1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. ŞEHİR ÇOCUXLARİ...
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

ŞEHİR ÇOCUXLARİ...

A+A-

  Diyarbakır'da “şehir çocuği” farklı anlamları taşır içinde. Birbirinden farklı anlamlar, Diyarbakır'ın içinde bulunduğu dönemlerle de ilgilidir.

80 öncesi, siyasetin kavurucu sıcağında şehir çocuxlarına daha kitabi bir isim bulunmuştu: lümpen.

 Siyasi literatürdeki karşılığına bakmadan, lümpenin devrimci çocuklardaki karşılığı yoz, cahil, bilinçli olmayana karşılık gelir.

Şehir çocuklarını, 80 öncesi yaşadıklarının rüyasını bile görmek istemezler. O zaman devrimci fraksiyonların gözünde vebadan beter olan lümpen kültür veya kültürsüzlüğün canlı örneklerini oluşturan bu kırıx takım, her fırsatta temizinden dayağını yemiştir.

Şehir çocuğlari 80 öncesinde siyasin iyice kızıştığı, fraksiyonların güçlendiği zamanlarda şamar oğlanı olmaktan kurtulmak içinel yordamıyla bazı savunma yöntemleri geliştirdiler. Bu savunma yöntemlerinin en ünlüsü, şehir çocuklarının devrimcileşme sürecidir.

Devrimcileşme sürecinden kalan en bilinen sözlerden bir, kırıx takımının “bız de devrimciyix bıremın” diye ortalıkta dolaşmasıydı. Tabii ki bu elbise şehir çocuğuna çok bol geldi ama bunun hakkını verenler de çıktı.

Nedir bu “şehir çocuği” meselesi dersek eğer, biraz daha eskiye bakmak gerekir. Yani bir nevi sosyolojik deformasyona denk düşen bu gurupların izlerini 60'lı yılların sonrasında, daha da belirgin olarak 70'lerde görmek mümkündür.

Şehir çocuğinin en karakteristik özelliği kurnazlığıdır. Kurnazlık en önemli erdem sayılır. “Ayığ ol tezgaha gelme” denir mesela. En olmadık zamanlarda kabuk değiştirebilme yeteneği, ortama uyabilmek, boşlukları iyi görmek, tilki gibi olmak, faka basmamak, nerede duracağını bilmek şehir çocuğinin tipik özelliklerindendir.

“Biz de devrimciyıx bıremin” ortama uyabilme ve kabuk değiştirebilmenin başyapıtı gibidir. Yeri geldiğinde, şehir çocuği devrimci olmayı da bilir.

Diyarbakır'ın kabadayıları ile kırıxlarını aynı kefeye koymamak lazım. Kırıx kültürün tipik özelliği fırsatçılıktır. Kabadayılıkta ise racon ve gözü karalık vardır. Kabadayı fırsata, hesaba çok yatkın olmaz. Tophane'de, Galata'da nasıl davranıyorsa, Ben-u Sen'de ve Xançepek'te de aşağı yukarı böyledir.

Kürdo Meheme, Diyarbakır'ın namlı kabadayılarından biridir. Ömrünün çoğu cezaevlerinde geçmiştir. Yattığı ceza evlerinde mazlumun, garibanın koruyucusu olmuştur. Alcatraz Kuşçusunda olduğu gibi, düştüğü cezaevlerinde güvercin beslemeye adamış kendini. Güvercinleri, haberleşmek amacıyla kullanıp Elazığ cezaevinden nakledilirken yolda arkadaşlarının baskınıyla firar etmesi de ilginçtir.

Xançepek, Kore Mahallesi, Ben u Sen ve Alipaşa kabadayılarının önemli bir kısmı garimüslümdir. Bu nedenle içlerinde farklı bir isyanı da taşırlar. Diyarbakırlı gayrimüslim kabadayıların, İstanbul'un meşhur kabadayısı Hrisantos'un özellikle Rum azınlığı korumaya ömrünü adaması gibi net bir duruşu görülmez pek. Kimliğinin bu yanını ilgilendiren isyanı bağrında gizli tutar.

Diyarbakır'ın kabadayısı ile kırığını aynı tepsiye koymamak gerekir. Başta da söyledim, kırıx hesabını kitabını bilir, kurnazlık işin özüdür. Bu kurnazlığı bugün fazlasıyla görmek mümkün. Dün kurnazlığı küçük fırsatlar üzerinden yapan kırıxlar, bugün Diyarbakır'ın en gözde mekanlarının işgalcileridirler.

Kırıxlık sosyolojik bir bozulmadır. Sosyolojik bozulma denilebilecek bu yapılar sadece Diyarbakır'a özgü değildir aslında. İşin bilimsel arka planında köy ile kentin rekabeti yatar. Kendi kültürünü oluşturacak güçlü bir yapıya sahip olmayan şehirleşme girişimleri ardında her zaman çarpık yapılar bırakır.

Çarpık kentleşme her zaman binalarda, mahallerde, yollarda ve diğer fiziki yapılardaki bozulmalar olarak kalmaz, insanın, kültürel gurupların ve ilişkilerin de çarpıklaşmasına yol açar.

Kırıx kültürü de, bir yandan şehirli olmak isteyen ama bunun kültürel altyapısına sahip olmayan gurupların kendi mecrasındaki değişiminden ibarettir.

Şehir çocuğunun en tipik özelliği (özellikle 70'li yıllarda) köylüye karşı duyduğu antipatiydi.

Şehir çocuğinın tepkisi, köylüye değil, köylülüğün kendisine olsaydı, bunu şehirleşme mantığı içerisine oturtmak mümkün olurdu. İdeolojik arka planı olmayan bu tepki, bizzat köylünün kendisine yönelik bir nefrete dönüştü.

70'li yılları hatırlayanlar bilir. O yıllarda köyden Diyarbakır'a günü birlik işleri için gelenler, kırıx takımının aşağılamasına maruz kalırlardı. Kırıx takımı veya şehir çocuğları dışındaki şehirli esnaf da köylüye pek sıcak yaklaşmazdı. Köylünün şapkası, şalvarı alay konusu olurdu.

Bugün, Diyarbakır'ın çarpık da olsa bir yanıyla şehirli olmayan ve karşıtları üzerinden kendisini tanımlayan “kırıx” kültürü kaybolmaya yüz tutmuş. Bu kaybolma ve toza, dumana karışma halinin en önemli sebebinin de bir dönem aşağılanan köylülük olduğu görülüyor.

Köylülük Diyarbakır'ın bütün toplumsal dokusunu ele geçirdi. Şehir hızla değişip, dönüşüyor. Şehir çocuxları tepki gösterdikleri, alay ettikleri köylülük içinde erimeye başladılar. Bugün sadece, yerel siyaset içerisinde hatırı sayılır bir yer edilen köylülük ile uzlaşıp, işgalcilikten medet uman “şehir çocuxları” ayakta kalmayı başarmış görünüyorlar.

Nerden bakılırsa bakılsın Diyarbakır'ın önemli bir rengidir kırıxlık ve şehir çucuği. 30, 40 sene önce içinde taşıdığı kurnazlık ve kaypaklığın yanında, içinde kabadayılık ve isyanda barındırmaktaydı. Bugün hırsızlık ve işgalciliğe tutunarak ayakta kalmayan bu kültür hak ve hukuk zamanları geldiğinde uzaklaşan görüntüler gibi bakışlarımızdan silinecektir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT