Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

kurban(!)

A+A-
sünnilik, başımız gözümüz üstüne,
sünniciliğe reddiye..
alevilik, başımız gözümüz üstüne,
aleviciliğe, reddiye..
türklük, başımız gözümüz üstüne,
türkçülüğe, reddiye..
kürtlük, başımız gözümüz üstüne,
kürtçülüğe, reddiye.. 
din, başımız gözümüz üstüne,
dinciliğe, reddiye.. 
mezhep, başımız gözümüz üstüne, 
mezhepçiliğe, reddiye..
laiklik, kabulümüz.. laikçiliğe, reddiye.. ilh..
hem de mensubuna bakmaksızın..
 
bu kabul ve redler, 
meselenin "0/sıfır" noktası.. görünen o ki 
meselenin sıfır noktasının gerisinde, (-)eksilerdeyiz.. 
sıfır seviyesine çıkmak için önce eksileri,
diğer ifadeyle "cilik"leri "cülük"leri atmak gerek.. 
bu aşamaya kadarki mesele, ön-mesele.. 
ön-mesele aşıldıktan sonradır ki 
asıl meseleye gelinebilecektir,
diğer ifadeyle insan ve birey olma meselesine.. 
onun içinse değerler ve ilkeler gerek.. 
daha açık ifadeyle, 
insan olmak nedeniyle doğuştan kazanılan 
temel hak ve özgürlükler bağlamındaki 
tüm değerler, hak ve özgürlükleri 
tek tek her bir bireye sunmak gerek..
her defasında bir biçimde tıkanma yaşanan 
ön-mesele ile asıl mesele arasındaki 
gidiş-gelişler nedeniyledir ki 
ön-mesele bi'türlü aşılamıyor, 
asıl meseleye bi'türlü odaklanılamıyor.. 
bu kısır döngüyü bi'kırabilsek
sıfır seviyesinin üzerine çıkabileceğiz,  
ortak paydamızı oluşturabilecek ve
ortak faydamıza dönüştürebileceğiz.. 
 
bu amaçla 
meseleyi, doğru eksene koymak gerek.. 
alevi-sünni, türk-kürt, din-laiklik, mezhep vb
değerler, haklar ve özgürlükleri kabul ile 
merkeze koymak, meselenin başlangıcı.. 
bunu yaparken 
bu değerlerin savunuculuğu kamuflajı altında 
bu değerlerin ticaretini yapanlara dikkat..!
istismarını, suistimalini yapanlara pürdikkat..! 
ki ne çekiyorsak onlardan çekiyoruz..
tıkanmalar onlar yüzünden.. 
 
bunu yapanlar nerede mi..? 
bu değerleri pazarlayabilecekleri 
her yerde.. her kesimin içinde.. 
onlar için aslolan 
nerede ve nasıl olursa olsun
pazarlamak, satmak ve kazanmak.. 
salt para değil güç kazanmak, itibar kazanmak,
sonra bunları kendini vâredenlere karşı kullanmak için 
kurulu düzenini/statükoyu(establishment) kurmak 

ve sistemini(!) sürekli hale getirmek.. veee
gitsin eski(!) düzen, gelsin yeni(!) düzen.. 
düzen değişiyor ama ezilen hiç değişmiyor.. 
kimleri, neleri pazarladıklarını söylemeye gerek var mı..?
 
bunu yaparken 
ağu katılmış aş ile yapıyorlar.. 
önce aşın tadıyla mestâne dostâne oluyoruz, 
sonra ağu sebebiyle hastaneye, 
nihayetinde postaneye.. üstelik pulsuz..
hep böyle olmadı mı bugünlere değin.. 
"cilik"lerle "cülük"lerle aşı pişirenlere 
dikkat edilse.. bunlara fırsat verilmese.. 
pişirdikleri(!) aş'ları onlara yedirebilseydik, 
geçmişte içilen "o aş'lara", "o aşçı'lara" 
mecbur ve mâruz kalır mıydık..?
 
bir de 
bu tür ticaretin.. 
pazarlamanın.. satışın.. kazancın..
sadece islâm coğrafyasında yaşayan 
müslüman toplum kesimlerinde hem de
sıkça ve sarsıcı boyutlarda yaşanmasını
tesadüfle izaha çalışanlara özellikle dikkat..! 
hal böyleyken.. işin kolayına kaçarak 
dış mihraklara(!) suçu atmak,
iç mihrakların(!) suçunu ortadan kaldırır mı..?
suçluluk ortamına seyirci kalmak suretiyle 
suça iştirak(!) edenlerin 
sorumluluklarını ortadan kaldırır mı..?
cevabı, geleceğimizi kuracaktır.. 
*
"ilahların kurban istedikleri" bir süreçte,
"verilen tüm kurbanlara" 'yeter artık!' deyip..
rızâ-i bâri için keseceğiniz kurbanlarınız makbul, 
kurban bayramınız mübârek olsun.. 
 
 
Ramazan Toprak
11 Ekim 2013 - Cuma

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT