1. YAZARLAR

  2. Tanzer Polat YILMAZ

  3. Sağlıklı Milliyetçilik
Tanzer Polat YILMAZ

Tanzer Polat YILMAZ

Güneydoğu GİAD Başkanı
Yazarın Tüm Yazıları >

Sağlıklı Milliyetçilik

A+A-

Mülkiye'de öğrencisi olma şerefine eriştiğim İlber Ortaylı Hocam şöyle demişti bir dersinde; “Sağlıklı milliyetçilik, başka milletlere romantik bir bakış açısıyla saygı duymayı gerektirir” 
 
O zaman belki çok anlayamamıştık ne demek istediğini ama tarih bilincimizin gelişmesiyle birlikte gördük ki başka toplumlara saygısızlık etmeden, küçük görmeden ya da yadsımadan savunulan milliyetçiliğin kimseye bir zararı yok. Sıkıntı, saldırgan karşılaştırmalar ve üstünlük iddiaları ortaya çıkmaya başladığında doğuyor aslında. Nazi Almanya'sı da, Mussolini'nin İtalya'sı da aynı türden milliyetçilik algısıyla hem kendine hem de diğer uluslara çok çektirdi. Terminolojik bir yanılgıyla, Faşizm'le özdeşleşerek, totaliter ve kafatasçı çağrışımlar yapan bu şanssız ideolojinin, kültürel kimliğini, başka milletlerin zayıflıklarından hareketle kurmaya çalışmadan yaşanması halinde, kendi ulusu ya da başkaları için bir tehdit oluşturması söz konusu değil. Tabi şunu da unutmamak lazım ki milliyetçi olmak demek körü körüne bir ulusun şanlı şerefli tarihinden ve kahramanlıklarından dem vurmayla sınırlanabilecek bir durum da değil. O ulusun kültürüne, bugününe ve geleceğine, ekonomiyle, sanatla, kültürle sağlanacak katkılar veya o ulusun sahip olduğu değerleri koruyarak yaşatma yolunda gösterilen çabalarla milliyetçi yaklaşımlar anlam kazanabiliyor, zenginleşiyor.
 
Sanılanın aksine, birden fazla etnik kimliğin, aynı ülke toprakları içinde, kendi milli değerlerini geliştirerek yaşamalarının önünde de bir engel yok. Hocanın da ifade ettiği gibi, birbirlerine, romantik bakmayı öğrenmeleri lazım sadece. Yani; demiri döverken veya ateşin üstünden atlarken sergilenen milli ritüelleri, başka ulusların varlığına ve yaşama hakkına duyduğumuz saygı gereği izleyebiliyor, geçmişlerine, önderlerine, folklorik zenginliklerine hürmetle yaklaşabiliyorsak,  Romeo ve Juliet'i de, Mem u Zin'i de, ortak paydası aşk olduğu için, aynı duyguyla okuyup edebi değerlerinin hakkını teslim edebiliyorsak, milliyetçiliği epik şiir tadında değil, el emeğiyle, alın teriyle, beyin gücüyle yoğurup sonrakilere aktarma çabasıyla yaşıyor ve  onun için savunuyorsak, hep birlikte, sonuna kadar arkasında duralım bu ilkenin.
 
Büyük çoğunluğu, son mesajında, “Arabın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur” diyen bir peygamberin ümmetinden oluşan bu topluma da milliyetçiliğin böylesi yakışmaz mı? Bu toplumun münevverlerine, milliyetçiliklerini yükseltirken ötekilere tevazu ve hoşgörüyle muamele etmek uygun düşmez mi ? İyisi bizden kötüsü Uganda'dan olmadığına göre, her milleti doğrusuyla yanlışıyla kabul edip rekabeti icraatta sürdürmek daha gerçekçi ve daha az yorucu olmaz mı ?

Bu yazı toplam 6467 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT