1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. MES QUE UN CLUB
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

MES QUE UN CLUB

A+A-

 

 “Mes que un club” Barselona taraftarının en sevdiği slogandır: “bir takımdan daha fazlası” anlamına gelir.
Barselona sadece bir futbol takımı olmadığını 123 yıllık tarihinin her anında ispatladı. Sportif başarı açısından elbette Barselona ile Diyarbakırspor kıyaslanamaz ancak iki takım arasındaki benzerlik tahminlerin çok ötesinde.
Bugün dünya futbolunun zirvesinde yer alan Barselona, Diktatör Franco'nun iktidarda olduğu kırk yıllık dönemde en çok haksızlığa uğrayan kulüp olmuştur. Franco döneminde hakemlerin Barselona aleyhine kararlar vermesi rutin bir uygulama sayıldığından,  normal maç yöneten hakemler anında iktidarın hedefi haline gelmiştir.
40 yıllık darbe döneminde Barselona'nın sadece 2 kez şampiyonluk yaşaması bu haksızlıkların en büyük kanıtıdır.
Haksızlıklara uğrama konusunda Barselona ve Diyarbakırspor arasında adı konmamış bir kader arkadaşlığı, haksızlıklara tepki verme konusunda ise tam bir tezatlık vardır.
Barselona tarihinin en görkemli yeri seyircisine aittir. O seyirci ki, faşist dikta rejimi bütün şiddetiyle takımı hedef aldığında canı pahasına takımının arkasında durmuştur. Barselona'ya yönelik şiddet öyle ölçüsüz bir hal almıştır ki, bu şiddet iklimine rağmen takımına canla başla sahip çıkan kulüp başkanı Josep Sunyol kurşuna dizilmiştir.
Haksızlıklara tepki verme konusundaki tezatlığa yeniden dönelim. 
Franco'nun, Barselona'ya düşman muamelesi yapmasının en önemli nedeni, takımın Katalanların temsilcisi olmasıydı. Katalan bayrağının yasaklandığı yıllarda, Barselona forması Katalan bayrağı olarak kabul edildi. Bu nedenle Barselona, bayrağın üzerine reklam alınmaz diyerek formasına reklam almamaktadır. 
Barselona forması gibi stadının da farklı bir anlamı var. Nou Camp stadyumuna Katalanlar kutsal bir mekan olarak kabul ettikleri için “tapınak” derler. İşte Barselona'yı kurulduğu 1899'dan beri her türlü şiddete karşı ayakta tutan bu anlayıştır.
Katalanlar Barselona'ya sahip çıkarak kendi benliklerine ve kendi kimliklerine de sahip çıktıklarını bilirler. Diyarbakır ile Barselona arasındaki en önemli fark bu sahiplenme meselesidir.
Diyarbakırspor, bir futbol takımından daha fazlasıdır. 
Diyarbakır'ın bir futbol takımının ötesinde anlam ifade ettiğini hiç şüphesiz Bursalılar bizden daha iyi biliyorlar. Bunu bildikleri için olaylı Bursa-Diyarbakır maçında üst düzeyde organize olup maç boyunca ırkçı ve etkin köken ayrımcılığı yapan tezahüratta bulundular. Düşman bir ülke takımıyla mücadele eder gibi maç boyunca bayraklar ve marşlar eşliğinde “PKK dışarı”, “kahrolsun PKK”, “şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları atıldı. Taraftarlar, futbolcular, çalışanlar ve yöneticiler saldırıya uğradı.
Kürt açılımı veya demokratik açılım tartışmalarının yaşandığı o günlerde Diyarbakırspor'a gösterilen provokatif tepkiyi Futbol Federasyonu cezasız bıraktı. Federasyon, Diyarbakırspor'un bir takımdan daha fazla şeyleri temsil ettiğini bildiği için, Bursa'yı değil, Diyarbakır'ı cezalandırdı. Federasyon Diyarbakırspor üzerinden, Diyarbakır'ın temsil ettiği değerlere, kimliğe ve kültüre saldırıyı meşru görerek Bursaspor'a sadece sembolik bir para cezası verdi. 
Neredeyse gittiği her şehirde ırkçı saldırılara maruz kalan Diyarbakırspor kendi evinde de istediği huzuru bulamadı. Bu haksız saldırılara rağmen Diyarbakırspor seyircisi takımına destek olmadı. 
“Düğünde kalabalık, taziyede yalnız” Diyarbakırspor, bugün üçüncü ligden düşmemek için çırpınıyor.
Devlet kanadı zaman zaman siyasete karşı elde bulundurulması gereken bir araç niyetine Diyarbakırspor'u desteklemeye başlıyor. Böyle olunca da halkın desteğini bir ölçüde kaybediyor.
Diyarbakır bir aidiyet sorunu yaşıyor. Takım nerede durması gerektiği konusundaki karışıklığı aşamamış durumda.
Geçmişten bugüne Diyarbakırspor yönetimlerinin genel eğilimi, takımı sadece futbol içinde tutmak olmuştur: Futbolun içinde, siyasetin dışında. Geçmişten bugüne yaşanan tecrübeler Diyarbakırspor'u siyasetin dışında tutmanın mümkün olmadığını göstermiştir.
Barselona, Katalan halkını temsil eder, Real Madrid ise kraliyetin takımıdır. Her iki takımın da bulunduğu yer, dayandığı zemin nettir. Bu netlik her iki takımın da sahip olduğu en büyük güçtür.
Diyarbakırspor'un en büyük zaafı, nereye ait olduğu konusundaki belirsizliktir. Dayanağı Diyarbakır ve bölge halkı mı? Yoksa merkezi hükümet veya devlet mi?
Diyarbakırspor'un üçüncü ligden düşmemek konusunda çabaladığı bu günlerde vermesi gereken en önemli karar ait olacağı yeri netleştirmek olmalıdır. Barselona doğru bir örnek olarak önümüzde duruyor. Barselona ile Katalanlar arasındaki kopmaz bağlar ve duygu birliği, Barselona'nın kurulduğundan bu yana hiç ligden düşmemesini ve 1955 yılından bu yana kesintisiz olarak 57 yıldır Avrupa kupalarında temsil edilmesini sağlamıştır.
Diyarbakırspor için çözüm Barselona modelidir. Bunun da en önemli koşulu Diyarbakırlılar'ın ve bölge halkının takımlarına sahip çıkmasıdır.
Bir kez daha tekrarlayalım, Diyarbakır bir takımdan daha fazlasıdır. Futbol, temsil ettiği birçok şeyden sadece bir tanesidir. Diyarbakırspor'un temsil ettiği şeyleri Bursa, Eskişehir, Kayseri, Trabzon, Futbol Federasyonu biliyorsa, bizler de bilmek zorundayız.
Diyarbakırlılar, Diyarbakırspor'un neyi temsil ettiğini bilmek ve bu bilinçle takımlarına sahip çıkmak zorundadır. 
 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT