1. YAZARLAR

  2. Mahmut Şimşek

  3. Milliyetçilik, İcazetli Demokrasi ve Ankara
Mahmut Şimşek

Mahmut Şimşek

Siyasi Analist - Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Milliyetçilik, İcazetli Demokrasi ve Ankara

A+A-

*5 Temmuz 1999 tarihinde Radikal Gazetesinde yayınlanmıştır.


Milliyetçilik, İcazetli Demokrasi ve Ankara
          Sosyal ve ekonomik değişimleri doğuran krizlerdir. Ülkeleri ve örgütleri krizden çıkaran ise özgür, dirayetli kadrolar ve lideridir. Toplumsal talepler demokrasinin hammaddesidir. Farklı toplumsal değişimler, ortak toplumsal mutabakatlarla yapılabilir. Ancak yapılan siyasetle, etrafında toplanılan siyasetin çakışması gerekir. Peki, siyasetçi bizde kendisi olamıyor. Partisini aşamıyor. Liderler dâhil, bulunduğu yere gelen kendisi değil, 'getirilmiş'idir. Siyaseti, yapabilenler değil, “işaret” edilenler yapıyor. Halimizin genel vaziyeti böyle olunca, ülkemizde aktif siyaseti yürütenler böyle belirlenince de kalabalıkları etrafında toplayacaklar böyle bulunsa da kitlelerde demokrasi ruhu maalesef oluşmuyor.

        'Siyasetin devleti' ile 'devletin siyaseti'nin de birbiriyle uyuşmadığını, ancak krizlerde veya seçim sonrası tablolardan anlaşılabiliyor. Çünkü demokrasinin kapısını tutanlar demokrasi güçleriyle, eşit parkurlarda değiller. Siyasetimizin devleti itaatkâr bir sivilizasyon istiyor. Devletimizin siyaseti ise bununla yetinmiyor, ulus-devlet anlayışının dışındaki her kesime buyurgan, sınırlayıcı, caydırıcı ve formel bir şovenlikle yaklaşıyor. Her iki anlayışın da demokratik siyasi boyutlarının hemen hemen hiç oluşmadığı, gelişmediği görülüyor. Her iki anlayışın da bugünü ve yarını antidemokratik yollarla döşeli.   
'Ya biz, ya onlar' bakış açısı,

Osmanlı toplumsal yapısının kriteri din ekseni üzerinde kuruluydu. Yönetim geleneği bakımından bazıları Batılı görünse de özce hâlâ Osmanlı kalıtımlıdır. 'İman veya ret' mantığında yaşıyor. Bugüne yansımasını 'ya biz, ya onlar'a dönüştürenler de demokrasinin ve birliğin önündeki engellerin en başında geliyorlar. Cumhuriyetin ilk yıllarında Fransız ve İtalyan özentili kılık kıyafet yasasıyla fesin çıkarılıp yurttaşlara şapkanın taktırılmasıyla “din elden gidiyor”du. Bugün de başka demokrasi ayıbımız yokmuşçasına türban 'özgürlük' veya 'gericilik' rüzgârında ve şimdilik Üniversitelerin kapılarında dalgalandırılıyor. 'Ya biz, ya onlar' şoven, bölücü mantığının yerini, 'hem biz, hem onlar'  tahammülü ve anlayışı alamıyor.

Bir devletin üniterliğinin güvencesi, demokrasisinin sağlamlığıyla doğrudan ilişkilidir. Ama bizde sivil ve siyasal yaşamın hak ve özgürlükleri o kadar birbirine karışmış ve pamuk ipliğiyle sarılı ki; en baba hukukçu, kendi bireysel haklarını, demokratik parlamenter seçimle gelen milletvekili halk kürsüsünde kendini ne kadar güvende his edebiliyor? Bilinmez. Kim, ne, nerede, ne kadardır, var mı, yok mu, belli mi? Değil, çünkü demokratik kamuoyu duyarlılığımız yok.  Bilindiği gibi demokrasi, emir komuta zinciriyle değil, ülke halkının hak ve özgürlüklere olan duyarlılığında yaşar.  Yıllardır bu 'icazetli' demokrasimizle Kürd'ün ve İslam'ın yerini bu korkuyla, bu duyarsızlıkla demokratik güvenceye alamadık. Bu iki ana arterin olumsuz çalıştırılmasının ekonomimize, kültürümüze, sağlığımıza, barışıklığımıza, inancımıza ve siyasi demokrasimize maliyetini ortaya koyacak bir siyasi parti veya partiler yaratamadık.

Bakın, Milliyetçi dalga evcilleşerek, Güneydoğu'da, dökülen kanın Batı'ya sıçrayan kısmını toplayarak, gözyaşı ve cenaze levazımatçılığı yapa yapa, sandıktan üstelik sağ ve sol adına; 'ya biz ya onlar' mirasına sarılma sinyalleriyle, iktidar olacak noktaya kadar meşrulaşarak ulaşmayı başardı. Buna rağmen karamsar değiliz. Toplumumuzun milliyetçilikle ırkçılığı karıştırmayacak kadar deneyimli olduğuna inananlardanız.
İktidarda olan milliyetçilerimizle dünyamız, ülkemiz ve güneydoğumuz nasıl bakışacaklar veya barışacaklar?
Zor bir soru.
Belki de zamanın derin ruhu yurttaşlarımıza 'Barış ve Demokrasi Sofrası'nı milliyetçilerin sunmasını emrediyor. Kim bilir?
Diliyoruz ki; Güneydoğu'da işbaşına gelen HADEP'li Belediye Başkanları Ankara'dan sertliğin değil, yumuşamanın ve diyalogun temsilcileri olarak görülürler.

Gün, düşüncesine katılmasak da, karşımızdakini anlamaya çalışmak; olgunluğun, siyasi kültürün ve demokrasi terbiyesinin gerekirliğini dayatıyor.    
   
Yine gün, barışa ve istikrara olan ihtiyaç günüdür.   
           Sorunları konuşabilen, konuşulmasına ortam hazırlayan, barışa, istikrara ve demokrasiye katkı sunar.
           Dileriz ki; Ankara ile Güneydoğuda Yerel Seçimleri kazanan HADEP'li Belediye Başkanlarının çağdaş ilişkisi, Toplumsal Barış Projesi için Bölge sorunlarının çözümünde seçilmişlerin ilk ortak adımı olur.
 
Not:, Bir dönem önce (1994-1999) Refah Partiden Diyarbakır Sur ilçesi Belediye Başkanı seçilen çocukluk arkadaşım, sevgili Cemal Toptancı, (başkanlığı döneminde Kalaşnikoflu korumalarıyla da olsa ziyaretime gelirdi) Bu makalenin yayınlandığı gün, bu kez  Radikal Gazetesini baldırına vura vura, sivil bir vatandaş olarak bir başına işyerime gelmişti. Onu kapı da gülümseyerek karşıladığımda, benden önce davranarak, otuz iki dişini gösteren o meşhur gülüşüyle; “Esselamün Aleyküm sayın Mahmut Şimşek, makalen için seni tebrik ediyorum. HADEP'li Belediye Başkanlarını Çankaya Köşküne herkesten önce taşıdın. İnan, bugünkü yazın şimdi Cumhurbaşkanının masasındadır ve göreceksin çok kısa bir süre sonra Sayın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel hepsini Köşkte kabul edecek. Hadep'li değilsin biliyorum, ama henüz kimsenin akıl, belki de cesaret edemediğini,  bir Kürd aydını, bir Kürd işadamı olarak ilk adımın nereden atılması gerektiğini, barışın, uzlaşının yolunu ve olanağını herkese işaret ettin. Tekrar tebrik derim” demişti.

        Tahminen onbeş yirmi gün sonra tüm görsel ve yazılı medyanın 37 Hadepli Belediye Başkanının Çankaya'ya davet edildiğini yazdığı, söylediği günde de sevgili Toptancı; “nasılmış” dercesine yine ziyaretime gelmiş ve; “Şimşek Kardaş bu defa yemeğini yemeye geldim. İster bize bir tava attır, ister Mardinliden kebap söyle de, biraz hasb-ı hal edelim.” diyerek beni ziyarette bulunuştu…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT