1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Şenol Güneş Oynamıyor, Yarışıyor
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Şenol Güneş Oynamıyor, Yarışıyor

A+A-

Anlaşılan o ki Şenol Güneş artık oynamıyor, skor üretmek üzere yarışıyor ve futbol bütün güzelliklerini kaybediyor. Şenol Güneş'in oyuna yüklediği büyük değer sezon sonu yaklaştıkça erozyona uğruyor, oyunun yerine oyuncuların skor için olası katkıları daha değerli hale geliyor. Bu durum, sezonun ilk yarısında Türkiye standartlarının üstüne çıkan oyunu, adeta bilerek ve isteyerek, Türkiye standartının altına çekiyor. Oyunun aklı, kurgucu değil tepeden tırnağa yararcı, çıkarcı, diğer bir deyimle halis pragmatist.

Sözgelimi “Necip niye oynuyor?” sorusu esasen bu oyun için Necip'in yeteneklerini sorgulayan bir soru değil artık. Necip'i oyuna dahil ederek Şenol Güneş'in kontrol etmek istediği alan ve sözüm ona Necip'in defansif yapılanmaya sağladığı katkılarla ilgilidir. Necip'i oyuna alan bir Şenol Güneş esasen rakibin kendi ceza sahasının önünde karşılamayı düşünen bir Şenol Güneş'dir. Bu karar bile şimdiye kadar bildiğimiz, neredeyse ezbere aldığımız Beşiktaş ayarlarının tümden bozulması demektir.

Rakibi kendi ceza sahanızın önünde karşılamayı düşünüyorsanız; evvel emirde dar bir alanda oynamaktan vazgeçmişsiniz demektir. Bu kararın ikinci sonucu ise oyunu rakip sahada oynamak istemediğinizi ilan ettiğiniz anlamına da gelir. Bu kararın sonucu bununla da sınırlı değildir; eğer bu kadar geride duracaksanız hem pres yapmaktan, hem de ikinci topları kazanma çabasından da vazgeçmiş olursunuz.

Böyle bir oyun anlayışının, adı futbol olan kara kaplı defterde iki büyük yan etkisi olur: Birincisi; topa egemen olmaktan vazgeçmek, dolayısıyla oyun iktidarından vazgeçmek demektir. İkincisi; bu kadar geriye çekilerek rakibe altın tepside geniş ve boş alan sunmaktır, bunun adı da alan hakimiyetinden vazgeçmektir. Bütün bu vazgeçişlerden sonra skor üretmek artık garantilenmiş bir etkinlik ya da sonuç değil, daha çok şansa, rastlantıya ve kısmen mucizeye kalmış bir ilahi dokunuş olur.

Bu oyun anlayışının panaromik görüntüsü enaz kendisi kadar tuhaf bir görüntü veriri izleyen herkese. En gerisinde Necip'in göründüğü oyunun, en ilerisinde ise bilin bakalım kim var? Elbette Quaresma. Necip ve Quaresma arasındaki 70 metrelik alan, kelimenin tam anlamıyla, çağdışı bir görüntü olmakla kalmıyor, aynı zamanda akıl dışı, kontrolü neredeyse imkansız  aptal yoran, nadasa bırakılmış bir tarla gibi duruyor. Quaresma 70 metrenin en uç beyi olarak, topla buluştuğu ilk anda, Allah'ın emriymiş gibi rakibin ilk müdahalesiyle topu kaybediyor. Quaresma'nın her top kaybedişi takımın 70 metre geriye doğru koşusu demektir. Neyse ki Şenol Güneş, Quaresma'yı ikinci yarıda oyundan aldı da oyuncular biraz olsun derin bir nefes aldılar.

Gomez, ayakta durmakta sıkıntı yaşıyor. İlkin bir kafa topu çıkışından sonra dengesini sağlamak üzere 3 adım geriye atmak zorunda kaldı. İkincisinde ise hızla ceza sahasına doğru koşarken, tam da kaleciyle karşı karşıya gelmişken, dengesini sağlayamayıp net gol fırsatını, bedensel dengesizliği yüzünden, heba etti. Kim ne derse desin bu Gomez bedensel ve zihinsel olarak fit durumda değil.

Şenol Güneş bildik eski oyun ayarlarına geri dönmezse, Beşiktaş'ın tökezleyeceği neredeyse kesindir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT