1. YAZARLAR

  2. Mahmut Şimşek

  3. Şehir ve Adam
Mahmut Şimşek

Mahmut Şimşek

Siyasi Analist - Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Şehir ve Adam

A+A-

Bireyler ve toplumlar ilk teknolojiyi bulana kadar avcı toplayıcı olarak doğaçlama (Göçebe) yaşamış. Yerleşik (köy devle­ti) yaşamından aşirete, aşiretten devlete, devlet­ten de bölgeselliğe, oradan da uluslaşma süre­cini ve çelişkilerini yaşayarak bugünkü şehirlere gelmiş. Geri kalanları da yine şehirlere akmaya devam edecek...

Sahi şu şehir, şehircilik ve şehirli, neyin nesi? Hani o iş bölümüyle, meslek çeşitle­riyle, teknoloji ve üretim araçlarıyla, fakiriyle zenginiyle özdeşleş­miş şehirler. Aydınıyla, bilgi insanıyla, bireyden toplumsallığa, kitleselliğe geçişin çağdaş demografik desenleriyle bize kendini sunan, demokrasi mabedi şehirler.

Çok partili dönemden bu yana yerinde yönetimler için seçtiklerimiz ise yerel demokrasiyi ve Belediye hizmetlerini bize hep “mış” gibi sunmuşlar. Haliyle hizmetler de adaletle yerini bulmamış. Peki giderilemeyen bu yanlış hizmetlerin sebebi kimlerdir? Sadece yönetenler mi, partizanlık yapıp yetersiz kalmışlar? Uygulanan sistem mi yanlış?  Yoksa asıl müsebip, oturduğu şehriyle ilgilenmeyen, vurdumduymaz şehirliler mi? Şehrin artı değerle­rinden şehri yönetmeyi, giderek bir kısım asayişini (şehrin polisi ve askerini), sağlığını, bir kısım vergisini, kültürünü, orta ve uzun vadede şehirlinin yerli, ülkesel ve evrensel eğitimini üstlenmiş veya üstlenmesi için alt yapısını hazırlayacak olası ekipleri kimler seçiyor. Ya da nüfu­sunu, sanayisini, eğlencesini, güvenliğini, sağ­lığını, alınacak vergisini v.b. her türlü demografik yaşamını ele alıp hemşerisine bu hizmetleri belli merkezli, organizeli ve bir cazibe içinde sunmak zorunda olan bu sivil, yerel seçilmişlerimizden, ne kadar haberdarız.  

           Yerel ve genel yasaları ve teknolojileri bizden ilerde olan ileri kapitalist devletlerin Metropol şehirlerinin yerel yönetim şekillerinden söz edilince; bizdeki kimi siyasetlerin ödü kopuyor. Oturduğu kariyer koltuğu veya ayağının altındaki toprak kayıyor. Ve şöyle bağırıyor; “Bunlardaki yönetim şekli bizi böler.” korku ve kabusuyla yerinden zıplayan siyasetçi varakparelerimiz, cahil hamaset kahramanlarımız, post modern, ultra milliyetçilik yapıyorlar. Ama Başkanlık Sistemi ile artık  Amerika ve bir kısım Avrupa devletlerindeki, “Kentsel Eyalet” (Kentsel Özerklik) yönetimlerine benzer, Amerikanvari modern üst kimlikli “Türkiyeli” devlet tezini yaşama geçirmenin yol işaretleri görünecek.

Bakınız, bugünkü Batı demokrasilerinde “özerklik” statüsündeki şehirlerin veya bölgelerin sakinleri birçok yerel ya­salarını kendileri belirleyip, kendileri onaylıyor. Bazılarını da merkezi hükümete onay için gönderiyor. Lakin bizim alimimizin de akademisyenimizin de siyasetçimizin de hamasette cahilimizle aynı duygulardadır. “Özerklik”, “federalizm” kelimelerini duyunca adeta; ” kedi görmüş fare”ye dönüyorlar. Oysa, en eski savunma ortağımız ABD’den, yeni flörtümüz Rusya’dan, Muhteşem Osmanlı yönetimi tarihinden yüzyıllarca ve kronik seküler rüyamız ABD (Avrupa Birleşik Devletleri) de onlarca yıldır “kentsel” veya “idari federalizm” yönetimiyle yönetiliyor. Buralarda ne bölünme sorunu var ne ayrılma. Doğrusu biz de ABD (Av. Birleşik Devletleri) rüzgarıyla o ortamı yaratmaya değil, o ortama doğru sürüklene sürüklene yol alırken de kendimizi tekrarlayıp duruyoruz. Irkçı şoven bataklıklar da milliyetçiliği bile kirletip demokrasi kıyılarına varamıyoruz. Çoğu partilerin Genel Merkezi, statü­kocu devlet gibidir. Bürokratik devlet oli­garşisinden yakınsalar da asıl statükocu, asıl oligarşi, birer Parti Devleti haline gelmiş parti Genel Merkezleridir. Onlar da tabanın sesini duymayınca siyaseten yaptıklarını, kararlarını ancak medya da paylaşınca, vatandaş da görmüş oluyor. Nasıl mı? Bakınız yerel seçim çalışmaları hızlandı. Aday adayları başvurularını  yapacak. Ama şehir, ilçe, belde sakinlerinin yine tanıyabildi­ği, anlayabildiği adayı değil, partinin öne çıkaracağı Başkan adayına, il ve belediye meclis adaylarına oy verecek. Onun içindir ki, aday adayları partisinin yerel tabanına değil, partisinin genel merkezine koşuyor. Milletvekili adaylığı nasıl kazanılıyorsa, Belediye başkan adaylığı da o yola odaklı sanki. Aday adayları haksız da değil. Her aday adayı, ‘Parti Devleti’ne dönüş­müş Genel Merkezinden “icazet” bekliyor. Aday adayların yaptıkları veya yapabilecekleri önemli değil. Onlar da seçilme nedenselliklerini göz ardı edip so­nuçla uğraşıyorlar. Çünkü, her şey gösterme­liktir. Hizmete aday olanın nedenselliği, kalitesi, eğitimi, kültürü, yapacağı hizmet için, para ve insan kaynağının, plan ve projelerinin kıymet-i harbiyesi yoktur. Çünkü parti devleti kimi gösterse o yeterli ve o tek donanımlı...

           “Adamın Varsa, Senin Adam Olmana Gerek Yok. (1)” diyen bu satırların yazarı, keşke bu Kelam-ı Kibarında böylesi dönemlerde haksız çıksaydı…

Parti yönetimlerindeki kronik, oligarşik yapı özünde ülkemizdeki parti içi demokrasinin de bir göstergesidir. “Kendi içlerinde ve işlerinde adaletli ve demokrat olmayanlar, demokrasiyi ve hizmette demokrasiyi getirebilirler mi?” diyenlere; “Başkanlık Sisteminin alt yapısı oluşana kadar sabredeceğiz” diyebiliyorum artık. Ve diyorum ki; muhterem Türk -Arap-Kürd-Çerkez-Süryani vatandaş;

Gelin, bu yerel seçimlerde, ideoloji ve parti aramayın!

Gelin, şehrinize, adam gibi bir adam ve kaliteli meclis üyeleri arayın!

Evet, kendinize ve şehrinize bu anlamda bir iyilik yapınız.

            Ha...“adam bulmak ta zor, şehirli de...” di­yorsanız, lütfen bundan böyle Parti Devleti'nin yön­temini de yönetimini de şurada, burada eleştirmeyin. Merak ta etmeyin. Çünkü Allahın emridir; her toplum layık olduğu yöneticisini bulur.   Tıpkı, toplum olarak layık olduğunuz Milletvekillerini bulduğunuz gibi. Size layık Başkanları ve Meclis üyelerini de nasıl olsa bulacaklar ve sunacaklar. Ama gelin bu seçimde işin ucunu bırakmayın. “ Şeyh uçmaz, müridi uçurur.” denir ya. Ülkede ve Bölgede siyaset en basit şekliyle, Şeyh-Mürid, Ağa-Rençber, Patron-İşçi, Zengin-Fakir çelişkisinden artık yararlanamazken ülkede de; zarf nasıl görünürse görünsün mazruf çoktan değişmiştir. Biline. Tüm Partiler bir yana bence, Başkanlık Sisteminin alt yapısının oluşması için, Ak Parti Genel Merkezinin yerel demokrasi adaylarında kaliteyi ve temsilde yeteneği önemsemeli diye düşünenlerdenim.

           Son sözüm de, Diyarbakırlı Hemşerilerimedir. Çok partili dönemin üzerinden üççeyrek yüzyıl geçmiş. Bu süre de Diyarbakırlılar belediyede sadece iki defa iktidar partilerini seçmiş. Geri kalanında hep muhalefetteki partileri seçmiş. Ol nedenle de hizmet alamamış.

        Muhterem Diyarbakırlım, 31 Martta yine Belediye Başkanınızı seçeceksiniz. Bu defa, yani üçüncü defa iktidar partisine evet demenizi; “Şehir ve Adam” filminde ki Şehirli olmanızı, bekliyorum. Devlet Başkanı Sayın Erdoğan’dan da bu filmdeki Antoni Quinin gibi bir Belediye Başkan adayı bulmasını, bekliyorum. Ki bu Belediye Başkanı Diyarbakır’ımıza iktidar olanaklarıyla hizmet etsin.

(1)Siyaset üzerine Aforizmalar-1 kitabımdan

Not: Bu yazı  ayrıca SİMGE Dergisi Kasım sayısında yayınlanacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar