RABB-İ RAHİM'İMİZİN, “Ey habibim, sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” hitabına mazhar olmuş sevgili Peygamberimiz'in ümmeti olmakla şereflendirilmiş biz Müslümanlar için, kâinatın yaratılışından bugüne kadar yaşanmış eşsiz, biricik, en parlak ve en önemli hâdise şüphesiz Allah Resulü'nün (s.a.v) kutlu doğumudur.
O yaratılmasaydı, hiçbir şey yaratılmayacaktı. Çünkü O yaratılmasaydı, hiçbir şeyin yaratılmasının mânâsı kalmayacaktı. O'nun üzerinde yaşamadığı bir dünya, yaşanmaya değecek bir dünya olmayacaktı.
Hz. Peygamber'in ve O'na âyet âyet gönderilen Kur'an'ın vazettiği hakikat nurlarının yokluğunu tasavvur edebilseydik, nasıl bir vahşet ve karanlıkla yüz yüze geleceğimizi de hayal edebilirdik.
O'nun olmadığı bir dünya, her şeyin hiçlikten çıkıp yine hiçliğe gömüldüğü, mânâsız, dayanaksız ve çıldırtıcı bir görüntüler mahşerinden ibaret kalacaktı. O'nun, Kur'an'dan aldığı hakikatlerin ışığı olmasa, kâinat büyük bir matem evine dönüşürdü. Bütün canlılar, ölümlerin ayrılıkların, sona erişlerin acımasız tokatlarıyla ağlayan zavallılar olarak kalacaklardı. Her şey, birbirine yabancı ve belki düşman olacaktı. İyiliği ve güzelliği, doğruluğu ve insanlığı temsil eden hiç bir şey, ayakta duramayacak, sınırsız, ölçüsüz bir kötülük ve çirkinlik hükmünü vahşice icra edecekti. Kâinat, taşıdığı bütün sırlarıyla birlikte dilsizleşecek, var edilen hiç bir şey, sırrını insana açmayacaktı. Bütün renkleri, sesleri, halleri ve hareketleriyle Yaratıcısını zikreden mevcudatın ortasında insan, sonsuz bir körlüğe ve sağırlığa mahkûm kalacaktı.
İşte, O'nun “âlemlere rahmet” olarak gönderilişi bundandır.
Kâinatın ta en başından, O'nun doğumuna hazırlanması, O'nun doğumuyla kâinatın ruh kazanması, âdeta yeniden doğması bu sırdandır.
Yine O'nun asırlardır ümmeti tarafından Rahmet ve Şefkât Peygamberi olarak her an hatırlanması, her an milyonlarca salat ve selam gönderilmesi bu sırdandır.
Müslümanlar, asırlar boyu yaratılış gayelerini ve hikmetlerini, güzel ahlâklı, doğruluğu ve hakikati sevgili Peygamberimiz'in verdiği derslerden öğrendiler. O'nun güzel ve hakikatli sözlerinin verdiği muazzam haberlerin meraklı ve müştak muhatabı oldular.
Hz. Peygamber, baştan sona Kur'an ahlâkıyla güzelleşmiş hayatıyla, Kur'an hakikatlerine dair verdiği derslerle, mübarek sözleri ve halleriyle bugün de, bütün Müslümanlar için yollarını aydınlatan parlak bir rehberdir.
O'nu hakkıyla sevmedikçe tam iman etmiş sayılmayız. Ve hiç şüphesiz O'nu hakkıyla sevebilmek, O'nu daha iyi tanımakla mümkün.
İnsanlığı içinde bulunduğu karanlık dünyadan kurtarmak, onlara kılavuzluk yaparak yollarını aydınlatmak üzere ışıklar saçan bir kandil olarak seçilmiş ve vazifelendirilmiş olan sevgili Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerinin kutlanıldığı Kutlu Doğum Haftası'na ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugünleri nasıl değerlendirelim, neler yapalım diyorsanız size şu tavsiyelerde bulunabiliriz:
* O'nun getirdiği mesaj bir huzur kaynağıdır. Bu huzur kaynağından istifade edebilmek için O'nu ve O'nun getirdiği nûru tanımak gerekir. Bu amaçla Allah Rasulü'nü (sas) tanıtan kitaplar okuyabiliriz. Okuduklarımızın kalıcı olması için de öğrendiğimiz bilgileri başta aile fertlerimiz olmak üzere çevremize anlatabiliriz.
* Akşamları çocuklarımıza Efendimiz'in (sas) yaşadığı örnek hayattan kesitler anlatabiliriz. O'nun ashabıyla arasında geçen diyalogları hikaye tarzından anlatarak çocuklarımızın dikkatlerini Peygamberimizi anlama üzerinde yoğunlaştırabiliriz.
* Nebiler Serveri'ni hayatını anlatan video kasetlerini veya film CD'lerini ev halkıyla beraber izleyebiliriz. Yine bunun gibi Efendimiz'in (sas) hayatından kesitler sunan veya O'nunla alakalı yazılan şiirlerin bulunduğu ses kasetlerini dinleyebiliriz.
* Yaşadığımız yerde Allah Rasulü'nü (sas) hatırlatan ne varsa oraları ziyaret edip hayalen asr–ı saadete gidip tefekküre dalabiliriz. Ziyaretlerimizde yanımıza çocuklarımızı da alabiliriz.
* Bir gül satın alarak yanında da Efendimiz'i (sas) anlatan bir kitapla beraber akraba veya dost ziyaretlerinde bulunabilir, onlarla beraber Efendimiz (sas) yörüngeli sohbetler yapabiliriz.
* İki Cihan Serveri, “Beni Hûd, Vakıa, Mürselat sûreleri ihtiyarlattı.” (Tirmizi, Tefsir, 57) buyuruyor. Bu sûrelerde içerisinde kıyamet sahnelerinin resm edildiği ayetler, Allah Rasulü'nü (sas) derin bir tefekküre salmıştı. Bizler de bu günlerde bu sûrelerin muhatabının kendimiz olduğunu düşünerek Hûd,
Vakıa ve Mürselat sûrelerini okuyabiliriz.
* Allah, “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber'e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56) buyurarak bizlerden Efendimiz'in (sas) ismini andığımız zaman salavat getirmemizi istiyor. Bu İlahi emir doğrultusunda bizler de özellikle bu günlerde Fahri Kainat Efendimiz'e (sas) bol bol salavat getirmeliyiz.
Selam ve Dua İle.
Kaynakça : hz.muhammed.net







































