1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Makul Şüphe!
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Makul Şüphe!

A+A-

Egemen Türkiyeli futbol aklından fena halde şüpheliyim. Makul şüphemin olağan şüpheliler listesinde sırtını dayadığı malum nedensellik, yüz yıllık başarısız pratiktir. Futbol faaliyetlerinin akılcı bir biçimde inşa edilememesi bir dizi nedenle açıklanabilir elbette; yalnızca farklı, devamlılık arz etmeyen belki de birbiriyle kıyaslanması imkansız aklilikler olduğu için değil, yapılabilecek her akıl yürütme, kendisi asla akılcı bir tanıtlamanın konusu olmayacak ''rasyonellik öncesi bir iktidar,'' inanç, çıkar ya da arzu bağlamı tarafından şekillenmiş olduğu içindir ki, inşa edilemiyordur?

Her neyse! Eğer futbol oyunu düşünsel/zihinsel faaliyetlerimizin beden aracılığıyla estetik bir düzene kavuşturulması çabası ise, bu düzene sokma işinde Türkiye futbolunun açıkça çuvalladığını ilan etmekte bir beis yoktur. Futbol faaliyetlerinin ufkunu bütünüyle kuşatabilecek bütünsel bir rasyonalite ve bu rasyonaliteyi her düzeyde temsil edecek bir ''üst dil'' inşa etmemişseniz kaderiniz her zaman kıyametinizdir.

Türkiye'de futbol hakikati salt yorumun ürünüdür. Olgular nesnellik tarafında değil, söylem tarafından kurulurlar; nesnellik, halihazırda şeylerin sorgulanabilir yorumlama tarzları arasında hangisi iktidarı ele geçirmişse odur. Kısacası Türkiye'de futbol hakikati, sabit bir doğası ya da özü olmayan dağınık ve kendi içinde bölünmüş bir varlık olarak koma da yatıyor.

Durum böyle olduğu için, Fatih Terim sorgulanması zor bir futbol düşünürü; Rıdvan Dilmen, hakikati okuma yeteneği ile donanmış yegane yorumcu oluyor. Gazete manşetleri magazin hafifliğinden öte hiçbir fikir barındıramıyor.

Durum böyle olduğu için, Türkiye süper liginde aynı takımın oynadığı oyun hiçbir zaman, bir önceki oyunuyla benzerlik arz etmiyor ve'' ikinci kez tekrarlanamıyor''. Futbolcunun yetenek ve performansı kolayca oyunun düşünce ve sistematiğinin yerine ikame ediliyor.

Oysa her bilgi kendi nesnesinin bilgisidir ve önce kendi içine bakar; içe dönüktür, kendi içine akar. Yorum, bilgi kendi dışına taştığı zaman makul bir mevzi kazanır. Bilgi nesnesiyle örtüştüğü ölçüde, ihtiyaçlar için işlevsellik kazandığı orandan bilimselleşir.

İkinci bir kez daha Her neyse; durum özetle bu ve durumun dışa vurumu olarak da Türkiye Süper liginde teknik adamlar iş görmeye çalışıyor. Dolayısıyla teknik adamları da ''akliyetlerini'' temel alarak değerlendirmek ve buradan hareketle yönettikleri takımlarına ilişkin kimi yargı ve tahminde bulunmak gerekiyor.

Sadece son derby maçı değil, sezonun başından bu yana Fenerbahçe ve oynamaya çalıştığı oyunu anlamaya çalıştığımızda karşımıza çıkan en belirgin olgu, teknik direktör İsmail Kartal'ın ''fikirsizliğidir''. Kendi takımına ilişkin hiçbir fikri olmayan teknik adam görüntüsü içinde İsmail Kartal. Geniş alan oyununun iki temel yapısı yani oyunun hem gerisi hem de ilerisi, ''özgün bir planlama'' ürünü değil. Özgün bir planlamanız yoksa geniş alan oyununu oynamanız intihardan başka bir şey değil. Bilindiği gibi intihar da kendi içinde bir fikir barındırmıyor.

Prandelli'nin Galatasaray'ı oyuna tasarım ve dolayısıyla akıl katmaya devam ediyor. Halilovic'in Trabzonspor'u, Biliç'in Beşiktaş'ı akıl ve tasarımdan çok defacto bir konjonktürün imkanlarını istismar etmekle meşgul.

Şenol Güneş ve Ertuğrul Sağlamın dışındaki tüm teknik adamlar ise geleneksel futbol zihninin dipsiz kuyusunda kulaç atmakla meşgul.

Bu yazı toplam 7153 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT