1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Mimarlar ve Emlakçılar
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Mimarlar ve Emlakçılar

A+A-

Kenarda oyuncusuna hiddetlenen Terim, elindeki pet su şişesini öfkeyle yere savururken yarısını da “ilahi” bir hünerle kendi kafasına dökme becerisini gösteriyordu. Bir pet su şişesini adam gibi, yüzüne gözüne bulaştırmadan yere fırlatma yeteneğini gösteremeyen bir teknik direktör, daha büyük baskılar altındaki oyuncusundan çok daha nitelikli işler yapmasını bekleyemez. Pet şişe bu; baskı altında değilsin, zamanın bol, alanın da dar değil ama onu bile kendine dökmeden atmayı beceremiyorsun. Kusura bakma; hiçbir şeyden şikayet etme hakkın olmaz.


Fatih Terim mimari nitelikler taşıyan, kurgucu bir teknik adamdan çok, futbol oyununa bir emlakçı gibi yaklaşan zihin yapısına sahip. Yani futbol oyununu modelsiz, sistemsiz, stratejisiz ve bütün bunlara gerçek niteliğini kazandıran kurgular yapmadan hazırlanan ve öyle oynamayı düşünen bir teknik direktör. Dolayısıyla maçın ve oyunun bütün taleplerini oyuncunun yetenekleriyle çözmeyi esas aldığı için de oyuncunun yanlış tutumundan şikayet etmeye hiç hakkı yok. Çünkü oyunun her anını oyuncunun keyfiyetine terkeden bir teknik direktör, hangi nedensellikle oyuncunun yanlışlarına tepki gösterebilir ki?


Terim'in oyunlarında kurgu ve oyun aklı hiç yeralmaz. Onun dışında dua, muska, totem, mucize ve son anda Kaf Dağı'nın arkasından çıkıp gelen Simurg Kuşu dahil, futbola dair olmayan ne kadar şey varsa onlardan bolca bulunur.
Sözgelimi Barselona ve İspanya Ulusal Takımının, neredeyse bütün dünyaya ezberlettiği oyun biçimine karşı, bu oyunu dirençle karşılayacak hiçbir çözüm üretmeden oyuncularını sahaya sürüp, onlardan sihirli dokunuşlar beklemek futbol adına işlenebilecek en büyük günah değil mi? Bir hafta önce Çek Cumhuriyeti'nin İspanya'nın işini ne kadar zorlaştırdığını an-be-an izlemişken, o oyunun bir kopyasını bile uygulama becerisi tasarlamak çok mu zor?


Teknik direktörleri mimarlar ve emlakçılar olarak iki kategoriye ayırmak ve oyun alanının 65x105 m2'lik “arsa değeri” üstünden tasnif etmek, sanırım çok gerçekçi bir ayırım olur. Arsasının her santimetrekaresini kurgulayan teknik direktörler -ki bunlar takımları için arsanın bütün koridorlarında gelişler, gidişler, geçişkenlikler yapılandıranlardır ve bu yapılandırmalara göre de takımlarını organize edip, o oyunda ısrar edenler haklı olarak “mimar” payesi kazanırlar. Öte taraftan arsasına bir emlak komisyoncusu gibi yaklaşıp, güzelim arsanın üstüne bir gecekondu kondurup, bunu plaza gibi sunduğunu sanan bir tür Sülün Osman'lar, futbol oyunu adına orta yere hiçbir yaratıcı çözüm koyamadıkları gibi, iki de bir çıkıp “ben mi oynayayım?” ya da “herşey sahada belli olur” laflarının arkasına saklanarak kendini sorumluluktan azad edenler.


Basit bir soru: eğer İspanya'nın oynadığı şeyin adı futbol oyunu ise, Türkiye'nin oynamaya çalıştığı şeyin adı nedir? Eğer İspanya oyunun bir modele, bir pas tipine, bir sisteme, bir stratejiye ve bütün bunları çevreleyen bir kurgusal tasarıma dayanıyorsa, acaba Türkiye'nin oynamaya çalıştığı şeyin dayanakları nelerdir?


Futbol oyununun yetenekli oyuncuların yeteneği ile oynanan şey olduğuna inananlar her zaman üç yetenekli oyuncunun etekleri arkasına saklanan yetersiz teknik adamlardır. Futbol oyunun için elbette yeteneğe ,ihtiyaç var ama unutulmamalı ki yetenek oyunun ihtiyaç duyduğu ana malzemelerden sadece bir tanesidir. Onbir insanın arasındaki işbirliğini hem savunmada hem hücumda organize etmek; yine hem savunmada hem hücumda 65x105 m2'lik zemini yirmiiki oyuncunun konum alışına göre doğru biçimde parsellemek ve 90 dakikalık zaman dilimini bir model ve pas tipi ekseninde kurgulamak, adı futbol olan oyunu ancak tarif edebilir.


Sizce emlakçı böyle birşeyi tasarlayabilecek zihin yapısına sahip mi?
Baştaki görüntüye tekrar dönüyorum: Sahanın kenarında bu kadar öfkeli bir teknik direktörün takımından soğukkanlı, aklı selim bir oyun beklemek mümkün müdür? Ne yapacağını bilemeyenler öfkelidir. Ne yapacağını bilenler ise, adı üstünde, işlerine bakarlar.

Bu yazı toplam 9206 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT