayanılmaz hafifliğini yaşadılar. Yemeğin tuzundan şikayetçi kocaya kaşığın tadına baktırdılar :))))

Kültürel olarak kocasına itaat etmek üzere programlanmış kadın başına ne gelirse gelsin ayrılmayı, başka bir hayat kurmayı aklının ucundan bile geçiremiyordu. "Çocuklar etkilenir, ailem kabul etmez, aç kalırız, açıkta kalırız" diye mutsuz da olsa o evliliği sonuna kadar yaşamak üzere direndi, sabretti. 

Zaman değişti, dünya değişti, kadınlar değişti. Kadın-erkek eşitliği kavramı bir level daha atlayarak kadın lehine pozitif ayrımcılık safhasına ulaştı. Artık kadınlar ve çocukların yönettiği bir Dünya'da yaşıyoruz. Kadınlar artık istemedikleri hiçbir şeyi yaşamak zorunda olmadıklarını biliyor, ekonomik bağımsızlıklarını kazanma yolunda bu motivasyonla çaba sarf ediyor. 

Boşanmadan etkilenen çocuklardan ana-babalarına boşanmayı öğütleyen veletlere geçiş yaptık. "Ya benimsin, ya toprağın ! " diyen erkekten, "Özgürlüğümü geri istiyorum" diye çemkiren deli yüreklere dönüştük. 

Kısacası o çok övündüğümüz, bize özgü, sağlam aile yapısının bütün aktörleri bambaşka kişiliklere evrildi . Dolayısıyla bir yastıkta kocamak artık eskisi kadar yüksek bir olasılık değil. 

İnsan fıtratına çok uygun olmadığını düşündüğüm evlilik kurumu bana göre insanoğlunun en çetin nefis savaşı. Ve çiftler bu savaşta bilinçli olarak yanlız kalmayı seçtiler. Yani yaralanan tarafı kolundan tutup mevziye sürükleyecek bir silah arkadaşı da yok günümüz dünyasında. "Kimse işimize karışmasın" diye çıktılar mı yola geriye kalan zavallı ana-baba-bacı-kardaş tenis maçı izler gibi seyrediyor olan biteni. E sonuçta hiçbir asker sonsuza kadar kazanamıyor katıldığı her savaşı. 

Şimdi ben şuraya geleceğim. Yukarıda sıraladığım tutkal fonksiyonlu, evlilik kurtarıcı unsurlar birer birer ortadan kalktığına göre ne tutacak çiftleri bir arada. Safdillik yapıp atlamayın hemen "Aşk" diye !!! 

Yalan o, yok öyle bişey. Aşk dediğiniz geçici bir baş dönmesi hali. Limonu yiyince geçiyor. 
Ben asıl harcın "Emek" olduğuna karar verdim. Hani Asya demişti ya "Sevgi, emekti" diye bence de kilit kavram emek. 

Kalbe girmek önemli ama bence asıl önemlisi vicdana dokunmak. Emek tam da oraya dokunuyor işte. Nice aşklar, sevdalar karakollarda bitiyor ama vicdanlı insanlar için uğruna harcanmış onca emeği silip atmak kolay olmuyor işte. 

Emekten kastım ayak yıkamak, kul köle olmak değil. İşler yolunda gitmediği zaman arslanlar gibi, amasız, fakatsız, dırdırsız erkeğinin yanında durmakta emek, kadınına değer verdiği için ona dair herşeyi başının üstünde taşımak da. 

Emek olunca kol kırılsa da yen içinde kalıyor. Emek olunca eşekliğin daniskasını da yapsa kapının önüne öyle hemen konulamıyor. Emek olunca insan insandan utanıyor.

Aile olmak, bir arada olmak, bu çetin yaşama bir aile olarak karşı durmak çok ama çok önemli. Aile olarak kalabilmek için emek vermek ise mecburi...

Neymiş efendim, verilen emekler boşa gitmez, ikinci şans olarak bize geri dönermiş. Kalbine gömdüğün vicdanında yaşamaya devam edermiş...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT