1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Sertaç Küçükbayrak'a Açık Mektup
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sertaç Küçükbayrak'a Açık Mektup

A+A-

Sevgili hocam, kimilerinin futbol oyun inşasını pazarda limon satmaya benzetmesi sizi şaşırtmasın. Kültür bu. Bildiği de bu kadar. Futbol denilince bütün ömrü boyunca aklına Fatih Terim gelen, Mustafa Denizli’ye hayranlık besleyen ve kaotik, akıldışı Türk oyun örneklerinden başka hiçbir oyun faaliyetine rastlamayan bu zihinler, elbette ne yapmak istediğini anlayamazlar. Normal ve doğal yaşı ne olursa olsun 16 yaşındaki bir ergenin tepkisini sergileyen bu insanları ciddiye almak da gerekmiyor. 

 

‘’ Vur, kır, parçala bu maçı al’’ diye tezahürat yapan bir taraftar topluluğundan adil olmasını beklemek saflık olur. Bütün oyunu gol anına indirgeyen bir futbol kültüründen, futbolun temel prensiplerini bilmelerini bekleyemeyiz. Bunların anlayışına göre bir çocuk doğar doğmaz yürümeye başlamalıdır. Onlar “bugün koydum yarın zengin olmalıyım" hafifliğinde bakarlar her meseleye. 

 

Hocam, sen hangi koşullarda bu takımı aldığını biliyorsun. Kamp antrenman verileri ve her normal antrenmanın bütün verileri elinde. Takımın gerçekten ne kadar yeteneğe sahip olduğunu ya da olmadığını senden daha iyi bilecek hiç kimse yok. Elinde en küçük veri olmayan ve sadece seyrettiği maçın, yani yer şey olup bittikten sonra konuşan tiplerin yorumlarına sakın pabuç bırakma. 

Futbol bugün için artık neredeyse bilimsel bir faaliyete dönüşmüş.

 

 Ben demiyorum, Guardiola diyor, Klopp diyor, Mourinho diyor, Simenone diyor. Ve bu adamlar ellerindeki kendi takımlarının verilerine göre bir oyun inşa edip, bu oyun planına sadık kalıyorlar. 

 

Yukarıda adını andığım bu futbol düşünür ve uygulamacılarına göre, eğer bir takım kelimenin tam anlamıyla savunma yapmak konusunda ustalaşmamışsa hücum oynayamaz. Mantık son derece doğrudur; bir takım önce yetenek gerektirmeyen işlerde uzmanlaşmalıdır. Sonra bu takımın bünyesine uygun bir şekilde yetenek gerektiren işler yavaş yavaş monte edilmelidir. 

 

Bildiğin gibi futbol oyununun temel iki aksiyonu var: Savunma ve Hücum. Hakemin düdüğüyle başlayan maçta top ya sizdedir ya da rakiptedir. Eğer çok yetenekli bir kadronuz yoksa bu kadar uzun zaman hücum aksiyonlarını çalışıp bunu ezberine almamışsa, bu kadroya yetenekli işler yapmak bunda ısrar etmek intihardır. 

 

Geriye yetenek gerektirmeyen işler kalır. Adına savunma denilen bu duruş ve tavır her şeyden önce yenilmemeyi, gol yememeyi hedefler. Sonra eğer doğaçlama ya da basit bir kontra topla gol atmak mümkünse bu anları ve fırsatları gözetir. 

 

Amedspor yetenekli bir takım değil. Bunu içimize sindirmeliyiz. Amedspor yetenekli işler yapabilecek potansiyele de şimdilik sahip değil. Yetenekli işler yapmak için en az iki yıl sabır göstermek gerek. Bir oyuncunun yetenekli olması ile bir oyununun yetenekli olması aynı anlama gelmiyor. 

 

Zaten Diyarbekir’de yetenek bir oyuncunun top cambazlığı ile ölçülüyor. Zihniyet bu olunca yetenek denildiğinde ne kadar birbirinden farklı anlamlara savruluyoruz. Yetenek bütün takımın hem savunmada hem de hücumda birbiriyle uyumla oynamasıdır. Hücum ederken savunmayı ihmal etmemesi, savunma yaparken hücum imkanlarını bir tilki gibi dikkatli ve tetikte beklemesidir. 

 

Oysa ben bu oyuncu gurubunun anı anda iki şeyi yapabileceğine inanmıyorum. Daha doğru dürüst topu kontrol etmeyi bilmeyen, doğru dürüst yönü ve şiddetli iyi ayarlanmış pas atmayı beceremeyen oyuncularda düşünsel olarak hem savunmanın hem de hücumun bütün aksiyonlarına uyum sağlamalarını beklemek, akıllı insanların inanabileceği bir şey değil. 

 

Hocam, bir ilke imza atın. Hem deplasmanda hem de iç sahada aynı defansif oyunda ısrar edin. Takımınızı defansif olarak mükemmelleştirin ve ondan sonra bu takıma bir hücum planı monte edin.  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar