1. YAZARLAR

  2. Belgin Mete IŞIK

  3. Ölülerimiz, Dirilerimiz, Türlü Hayasızlıklarımız
Belgin Mete IŞIK

Belgin Mete IŞIK

Gazeteci
Yazarın Tüm Yazıları >

Ölülerimiz, Dirilerimiz, Türlü Hayasızlıklarımız

A+A-

Tüm canlıların kaderleri iki noktada kesişir; bunlardan biri doğumdur, diğeri de ölüm. Her canlı doğar ve ölür, bunun bir istisnası henüz görülmedi. Doğumla ölüm arasını nasıl tüketirsek tüketelim, sonunda tıpkı Zincirlikuyu Mezarlığı’nın giriş kapısında yazdığı gibi “her canlı ölümü tadacaktır”.

Ölünce, hangi dine mensup olursanız olun, o dinin gereği ritüellerle bu dünyaya veda edersiniz.Dinler her ne kadar ölüm zamanınızı sizin seçmenizi (intiharı) caiz görmeseler de, aslında hepsi inananlarını ölüm sonrası için hazırlar. Ölümden sonra rahat ve huzur bulunması için dualar edilir, öldükten sonra cennet vaadiyle dünyadaki sosyal ilişkileri düzenler. Her dinde ölüm ve ölüm sonrası kutsanmıştır. Ölenin ardından konuşulmaz, ölüler rahmetle anılır, günahlarının affı için yakarılır.

Diğer yandan bunun insan hakları boyutu da var tabii; her canlı kendi inançlarına uygun olarak gömülme veya yakılma hakkına sahiptir, bu İnsan Hakları ve yasalarla güvence altına alınmıştır.

Ne var ki çoğunluğu dindar olan bizim toplumumuzun ölüler ile hep bir alıp veremediği olmuştur. Aslında ölülerle derken; kasdettiğim ötekilerin ölüleridir burada. Yakın ve uzak tarihimizde hep bir didişme vardır ötekilerin ölüleriyle. Türkiye’nin bir dizi kentinde Ermeni, Yahudi ve Rum mezarlıklarına saldırılar, kaybolmuş/kaybedilmiş mezarlar, bir mezarı olsun bari diye çocuklarının cesetlerinin, kemiklerinin peşinde yaşam tüketen Cumartesi Anneleri, imar kıyımına uğramış gayrı müslim mezarlıkları, oradan oraya taşınan mezarlar, Cemevlerine saldırılar, cenazesi cemevinden değil de zorla camiden kaldırılan Aleviler ve gömülecek mezar bile verilmeyen ölüler... Hepsi bir hafıza silme, yoketme ve bir öteki kültürü yağmalama refleksleri ile beslenmiş faşizm zihniyetinin en ürkütücü dehlizlerinden çıkma sapkınlıklar.

Bu sabah gazetede HDP milletvekili Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesindeki olayları okurken, bugüne kadar bu konuda okuduğum, gördüğüm bütün alçaklıklar, beynimin içinde fır fır dönmeye başladı. Ve bir kez daha utanç duydum. Derin bir utanç. Ne ölüye ne diriye zerre kadar saygısı olmayan bu yağmacı ve hiç de “münferit” diye geçiştiremeyeceğim bu olayı ve geçmişteki benzerlerini gerçekleştiren bir toplumun ferdi olmaktan utanç duyuyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar