Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü...
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin...
Yaşadıklarını kar sayma;
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna... (Can YÜCEL)
Sanki iyimserliğimizi zırh gibi üstümüze giyip donanımlı çıkarız dış dünyaya.İsteriz ki hayatımızda önümüze çıkan aksaklıkları hemen hallediverelim.Dengemizi kurup yolumuza devam edelim.Bugünlerde her yolunda gitmeyen işlerimde biraz daha iyimser davranmaya çalışıyorum.
Evet seviyorum bu dünyayı.
Sert kayalarını,dalgalı denizlerini,yemyeşil ormanlarını,görkemli binalarını gözümün gördüğü herşeyi çok seviyorum.
Evimi, ailemi,arkadaşlarımı,
Geçmişin geride kaldığını tüm yaşadığımız olumsuzlukları geride bıraktığımı düşünüyorum.Yarınımın bana ne süprizler sunacağını bilmeden bu günü yaşıyorum.İçimdeki büyük sevgiyle.Elimde bulunan imkanlara şükrederek.Paylaştığım dertler bana yarısı kadar üzüntü verirken,mutluluğum iki katı artıyor.Kendimi zengin hissetmek istiyorsam,sahip olduğum ve paranın sahip olamayacağı herşeyi yakınlarımla paylaşıyorum.
Bugünün bize verilmiş bir hediye olduğunu düşünerek...
Hatta kendi durumum ne olursa olsun bir başkasını sevindirerek.Belki de bir içten gülümseme,ufacık bir yardım,güzel bir armağanla
karşımdakini mutlu ederek....
Hayatın bize sunduğu gerek acı gerkse tatlı olaylardan iyi bir sonuç çıkararak....
Sevgiyle kalın....
İKİ ŞEY!
İki şey!Yanlış yapmanı engeller;
1-Şahıs ve olaylları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2-Hak yememek.
İki şey! İnsanı nitelikli yapar
1-İradeye hakim olmak
2-Uyumlu olmak
İki şey! Geri bırakır
1-Kararsızlık
2-Cesaretsizlik
İki şey!Keşif yapar
1-Nitelikli çevre
2-Biraz delilik
İki şey!Başarının sırrıdır
1-Ustalardan ustalığı öğrenmek
2-Kendini güncellemek
İki şey! Çözüm getirir.
1-Tebessüm
2-Süküt
İki şey! Ulaşmaya değerdir
1-Sevgi
2-Bilgi
Varın siz hesaplayın artık...
BOŞ DUVAR
İleri derecede hasta iki adam aynı hastane odasındaydılar.Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu,ciğerlerindeki suyun süzülmesi için.Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı.Diğer hasta ise hep sırt üstü yatmak zorundaydı.
Bu iki hasta saatlerce,birbirleriyle konuşur,eşlerini,ailelerini,
Pencerenin yanındaki hasta her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati iple çekmeye başladı,dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için.
Pencere içnde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu.Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar koşup oynuyor,genç aşıklar gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı.Ağaçlar etrafı süslüyor,uzaktan şehrin siluetigörünebiliyordu.
Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken,odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı.
Sıcak bir öğleden sonra,pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir şenlik alayını tarif etti.Diğer adam bando seslerini duymasa bile hayalinde canlandırabiliyordu.Pencere kenarındaki adamın tasviriyle.
Günler ve haftalar geçti.Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeniyle karşılaştı.Uykusunda huzur içinde ölmüştü.
Hüzünlendi hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı.
Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez,diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu.Hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi,hastanın rahat olduğundan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı.
Yavaşça,duyduğu acıya aldırmadan bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu adam.Sonunda dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yaşayabilecekti.Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini.
Pencere boş bir duvara bakıyordu.
Adam hemşireye vefat eden oda arkadaşının pencere dışında görünen harika bir şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceğini sordu.
Hemşirenin cevabı,ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi
'SANIRIM SENİ CESARETLENDİRMEK İSTEDİ” dedi…
MUTLU OLUN…







































































