1. YAZARLAR

  2. Tayfun TALİPOĞLU

  3. Seçime zorlanmak...
Tayfun TALİPOĞLU

Tayfun TALİPOĞLU

Diyarinsesi.Org Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Seçime zorlanmak...

A+A-

Korkuyordum aslında ama geldi.
“Yaş kemale erdi" dedikleri
dönem bu olsa gerek.
Yaşam ayaklarımın altından

ya da başka bir değişle
"avuçlarımın içinden" kayıp gidiyormuş gibi geliyor.

Kısaca "yaşlanıyorum" diyeceğim
ama dilim varmıyor.
Öyle bir tarihte yazıp
bir köşeye koymuşum;
"bir kapı yok öyle girip de yaşlanacaksın,
bir gün kolun ağrıyacak,

bir gün başın...
Yavaş yavaş gelmedi aslında
sen yaşamı anlamakta geç kaldın" diye.

Eskiyen zamanın öğrettiği bir şey daha var ki,
o da  yıllar geçtikçe sorun çıkaranın
sadece beden değil,  asıl sorunun o göçmez bildiğin
gönlünde olduğu.

O  gönül  her kırıldığında eksiliyorsun.
Bu bazı vefasızlığı ile dostların,
bazı zamansız göçüp gitmeleri ile dünyadan,
bazı sevgiliden, bazen evlattan dolayı

başa gelen hayal kırıklıklarından bir eksilme.
Ama en beteri
adına ister "çember" de, ister "düzen" de,
değişime ayak uyduramadığında,
daha doğrusu değişimi kabullenmediğinde bünyenin,
sistemin dışına düştüğünü hissetmekmiş.

Sadece ben değil,
pek çok meslektaşım
aynı yazgıyı yaşıyor.
Hatta dün birini,
bir alışveriş merkezinde
kestane satarken gördüm.
Yoo reklam olsun filan diye değil
düpedüz  yaşamak için.
Nedeni başarısızlığı değil,
ona öğretilen gibi davrandığı için,
mesleğin ilkelerine hâlâ

ve direnebildiği kadar direndiğinden.
Yalnız olmadığını bilmesi açısından belki de;
son çalıştığım kurum Tv8'de
genel müdürün  'Bam Teli' ismini siyasi bulduğunu,
"İsmini değiştirelim ve suya sabuna dokunmadan
haberler yap" dediğini,
ben de bunun üzerine "deneyelim" deyip,

Kendimce "soft Bam Teli" yaptığımı
ama benim softumun bile
ağır geldiğini,
bu yüzden ayrılmak zorunda kaldığımı
anlattım genç meslektaşıma.

Oto sansür öylesine esir aldı ki medyayı,
"aman yanlış bir şey olur,
Başbakan'ı kızdırırız" diye,
ne demekse o
"soft" programlar ve yayınlar istiyorlar .
Ben bunu "maymun olalım" istiyorlar şeklinde
anlıyorum.

Bu "kimliksizleşme" dönemi ne zaman sona erer
bilmiyorum,
ama bildiğim bir şey var;
Yazılı ve sözlü medya
1970'li yılların Yeşilçam'ını yaşıyor.
Televizyonla birlikte toplumsal yaşamda
gerilere düşen sinema
pornoya yönelmişti.

Ve bazı oyuncular ekonomik nedenlerle
ve de çaresizlikten
o avantür filmlerde
sanatlarını yemişlerdi.
İşte bize dayatılan da
şimdi bu:
Ya kimliksizleş, ya yok ol...
Ama o Yeşilçam oyuncuları
bu seçimlerinin bedelini
ağır ödemişlerdi.

Ben hâlâ inatla onurlu duruşun
geçer akçe olduğuna inananlardanım.
İyi pazarlar.

Bu yazı toplam 8114 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT