1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Prandelli, Halilhodzic, Kartal, Bilic ve ötekiler!
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Prandelli, Halilhodzic, Kartal, Bilic ve ötekiler!

A+A-

Yüz yıllık bir zaman aralığından sonra, biraz soluklanıp kendi kendimize şu safiyane ama bir o kadar zorunlu soruyu sormamız gerekir; Eğer, oyun oyuncu ve maç üçgeninin temel çelik çekirdeği ''alanı'' top ile kat etmek ise, bu ülkede top alanı (istisnasız bütün maçlarda) neden yalnız başına kat eder? Adı futbol oyunu olan bu pratik ve zihinsel faaliyette top, muhatabı olan oyunculardan bu kadar bağımsızlaşırsa bir özne olarak oyucu, oyun olgusunun iç tutarlılıklarına nasıl ikna edilecek?

Türkiye Süper Liginin semalarında gezinen bu yüz yıllık korkutucu hayalet, bütün olumsuz etkilerine rağmen, nüfuz edebileceği gerçek bir anlam dünyası ile hala karşılaşmış değil. Özgür ve yalnız topun oluşturduğu enkaz sırf bu yüzden ''oyun inşasını'' imkansız şey statüsüne çıkarmış ve top oyundan soyutlanarak ''oyuncuyu'' Türk futbolunun en yüce nesnesi olarak işlev görmesine imkan sağlamıştır.

Topun oyundan soyutlanma hali esasen oyuncunun oyundan soyutlanma halinin hakikatidir. Hem topun hem de oyuncunun oyundan soyutlanması daha doğru bir değişle dışlanması, sonsuza dek ondan kaçan bir sırla yaşamaya mahkum edilmesi anlamına gelir ki, bu durumda da ontolojik olarak oyunun ''olanaklılık koşulu'' ebediyen mezara gömülmüş demektir.

Varlık eşittir algı ilişkisinde varlık(oyun) özne(oyuncu) tarafından algılanmıyorsa, varlığı gölgeleyen, üstünü örten ve onun görünür hale gelmesini engelleyen sebepler üstünde düşünmek en öncelikli görev haline gelir.

Semptomik olarak Türk futbolunun travmatik( umut içermediği ölçüde de trajik) çekirdek sorunu bana kalırsa eğer budur!

Her yeni sezonda bu soruna deva bulmak niyetiyle yeni Teknik adamlar iş başına getirilir ve bu yetmezmiş gibi düzinelerce yeni oyuncu transfer edilir.2014/2015 sezonunda da bu gelenek bozulmadı.

BJK,GS,FB,Trabzonspor ve diğerleri yeni oyuncu kadroları ve teknik adamlarıyla bir tür ''imkansız göreve'' talip bir arzu ile sahne almaya hazırlanıyor. Beşiktaş, Trabzonspor, Karabükspor ve Bursasporu UEFA'nın organize ettiği yarışmalarda görece daha ciddi koşullarda izleme fırsatı bulduk. GS. FB ve diğerlerini de gerek hazırlık turnuvalarında gerekse de ligin ilk maçında gözleyerek fikir edinme imkanı bulduk.

Kabaca söylemek gerekirse, bütün takımların ortak sorunu, alanı oyuncular ile birlikte kat etmek için gereksindikleri ''yapı ve örüntülerden'' yoksun olmalarıdır. Alanı top eşliğinde kat etmek bir tür örgütlenmektir. Bir top örgütü kurmaktır. Topla nelerin yapılabileceğinin en basit ve en anlaşılır yolu budur; eğer bunu başaramıyorsanız sonuçta topun size neler yapabileceğini izlemek zorunda kalırsınız.

Futbol oyununun ikili karakteri dikkate alınınca bir oyun için birden fazla yapıya ve alanı bütünüyle kullanmanıza imkan verecek düzinelerce örüntüye ihtiyaç var.

Meseleye böyle bakmaya çalışınca Prandelli ve Biliç'in ne yapmaya çalıştıklarını anlamak daha kolay hale geliyor. Prandelli'nin odağında oyunun gerisi(defans) var ve bu noktada direnci yüksek bir takım yaratmaya çalışıyor. İtalyan ekolunun tipik davranışı Prandelli'yi bildiği, alışık olduğu bir alana çekiyor. Bu sorunu çözmek kolay değil ve öyle görünüyor ki, bu sezon GS enerji ve imkanlarının büyük bir bölümünü bu sorunu çözmek için seferber edecek.

Prandelli gibi Biliç' de aynı sorunun farkında ama sorunu çözmek için geliştirdiği yöntem, defansif olmaktan çok ofansiftir. Biliç, oyun için inşa ettiğini varsaydığı yapı ve örüntülerin işlevinden çok '' hızına'' odaklanmış! Eğer Arsenal maçını bir kriter olarak kabul edersek, Beşiktaş'ın hem hızında hem de yapı ve örüntülerinde çok ciddi sıkıntılar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Fenerbahçe,nin problemi daha büyük ve daha yapısal. Ersun Yanal'ın kurguladığı geniş alan oyunu, hem üç bölgeli karakter taşıyor hem de final vuruşu planından yoksun. Ersun  Yanal üç bölgeli oyunun açmazlarını ''taktik faullerle'' çözmeye çalışıyordu yıllar yılı ama bir türlü kesin çözümlere ulaşamıyordu. Ersun Yanal'ın yokluğunda onun bıraktığı mirası devir alan ve bu mirası sürdürme gayreti gösteren İsmail Kartal, bu soruna çözümler bulabilecek mi? Ben hiç umutlu değilim, çünkü üç bölgeli oyunu iki bölgeli oyuna dönüştürmeden, o kadar geniş alanda bu oyunu sıkıntısız oynayamazsınız.

İsmail Kartal gibi Vahit Halilhodzic'in de ne yapmak istediğini anlamak pek mümkün olmadı. Rostov ve Erciyes maçlarında benimsenen ''dikine oyun'' hiçbir gelecek vaat etmiyor. Umarım yakın zamanda bulunabilecek mucizevi çözümlerle bu saygın kentin yaşam tarzına ve dirençli kültürüne yakışır ciddi oyun inşa edilir.

Geleneksel Türk tipi futbol oynama pratiği üç bölge üstüne bina edilmiş, bu tuhaf durum kendi başına yeterince tuhaf değilmiş gibi, bir de, ''soyut büyük tehlikeler'' icat edilerek oyuncular bölgesel görevlerine adeta beton dökülerek sabitlenmiş.

Prandelli, Hallihodziç,Biliç,Kartal ve diğerlerinin işi hiç de kolay değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT