1. YAZARLAR

  2. Ramazan TOPRAK

  3. Recep ile Serap'ın 2 fotoğrafı..
Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Recep ile Serap'ın 2 fotoğrafı..

A+A-

 

Birinci fotoğraf..
Geçtiğimiz hafta Çukurca'da şehit edilen ve
Diyarbakır ilimizin 348. şehidi olan
P.er Recep Garlı'nın Çınar/Altunakar köyünde,
Kürtçe ağıtlar eşliğinde yapılan defin merasimi..
Annesi Cahide Garlı,
"Ciğerimiz yanıyor.. yeter bu kan ve gözyaşı..
Bu acıyı bize yaşatmaya ne hakkınız var..!" diye feryâdediyor..
İzmirli eşi Serap Garlı'nın,
"Daha sabah eşimle telefonda konuştum..
Kızımız Irmak'a iyi bakmamı ve öpmemi söyledi..
Kızım o anda uyuyordu.. 'uyanınca benim için öpersin' dedi..
Ben Türk Kürt ayırımı yapmadan ailemi karşıma alarak evlendim..
Ben Türk eşim Kürt'tü.. ancak mutlu bir yuvamız vardı..
Bize bu acıyı yaşatan.. mutluluğumuzu bozanlar utansın!" dediği,
Kızı Irmak'ı, bir ömür boyu boynu bükük bırakan,
Acı ve gözyaşı fotoğrafı..
 
İkinci fotoğraf..
"Çayda çıra" isimli türkümüzü ve oyunumuzu,
Ülkemiz çapında bilmeyenimiz neredeyse yoktur..
Yurdumuzun dört bir yanında.. en ücra köyler dahil
Yapılan bütün düğünlerin ve kına gecelerinin belki de
Tek.. ortak.. vazgeçilemez türküsü ve oyunu..
Eminim, Recep ile Serap'ın da düğünü ve kına gecesinde
Çayda çıra oynanmış, türküsü söylenmiştir..
Kimbilir, çayda çıra oynarlarken ne kadar mutluydular..
Çayda çıra ile mutluluğun fotoğrafı..
 
Araştırdığımızda çayda çıra oyunu ve türküsünün
Hangi yöreye ait olduğu konusunda,
Kayda değer iki menşe'i karşımıza çıkıyor:
Diyarbakır ve Elazığ/Harput yöreleri..
Elazığ/Harput hikayesi..
"Hazar gölü kenarındaki bir köyde,
Birbirini seven iki genç, gizli gizli buluşmaktadır..
Erkeğin buluşma yerine gidebilmesi için
Gölü yüzerek geçmesi gerekmektedir..
Genç kız ise ışığa doğru yüzmekte ve
Sevgililer bu şekilde buluşmaktadırlar..
Durumu sezen kızın babası gizlice buluşacakları yere gelir..
Delikanlı yüzerek gölün ortasına geldiği sırada çırayı söndürür..
Ve gencin gölde boğulmasına veya kaybolmasına sebep olur..
Bunu farkeden genç kız kendini suya atar.. ve o da kaybolur..
Bu olay üzerine bütün köylüler toplanırlar ve
Ellerindeki çıralarla iki sevgiliyi aramaya başlarlar..."
Sonu belli olmayan ancak hazin bittiği kesin olan
Hikayedeki bu olay üzerine ağıtlar yakılır.. türküler söylenir..
 
Diyarbakır hikayesinde ise..
Her yıl karpuz hasadı mevsiminde,
Dicle kenarında yapılan karpuz şenliğinde..
Nehir havzasında yetiştirilen iri iri karpuzlar,
Üst kısmının biraz aşağısından kapak şeklinde kesilir..
Yenilen kısmı çıkarılan karpuzlar, suyunun çekmesi için
Toprak ya da odun külüyle içleri ovulur, sıvanır ve kurutulur..
Şenlikte yenilmek üzere kesilen hayvanların kuyruk ve iç yağları,
Yemeklerin pişirildiği ocaklardaki odun külleri ile karılıp
İçi hazır hale getirilmiş karpuzlara doldurulur..
Yağların içine konulan fitiller tutuşturulur,
Yanan çıralar şeklinde peşpeşe nehire salınır..
Suyun akışına bırakılan belki de yüzlerce karpuz/çıra
Yaylanarak yüzmeye.. sallana sallana nehirde yol almaya başlar..
Akşam karanlığındaki bu manzara tadına doyum olmayan bir manzaradır..
Çıralar, bir gelin kız misali nehirde yaylanarak ve
Salına salına gezinmektedir..
 
Çayda çıra oyunu ve türküsünde bahsi geçen çay..
Gelin ve damadın mutluluğu..
Hikayenin akışı.. yaylanarak ve salına salına gezme..
Olaylar ve ritüeller ile olayın geçtiği yer gibi unsurlar,
Diyarbakır yöresi ve hikayesiyle çok daha fazla uyumlu..
Görüyorsunuz.. herşeyimiz o kadar iç içeki..
Diyarbakır veya Elazığ yöresi.. hangisine ait olursa olsun,
TÜİK-2010 verilerine göre,
81 il, 957 ilçe, 1977 belde ve 34.247 köyün neredeyse tamamında,
Çayda çıra'sız tek bir düğün veya kına gecesi bulamazsınız..
Hangi yöreye ait olduğunu kime sorsanız,
"Taa dedelerimiz, ninelerimizden kalma bir âdet" diyeceği,
Yöresel olmaktan çıkmış, adeta millî bir nitelik kazandığı..
Oyunuyla türküsüyle hepimize ait olmuş, çayda çıra..
Görüyorsunuz değil mi?
Sevincimizi paylaştığımızda nasıl da çoğalıvermiş..
Acılarımızı da yeterince paylaştığımızda,
Acılarımız azalacak.. azalacak.. azalacak..
İnşallah günün birinde hiç bir acı yaşanmayacak..
Hiçbir ocağa ateş düşmeyecek..
Yeterki ortak değerlerimize kasdedenlere fırsat vermeyelim..
Yeterki din kardeşleri.. can kardeşleri ve hatta
Recep ile Serap Garlı da olduğu gibi
Kan kardeşleri birbirine düşürmek suretiyle
Ayrı düşürmek isteyenlere fırsat vermeyelim..
Ayrı düşürmek isteyenlerin kirli oyunlarına gelmeyelim..
 
Eminim, Recep ile Serap'ın
Düğünü ve kına gecesinde çayda çıra oynanmıştır..
Kimbilir, ne kadar mutluydular, çayda çıra oynarlarken..
Niye Diyarbakır hikayesinde olduğu üzere,
Mutlu başladığı gibi mutlu bitmedi Recep ile Serap'ın hikayesi..
Niye ağıtlar yakılacak kadar mutsuz sonlandı/sonlandırıldı?
Hiçkimse.. hiçbir zaman.. bu kolay soruya,
Vicdanları rahatsız etmeyen bir cevabı veremeyecektir..
 
Yazının başında iki fotoğraf çekmiştim..
Birinde damat Recep ile gelin Serap'ın düğünü/kına gecesinde
Zılgıtlar eşliğindeki mutluluk fotoğrafı..
Diğerinde ise, ağıtlar eşliğinde çekilen
Şehit bile olsa tabut içindeki.. sevdiği Kürt Receb'ine,
Can yoldaşına.. eşine ağlayan Türk Serap'ın acı ve gözyaşı fotoğrafı..
İki fotoğrafa bakıp sormak gerekmez mi?
Ramazan ayı içinde ve Bayramı arefesinde iken..
Din kardeşi.. can kardeşi.. kan kardeşinin mutluluğunu,
Ağıt ve mateme dönüştürmeyi hangi amaç haklı gösterebilir?
Din kardeşi.. can kardeşi.. kan kardeşinin mutluluğunu,
Ağıt ve mateme dönüştürmeyi kimler.. nasıl düşünebilir?
Siz olsanız, Recep ile Serap'ın
Mutluluk fotoğrafında mı.. yoksa,
Acı ve gözyaşı fotoğrafında mı yer almak istersiniz..?
 
E-Posta: ramazantoprak19@gmail.com
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT