Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

OSB

A+A-

Yazılarımın çoğunda Diyarbakır'ın sahipsizliğini anlattım. Bu yazım maalesef yine sahipsizlik üzerine.
Malumunuz 1,5 milyona yaklaşan Diyarbakır'da sadece bir Organize Sanayi Bölgesi (OSB), OSB'de üretim yapan 150 civarında firma ve toplamda da 4.000 kişi istihdamı var. Arazisinin büyüklüğü ise, 5 bin 320 dönüm yani 532 hektar…


Bunları kendi kafamdan yazmıyorum. OSB Müdürü Mehmet Özel bey ile OSB Başkan Vekili Beşir Yılmaz bey'den aldığım verilere göre 1, 2 ay öncesine kadar yatırım yeri için 200 firmanın sıra beklediği anlaşılıyor. Yani sıra bekleyenlerin sayısı, faal olan işletmelerden daha fazla.
Diyarbakır'da yatırım yapmak için sıra bekleyen firmaları sayısı bugün 100'ye inmiş durumda. Önümüzdeki günlerde bu sayının daha da azalacağı anlaşılıyor. Tabiki bunda 2013 Nisanında çıkan yasa etkili…

Son teşvik yasasından sonra Diyarbakır'a yatırım yapmaya gelenler beklemekten bıktılar ve umutlarını kaybetmeye başladılar. Bekleyen firmalar arasında 100 milyonluk, 200 milyonluk yatırım taahhüt eden önemli firmalar var.  

OSB'lerde bedelsiz arsa vermenin ilk koşulu istihdam sayısının en az 10 kişi olmasıdır. 200 firma yatırımlarını tamamlandığında 10 kişi üzerinden en az 2000 kişi daha iş sahibi olacak demektir. Gel gör ki, evdeki hesap çarşıya uymuyor. Yani birileri kapımıza dayanıp fabrika kurmak istediğini söylüyor, biz dönüp bakmıyoruz bile.   

Sanki Diyarbakır'da hiç işsizlik, yoksulluk yokmuş gibi, sanki caddelerde, kavşaklarda dilenen çocuklar bizim değilmiş gibi, sanki işsizlikten pamuğa, fındığa giden, gittikleri yerlerde aşağılanan, hor görülen, ırkçı saldırılara maruz kalan insanlar bizim insanımız değilmiş gibi davranıyoruz.

Şimdi gelelim meselenin özüne.

Bundan 3-4 sene önce, Diyarbakır'a ikinci bir OSB için girişim başlatılıyor. Daha sonra da ikinci bir OSB yerine, Ergani yolu 20. km'deki mevcut yerin genişletilmesine karar veriliyor. Bundan sonraki gelişmeler tam bir rezalet, hatta rezaletin daniskası.

OSB'nin genişletilmesi için yolun karşı tarafında, Eğil istikametinde 3600 dönüm Hazine arazisi için başvuru yapılıyor. İlk aşamada sorun yok gibi görünse de, daha sonra kördüğüm misali arka arkaya gelmeye başlıyor. Önce civardaki köylüler ayaklanıyor, arazi üzerinde hak talep ediyorlar. Köylülerin ikna edilmesi 1 sene kaybettiriyor. Köylüler ikna edildikten sonra, arazi tahsis ediliyor. 3600 dönüm olarak tahsis edilen ek alanın parası İl Özel İdaresi ile Ticaret Odası tarafından ödeniyor. Devlet (Milli Emlak) 3600 dönüm üzerinden parasını tahsis ettikten sonra, piyangodan çıkar gibi Türkiye Petrolleri çıkıp arazi üzerinde hak iddia ediyor.

Türkiye Petrolleri de Diyarbakır'da bir kanser gibi yayılmış olan fırsatçılığa uyup, fabrika için ayrılan araziden çekilmiyor. Kanuni olarak arazinin parası ödenmiş ve ödenen para Hazinenin kasasına girmiş. Buna rağmen Türkiye Petrolleri ek OSB alanı olarak ayrılan araziyi, petrol arama yetkisini bahane ederek terk etmiyor.

Türkiye Petrollerinin (TP) bu tavrına bakınca, sanki o arazi üzerinde petrol bulunmuş zannedersiniz. Bir damla petrol bulunduğu yok. Birkaç kuyu açılmış ve kapatılmış. Buna rağmen, TP kendisine verilen geçici arama süresinin sonuna kadar OSB arazilerini bloke etmekte kararlı.
Bu uzlaşmaz tavrı üzerine Diyarbakır milletvekilleri ve sayın bakanımız derhal harekete geçerek araziden Türkiye Petrollerini söküp attılar ve arazileri yatırımcıların emrine sundular: Şaka şaka burası hemen inanmayın böyle sözlere, biliyorsunuz bizim memlekette böyle şeyler olmaz. İşgalci, işgal ettiğiyle kalır, fırsatçının yaptığı yanına kar kalır, rantçı baş tacı edilir.

Türkiye Petrolleri, sondaj vurduğu ve sonuç elde edemediği 3, 5 kuyu için, tam 1700 dönüm arazinin kullanımını engelledi. Yani toplamda 10, 15 dönüm yer tutmayan 3, 5 kuyu için 1700 dönüm arazi işgal edilmiş oldu. Tabi ki AK Parti, BDP demeden bunu duyan vekillerimiz ve bakanımız gürzü elinde Battal misali hışımla Türkiye Petrollerinin tepesine indiler… Neyse şimdi şaka bir yana, devletin bir kuruluşu olan Hazine, arazi tahsis ediyor, parasını alıyor, diğer kuruluşu beni ilgilendirmez deyip 1700 dönümde işgalcilik yapıyor.

Bugün Gaziantep'te toplam 35.000 dönüm üzerinde faaliyet gösteren 5 OSB'de 700 fabrikanın çarkları dönüyor, 100 bin kişide istihdam ediliyor.

Bugün Şanlıurfa üçüncü OSB'yi kurmak için çalışma başlatmış durumda. Biz ise eldeki tek bir OSB'yi genişletmeyi bile beceremiyoruz. Milletvekillerimiz ve idarecilerimiz işin açılış kısmını bekliyorlar. Daha çok beklerler.

OSB'den aldığım bilgiye göre Hazine, parasını aldığı 3500 dönüme karşılık, “ne yapalım Türkiye Petrolleri ikna olmuyor” diyerek 1886 dönümü tahsis ediyor. Yani arazinin yarısı hokus pokus ile ortadan kayboluyor. Arazinin yarısının deyim yerindeyse “piç edildiğini” duyan Diyarbakır halkı bir isyan başlatıp rantçılara karşı sokaklara dökülüyor: Şaka şaka

Diyeceksiniz ki “yeter anlatma”, bu kadar eziyete can dayanmaz. Ama iş bu kadarla kalmıyor. Asıl acıklı kısmı sona sakladım. Son bölümde bir Brütüs hikayesi var. Hani Sezar, kendisini hançerleyenler arasında yakın arkadaşı Brütüs'ü gördüğünde “Sen de mi Brütüs” diyor ya. İşte ben de size o Brütüs hikâyesini anlatacağım.

Hikayenin nasıl başladığını biliyorsunuz. OSB'ye ek yapmak için bir çalışma başlatılıyor. 3600 dönüm yer veriliyor, sonra TP adında bir arkadaş ikna edilemediği için bir anda arazinin yarısı iç ediliyor. 'P' harfini sonra eklersiniz.

Bu toz duman arasında uyanık bir hemşerimiz (yani Brütüs) hançerini geriye kalan 1880 dönümün ortasına saplıyor. Hemşerimiz, bir yandan Hazine, bir yandan civardaki köylüler, bir yandan TP ile uğraşılırken, bu kargaşayı fırsata dönüştürüyor.

Becerikli emekçi bir hemşerimiz (yani Brütüs), 1880 dönümlük arazinin tam ortasına 100 dönümlük bir konkasör şantiyesini konduruveriyor. Dediğim gibi, o toz, duman arasında 100 dönümle ilgili kullanma yetkisini, bazı hatırlı kişilerin devreye girmesiyle (İsim ve rumuz vermeyeceğim)aradan çıkartılıyor. Tabi ki becerikli hemşerimiz, şantiyesini kurduktan sonra sabah akşam genişlemesini sürdürüyor. 100 dönümdeki geçici kullanma yetkisine rağmen, yayıla yayıla alanını 10 misli artırarak 1000 dönüme çıkartıyor.

Becerikli emekçi hemşerimizin, 3600 dönümden 1886 dönüme indirilen arazinin ortasından 100 dönümü kapatıp,  bu alanı yavaş yavaş 1000 dönüme çıkardığını duyan Diyarbakırlıların tamamı ayaklanarak bu duruma isyan ettiler. Becerikli hemşerimiz, işgal ettiği araziden söküp atıldı. Herkes, hemşerimizi ayıpladı. “3, 5 kuruşluk çıkarın için Diyarbakır'a bu haksızlığı yapmaya utanmıyor musun” dediler. Sayın bakanımız ve milletvekillerimizin öfkeden gözleri döndü:

İsyandan sonraki;şaka şaka…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT