Diyarbakırspor'da son 2 yıldır bitmek bilmeyen sorunlara bir yenisi eklendi... Yeni konumuz Diyarbakır çocuklarını ateşe atmak.
Bugün sitelerde de okuduğunuz üzere Diyarbakırspor Kulüp Başkanı Çetin Sümer çıkmış ortalığa ve kamuoyuna eski futbolcumuz Barış Ataş'ı resmen ateşe atar cinsinden açıklamalar yapıyordu.
Sümer, Barış Ataş'ın alacaklarını almak için Diyarbakırspor kulübünü TFF'ye şikayetini baştan sona çarpıtarak açıklama yapması aslında bir nevi gündem saptırmaktan ileri gitmiyordu.
-Peki bu çocuk değilmiydi, süper lige çıktığımız sezon Kampa geldiniz ve alacağı olan 230 Bin TL'ye bir çırpıda çizgi çekmedi mi?
-Yine geçtiğimiz sezon devre arasında Barış için bir çok teklif geliyordu ve sezon sonunda Barış'ın sözleşmesi sona erecekti. Siz gelip Barış'a "Yapma etme, bu kulübe para kazandırmadan gitmemelisin, alacaklarının tümünü sana tek tek ödeyeceğiz" diyen siz değilmiydiniz? (Ne çabuk unuttunuz)
Peki siz ne yaptınız, bu işi de elinize yüzünüze bulaştırıp, bu oyuncuyu hiç bir kulübe veremediniz. Trabzonspor gayet legal yollardan bu oyuncuyu sizlerin beceriksizliği yüzünden bedelsiz olarak kadrosuna katmadı mı?
- Barış Ataş sakatken bile ödeme yaptık diyor Sayın Başkan Sümer, buradan kendisine biz soruyoruz, Allah aşkına o ödediğiniz paraları neden çıkıp kamuoyuna açıklarken ispatlamıyorsunuz.
Biz size doğrusunu söyleyelim, Barış bırakın sakatken, sağlıklı ve kulübe en verimli olduğu dönemde bile alacaklarının çoğunu alamadı diğer bir değişle bu çocuklar nasıl olsa Diyarbakır çocuğudur düşüncesiyle asıl onlara üvey evlat muamelesi yapmadınız mı? Barış Ataş sakatken, İzmir'e gönderdiniz ve bu çocuğun hastane masraflarını ödeyemediniz diye Barış hastanede günlerce mahsur kalmadı mı? Ne çabuk unutunuz bunları..
Geçtiğimiz yıl Tazemeta'ya, Erdinç'e, Adnan'a, Mendoza'a hatta bazı oyunculara el altından para ödeyen siz değilmiydiniz. Yahu elinizi biraz vicdanınıza koyun Allah için doğruyu konuşun, bugün birilerini kurtlar sofrasına atarken kendi yanlışlarınızı neden çıkıp konuşmuyorsunuz.
- Mesele Barış şu bu asla değil, burada herkes biliyor ki, sizin yaptığınız binlerce yanlış ortadayken çıkıp bu çocukları yem olarak kullanarak açıklama yapmanız, gündem saptırmaktan başka bir şey değildir.
- Çok uzağa gitmeye gerek yok, Diyarbakır çocuğu diye kimseyi hor görmeyelim, bu çocuklar susuyorlarsa karakterlerindeki efendilik ve Diyarbakırlılık asaletindendir. Bu çocuklar bu kulübe, bu kente alınlarının terlerini akıttılar ve hiç biri bu yaplanları asla hakketmiyorlar.
Aynı şeyi çok yakında canlarını dişine takarak özveride bulunan Diyarbakırlı Kemal Zeydan'a hocamıza, Mehmet Budakın'a da yaparlar. Ne de olsa bu çocuklar almaları gereken analarının ak sütü gibi alacaklarını yıllardır almazlarsa da susmak ve konuşmamak zorundalar öyle mi? Bu mu sizin adaletiniz. Tabi bunlar size asla sizin alacaklarınızı garanti altına almanız için şişirme sözleşmeleri kabul etmezlerse işte bugün Barış Ataş'a yapılanlar gibi tukaka edip kurtlar sofrasına atarsınız. Ondan sonrada bu kentte neden kimse sahip çıkmıyor, neden oyuncu yetişmiyor diye daha çok sızlanırız. Yabancı oldu mu başımıza alalım, kendi evladımızsa yıllarca alacağını isteyemez, yıllar geçer üstünden alacağını istediği an bunları yapmak Allahın adaletine sığmaz.
-Şaibelerle dolu ve kamuoyunun vicdanında soru işaretleriyle dolu alacaklarınızı, başkalarının sözleşmelerine eklediğiniz, o alacaklarınızı siz bağışlayın da ondan sonra Barışlara, Kemallere veya diğer çocuklara seslenin. Bu yaptığınız hiç doğru değil, delikanlılığa da, vicdana sığmayacağı gibi, hele Diyarbakırspor gibi koca bir kulübün başkanının karakterine de asla yakışmaz.
Not: Kurban Bayramının ilk 2 günü bir kalp spazmı nedeniyle hiç bir dostumun ve arkadaşımın mesajlarına ve aramalarına cevap veremedim, bu nedenle tüm dostlarımın affına sığınıyorum. Ayrıca rahatsızlığım dolayısyla arayan tüm dostlarıma şükranlarımı bildiririm. Bu konunun haber olarak yayınlanmasını ben istemedim.. Sevgilerimle






































