1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Rıza Çalımbay'dan Şampiyonluk Dersi
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Rıza Çalımbay'dan Şampiyonluk Dersi

A+A-

Maçın başlaması ile birlikte Kasımpaşa'nın alan daraltan çoklu presi, öyle anlaşıldı ki Şenol Güneş'in önceden ihtimal vermediği düzeyde ve disiplindeydi. Çok belli ki Beşiktaş Kasımpaşa'dan iyi bir savunma beklentisi içindeydi. Ama bunun topun olduğu heryerde, neredeyse Beşiktaş'tan bir adam daha fazla çoğalarak ve agresif bir temasla oynayacağını öngörmemişti Şenol Güneş. Maçın ilk 30 dakikasını belirleyen duygu bu şaşkınlık ve onun neden olduğu tuhaf bir niteliksizleşmeydi sonuç olarak. Nitekim Beşiktaş Kasımpaşa'nın bu dengeli oyununa henüz bir çözüm üretmemişken 1-0 geriye düştü. 

Rıza Çalımbay, uzun zamandır yakından izlediğim ve sürekli kendini olumlu yönde geliştiren bir teknik adam. Beşiktaş maçının ilk yarım saati Çalımbay'ın sadece iyi bir stratejist olduğunu göstermedi, aynı zamanda rakip analizini çok iyi yapan ve bunu büyük bir ciddiyetle uygulayan biri olduğunu kanıtladı. Esasen Kasımpaşa maçın ilk 30 dakikasını Beşiktaş'tan çok daha dengeli ve çok daha kuşatıcı br oyunla oynadı. 

Şenol Güneş oyunlarının en önemli oyun nesnesi hiç kuşkusuz hızlı ve döngülü pastır. Kasımpaşa maçına kadar kısmen de Fenerbahçe maçını da dahil ederek söylemeliyiz ki bu oyun bu seviyede önemli sonuçlar üretmeye yetmişti. Ama Fenerbahçe maçı ve bugün ilk 30 dakikasının gösterdiği gibi Kasımpaşa maçı Şenol Güneş'in bu oyunun bir gömlek daha hızlı ve rakibin basmasına fırsat vermeden seri paslarla oynanmasına ihtiyacı olduğunu bir kez görünür kıldı. 

İlk yarım saatte Beşiktaş'ın hızını düşüren o beklenmedik şaşkınlığına Quaresma'nın bildik kendine oyunu ve hantallığının yolaçtığı top kaptırmaları Kasımpaşa'nın işini, doğrusunu söylemek gerekirse, çok kolaylaştırdı. Quaresma'nın bu form düzeyi ve bu oyun mantalitesiyle Şenol Güneş oyunlarının oyuncusu olmadığı çok açık çok aşikar. Aslında bu takımda Quaresma'ya yer yok. Şenol Güneş'in kararlarına saygı duymakla birlikte Quaresma tercihinin çok tartışmalı ve çok sorunlu olduğunu söylemeliyim. 

Ben Ersam Gülüm'ün kesicilikten ibaret oyunundan şikayet ederken, Şenol Güneş'in sol stoper olarak bugün oyuna sürdüğü Milosevic, Ersam Gülüm'ü aratmakla kalmadı, sol koridorda diğer maçlarda iyi kötü bir işlevselliği olan İsmail Köybaşı, Olcay Şahan ve Oğuzhan Özyakup arasındaki pas uyumunu hem bozdu hem de hamlesizliği yüzünden o alanda Kasımpaşa için derin bir boşluk bıraktı. 

İkinci yarı başlamadan hemen söylemeliyiz ki bu oyunu dönüştürmek için Şenol Güneş'in oyuncu değişiklikleri yetmeyecek. Oyuncu değişiklikleri ile birlikte Beşiktaş'ın daha hızlı, daha döngülü ve şaşırtıcı bir biçimde ters tarafta geniş alanlar yaratarak topun yönünü değiştirecek esaslı bir plana ihtiyacı var. 

İkinci yarıya Beşiktaş öngörüldüğü gibi oyuncu değişiklikleri yaparak başladı, ama Şenol Güneş'ten beklediğim o hızlı ve döngülü oyunu görme imkanı bulamadık. Milosevic değişikliği ile hücumcu sayısını artıran Şenol Güneş bu hamlesiyle aslında bu oyunu doğru okuyamadığını da gösterdi. Çünkü ileri hatta Beşiktaş zaten çok kalabalıktı, bu kalabalıktan ötürü boş alan bulmakta zorluk çekiliyordu. Cenk Tosun'un oyuna alınması varolan küçük alanların da büsbütün daralması anlamına gelir. Bu durum korkarım 
Beşiktaş'ı bildiğimiz oyun alışkanlığından uzaklaştırıp, kaotik toplara mahkum eder. 

Dakika 85, sanki Beşiktaş'ın topa hiç ihtiyacı yokmuş gibi Tolga Zengin aut atışı yaparak topu kendi elleriyle Kasımpaşa'ya teslim etmekte hiçbir sakınca görmüyor. Bu tipik davranış baskı altındaki Türk topçusunu psikolojisini anlatır ki bunun adı da “özgüven yokluğu ve yoksunluğu”dur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT