1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Mandralı ! Peynir Kokuyor !
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Mandralı ! Peynir Kokuyor !

A+A-

Geçen hafta 6-0'lık Rizespor zaferini bir mucize gibi karşılayan ve kabul eden Hami Mandralı büyük bir umut ve  inançla aynı mucizenin Antalyaspor karşısında da gerçekleşeceğini umduğu için yağmur duasına çıkmayı bile gerekli görmemiş anlaşılan. Futbol oyunu katı gerçekliği içinde, oyunun temel prensiplerine riayet eden takımları korur, bu prensip ve ilkelere uymayanları ise Allah'a havale eder.

Hami Mandralı kırk dereden kırk su getirse de ve üstüne de kırk Kur'an-ı Kerim'e el bassa da o'nun bir teknik direktör olarak futbol bilgisine asla inanmam. Rizespor maçında Şirin Berber'in deyimi ile “bebeler” kendi bildikleri gibi keyifle oynadılar ve işler de yolunda gidince bildik zaferin altına imza attılar. Bir tür “bebelerin” kendin-pişir-kendin-ye imaları olan o maçın tekrarlanabileceğini düşünen bir teknik adamın aklından şüphe etmemiz için başka gerekçelere ihtiyaç var mı?

Tamam, anladık. Top Trabzonspor'da iken bebeler bildikleri gibi oynasınlar; peki ama top rakibe geçtiğinde bu bebeler ne yapacak? Yoksa Hami Mandralı bebelerinin topu kaptırma ihtimaline asla ve kat'a inanmıyor mu? O'nun bebeleri 90 dakika boyunca rakibe top yüzü göstermiyor mu?

Yenilen 6 golde hiçbir bebenin, hiçbir bireysel hatası yoktu. Yenilen her 6 gol de bir takımın teknik direktörsüz oluşunun adeta vesikasıydı. Topun rakibe geçtiği durumlarda, bir teknik direktör eğer takımını organize etmiyorsa, takım savunması için pozisyonların standart özelliklerine ilişkin kesin ve kat'i talimatları yoksa, o golleri yemek o oyuncu grubunun suçu değil; tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek amacıyla takımını organize edememiş olan teknik direktörün hatası ve suçudur.

Trabzonspor takımının defansif anlayışı, top ve rakibin oluşturabileceği tehdit ve tehlike bölgelerinin algısına göre inşa edilmemiş. Rakip hücum ederken Trabzonspor takımı sanki top kendilerindeymişcesine oyunu genişletiyorlar. Oysa adı futbol olan bu oyunun ilk ve neredeyse ayet değerinde olan oyun ilkesi şudur: top rakipteyken alanı daralt, top sendeyken alanı genişlet.

Yusuf Erdoğan tek ayaklı oyunculardan biri; sağ ayağı Karaipler Korsanı'nın tahta bacağından daha da işlevsiz, sadece abdest almasına hizmet ediyor. Top eğer Yusuf Erdoğan'ın koşuyoluna değil de kazara sağ ayağına doğru atılmışsa, Yusuf Erdoğan'ın o topu kontrol etmesi, düzeltmesi, önüne alması, pas ya da şut atması, Trabzon'dan yaya olarak Sümela Manastırı'na tırmanarak çıkmak kadar uzun zaman alıyor. O topu kontrol edip (-ki topların %90'ını kontrol edemediğini de ekleyelim), kendisi için sözümona uygun hale getirinceye kadar cami cemaati Cuma namazının 2 rekat farz 4 rekat sünnetini kılıp dağılabiliyor.

Mehmet Ekici'nin topla oynama sevdasını hangi oyun stratejisinin ihtiyaç duyduğu ritimle açıklamak gerekir, doğrusu bunu bilmek pek mümkün görünmüyor. Bir pozisyonun olgunlaşması, o pozisyonun ihtiyaç duyduğu futbolcu sayısının gelip pozisyon içinde yerlerini alması için kimi zaman, kimi değerli oyuncular topla bu düzeyde meşgul olabilirler. Burada açık bir amaç vardır ve bu açık amaç oyunun talebidir. Ama Mehmet Ekici gibi topu kendi gölgesinden bile kıskanan bir topçunun bu tavır ve davranışlarını oyunun ve maçın talepleriyle izah etmeye çalışmak, bizzatihi Mehmet Ekici'nin yaptığı disiplinsizlik kadar, disiplinsizce bir izah olur.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok aslında. 63. dakikada Mehmet Ekici'nin kolundaki kaptamlık pazubandını çıkarıp, giymek istememesi herşeyin en acı, en trajik, en komik ve en kabul edilemez özetidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT