1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Ljungskile SK – DalKurd
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ljungskile SK – DalKurd

A+A-

Dalkurd'u ve teknik direktörü Poya Asbaghi'nin performansını ve yeterliliğini iki maçlık bir seri ile total olarak değerlendirmek istemem. Bu haksızlık olur. Daha net fikirlere sahip olmak için birkaç hafta beklemeyip takımı görmek lazım gelir. Ama bir takımın bir maçta sergilediği maksimum performans o takımın sezon öncesi lig maratonuna nasıl hazırlandığına dair de çok temel ipuçları verir.

 

Bu haliyle Dalkurd futbol takımı hem hücumda hem de savunmada tipik bir dengesiz takım nitelikleri sergiliyor. Bunun anlamı şudur; Dalkurd hemen hemen karşısına çıkabilecek bütün rakiplerini yenebilir ve aynı şekilde karşısına çıkacak bütün rakiplerine yenilebilir de. Çünkü Dalkurd hücumları sanki topu rakibe kaptırma ihtimali yokmuş gibi, böyle bir keyfiyetle başlıyor. Hücum eden oyuncular futbolu kendileri keşfetmiş gibi, futbol oyun disiplininin temel kurallarına riayet etmeden, sadece driplingle rakibi eksiltip, skor üstünlüğü üretme peşinde. Oysa ver-kaç icadının üstünden 75 yıl geçti.

 

Daha da ilginç olanı, esasen Dalkurd hücumları bir planlamaya dayanmıyor; futbolun kendiliğinden o doğaçlama karakterinin sunduğu imkanlar, futbol oyun planının yerine ikame ediliyor. Sözgelimi, oyun planının bu maç için taktiksel düzeyde önem kazandığı koridor sanki belirsizdi. Dalkurd önceden kurgulanmış bir planlamaya göre rakibini daha çok hangi koridorda (örneğin; sağ koridor mu, sol koridor mu, ya da orta koridor mu) karşılayacak ve karşılama sonrası kazandığı toplarla hangi koridorda planını uygulayacak? Bu sorunun yanıtı verilmiş değil.

 

Rakip yarı sahasına taşınan, özellikle de rakibin ceza sahasına yaklaşırken Dalkurd'ün bir “final vuruş” organizasyonundan yoksun olduğu görülüyor. Esasen gol pozisyonunun nerede ve kimler tarafından oluşturulacağına dair bir oragnizasyon şeması yok. Durum böyle olunca da pozisyon üretimi ve zenginliği o an, de-facto olarak, kendiliğinden ve kendi kaderine terkedilmiş durumda.

 

Rakibin kestiği hücum girişimlerinin ikinci top olarak yeniden kazanılması hem uzun sürelere ve büyük çabalara sebep oluyor, takım geriye çok eforlu koşular yaparak, hem gereğinden fazla yoruluyor hem de kazanılmış topla yeniden zinde bir hücum girişimi için gereksindiği takati bulamıyor. Hücumdaki bu sorunlar oyuncuların bireysel yetenek ve becerileri ile ilgili değildir; bu sorunların tümü sisteme, oyun planlamasına ve taktik düşünceye dair sorunlardır. Dolayısıyla bu sorunları çözecek merci oyuncu grubu değil, bütünüyle teknik heyettir.

 

Üçlü defans ve beşli orta sahayla oynamak alanları kapsama bakımından avantajlı bir durum yaratıyor gözükse de bu dizilim şablonu, eğer oyuncular arası yaratıcı bir işbölümü ile desteklenmiyorsa, sahada kalabalık görünmek büyük bir dezavantaja dönüşür. Nitekim, beşli orta saha ile rakibi neredeyse nefessiz bırakacak bir pres uygulamak mümkünken, eğer bu iyi örgütlenmemişse, rakibin orta sahayı kolayca geçtiği bir kevgire dönüşür.

 

Dalkurd'ün rakibine uyguladığı pres örgütlü bir pres değil. Yani topun kaptırıldığı yerde ve o anda rakibe çapraz ikili bir pres uygulanmıyor. Hatta bu presi garantiye almak için ikili presin kademesine bir oyuncu girmiyor. Böyle olunca rakip topu çok rahatlıkla kontrol ediyor, yüzünü dönebiliyor ve pas opsiyonlarına karar verme zamanı elde ediyor.

 

Claudio Raineri ve Diego Simeone örneklerinden de artık çok iyi bildiğimiz gibi, takım savunmasının temeli topun kaptırıldığı yerde ve kaptırıldığı ana yapılan şok çoklu preslerdir. Eğer çoklu şok preslerle oyun alanını daraltmıyorsanız, rakip kolayca üçlü defansınızı sıkıntıya sokar. Deyim uygunsa rakibin her hücum girişimi sizin için ölümcül tehlikelere yol açar.

 

Dalkurd, savunmadan hücuma ya da hücumdan savunmaya geçişlerde daha dengeli bir takım olmak zorunda. Her hücumun rakip tarafından kesilebileceği gerçeğini unutmadan, takım hem tehdit bölgelerini hem de tehlike bölgelerini kesintisiz kendi kontrolünde tutmak zorunda. Savunma ve hücumun birleşik bir tek güç haline gelmesi, başarının ancak yegane güvencesi olur.

 

Rashidi'nin çok yetenekli ve becerili bir oyuncu olduğundan kuşkum yok. Ama birileri Rashidi'ye futbol oyunu ile sirk gösterisi arasında, akla kara kadar, fark olduğunu, o bunu algılayıncaya kadar, ısrarla anlatmalıdır. Bir fotbul oyununun bir oyuncudan talep ettikleri ile bir sirk gösterisinin bir cambazdan talep ettikleri asla mukayese edilemez. Oyuncu oyuncudur, sirk cambazı sirk cambazıdır.

 

Toparlayıp söylemem gerekirse; Dalkurd savunma ve hücum geçişkenliklerine akli, kabul edilebilir ve uygulanabilir bir planla mutlaka çözüm bulmalıdır. Hücum planı mutlaka ayrıntılandırılıp, final vuruşu organizasyonu ile taçlandırılmalıdır. Orta beşlinin dört oyuncusu mutlak şekilde şok pres yapmakla görevlendirilmelidir ve hücum girişimleri dikine tek paslar yerine çok adamlı, serinkanlı ve alan katetme anlayışı üstüne bina edilmelidir. Eğer bunlar hızla çözülmezse Dalkurd'ün bütün başarıları ve bütün başarısızlıkları akla, organizasyona, planlamaya bağlı olarak şekillenmez, tam tersine herşey ilahi tesadüflere, mucizevi rastlantılara bağlı olarak şekillenir.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT