1. YAZARLAR

  2. Ramazan TOPRAK

  3. önce güven..
Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

önce güven..

A+A-

Zordur, güveni kazanmak..
çetin sınavlardan yüzakıyla çıkmak gerekir..
ağır bedeller ödemek gerekir bazen..
bazen de en değerli şeyini, hatta
canını, son nefesini bedel olarak verirsin,
ardınsıra gelir, "güvenilir" sıfatın..
varsın olsun.. nasıl olsa yolculuk bitmiyorki..
topraktan öteye de yol gidiyor, hem de sonsuza dek..
peki, kim için, ne adına güven?
önce kendi onuru/haysiyeti/şerefi adına,
kendi değerleri, toplumu ve yurdu adına..
"çok şey" değil, "herşey"dir güven...

iş dünyasında da değerlidir, kazandırır sahibine..
kim adına, ne adına olursa olsun,
sahibi, o'nu zedeleyici bir söz sarfetmediği
veya davranış sergilemediği sürece,
en büyük sermayesidir, güvenirliği..
diğer ticarî unsurların noksanlığı işletmeyi sarsabilir,
ama güven sermayesi yıkılmasını her daim engelleyecektir..
insanın merkezinde olduğu her alan, işletme veya idari yapıda,
özellikle de kamu yönetiminde,
en merkezî, birincil, aslî ve vazgeçilemez unsur, güvendir..
gözünüz gibi bakmak ve esirgemek zorundasınızdır..
bir de çok ürkektir..
yanlış algılanabilecek bir söz veya hareket bile
ürkütür, şüpheyle bakılmasına neden olur.. devamında gider..
bir kez ürkütüp kaçırdınız mı, geri gelmesi zordur..
zorlanarak gelse dahi, üzerinizdeki şüphe kalkmaz..
en küçük bir yanlışta bile kaçmak için fırsat kollar adeta..
ilk fırsatını bulduğunda kaçar, gider..
gidiş o gidiş.. bakakalırsınız, kalakalırsınız ortada..
artık şüpheli bakışların takibindesinizdir..
bundan böyle her sözünüz, her davranışınız şüpheli'dir,
ilişkileriniz sessizce gözden geçirilir,
bağlantılarınız sessiz sessiz, birer birer kesilir,
dımdızlak kalırsınız ortada.. sonunda ise,
ağaç kurdunun kemirdiği kütük misali,
toz olup gidersiniz...

insan ilişkilerinin de olmazsa olmazıdır.. ve karşılıklıdır..
güven yoksa hiçbir şey konuşamazsınız..
bir kez kırdınız mı tamiri çok zordur, çoğu kez de imkansızdır..
güveni kurmak yıllar alır..
güveni kırmak ise bir söz, bir davranış kadar zaman alır..
hele hele topluma önderlik eden biriyseniz eğer,
bir anlık zaafla bile olsa, ard niyet olmasa bile,
güveni kırmak gibi bir hakkınız, bir lüksünüz asla olamaz..
güveni zedeleyen söz veya davranışın
açık ya da gizli yapılmış olması da önemli değildir..
açık olanı zaten görünen, bilinendir..
gizli olanı ise bir süre için gizlidir, sonrası malum..
açıkça yapılanı birebir sonuç getiriyorsa,
gizlice yapılanın dönüşü katmerli olacaktır, farkı budur..
siz söylediğinizin, yaptığınızın farkında iken,
diğer tarafın farketmediğini düşünüyorsanız, bu
size duyulan güvensizliği daha da derinleştirecektir..
işte ilişkilerin koptuğu nokta budur..
dananın kuyruğu işte tam da bu noktada kopar..
toplumsal hafızanın zayıflığından istifade ederek
güven zedeleyici sözler ve daranışlara tevessül fırsatçılığı,
belki kısa süreli, sınırlı bazı kazanımlar sağlayabilir..
ancak size duyulan güvensizlik,
orta ve özellikle uzun vadede,
hem size hem de temsil ettiklerinize ağır bedeller ödeteceği gibi
eldeki kazanımlarınızı da kaybettirecektir...

şu kadar sürede, üç-beş söz veya davranışla elde edip
sınırsızca harcayacağınız bir malzeme değildir..
süreli de değildir, güven..
sonsuzluk ister, sür-git devam ister, bir ömür ister..
siz var oldukça, dünya durdukça varolan,
varolması gereken bir unsurdur..
tüm ilişki biçimlerinin vazgeçilmez ve aslî unsuru olması hasebiyle,
bu nev'iden hassas analizler çokça yapılmalı,
araya sızan virüsler/sızmalar görülmeli ve temizlenmelidir..
aksi halde, en temel unsur olan güven zedelendiği,
nihai aşamada ortadan kalktığı takdirde,
artık konuşulacak birşey kalmamıştır..
herkes kendi yoluna gidecektir..

ilişkilerin kopması istenmiyorsa,
güven artırıcı söz ve davranışlar ortaya konmalı, yanısıra
güven zedeleyici hususlardan da özenle kaçınılması zorunludur..
güven zedeleyici hususlara önemli iki örnek verelim:
birincisi, âdil olmamak..
adâletsizlikle, haksızlıkla sınırlı olmayan,
kapsamı geniş bir kavramdır.. misâlen:
adâleti, adâvet(düşmanlık) aracı yapmak veya
atâlet(tembellik, yapması gerekeni yapmamak) ile geciktirmek de
adaletsizliktir, haksızlıktır, zulümdür..
mevlana'nın dediği gibi,
"adâlet, herşeyi yerine koymak"tır,
"zulüm, bir şeyi yerine koymamak"tır..
diğer ifadeyle "hakkı sahibine teslim etmemek"tir, zulüm..
ikincisi, yalan söylemek..
yalnızca doğru hilafına konuşmak değil,
bazen işine gelmeyince
doğruyu görmezden gelmek, gizlemek veya çarpıtmaktır..
doğru algıyı engellemektir, bazen..
kısaca, doğruya engel olmaktır..
insan haysiyetini ayaklar altına atar, yalan..
söyleyeni, ister bunun farkında olsun, isterse olmasın..
herkes iş'in farkındadır ve
sonuç: yalan söyleyenler ayaklar altındadır..
aksi yöndeki iddiaların anlamı bulunmamaktadır,
fiilen veya geçici bir süre başüstünde olsalar bile..
herşey bir zaman meselesidir, yalnızca...

not: yazıda, imlâ kurallarına özellikle uyulmamıştır.

E-Posta: ramazantoprak19@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT