Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Korku...

A+A-

 
Korku İnsanoğlunun başına gelen en büyük beladır. Yıkıcı depremler,  büyük felaketlere yol açan doğa olayları, nükleer patlamalar korku kadar büyük tahribata yol açmaz.
İktidar mı korkuyu yarattı, yoksa korku mu iktidarı yarattı bilinmez. Tavuk, yumurta meselesi gibi içinden çıkılmaz bir durumdur bu. Bu bilinmezliğe rağmen, korkunun iktidarların en önemli aracı olduğunu söyleyebiliriz.
Korku, İlkel topluluklar, komünler, kabileler, beyler, krallar, demokrasiler, parlamentolar, faşizm, sosyalizm, komünizm, liberalizm, Müslümanlık, Hıristiyanlık, Yahudilik ve diğer cümle inançlar, aile kurumu ile aklınıza gelen her türlü sosyolojik yapının temelini oluşturur.
Devletin müstesna silahıdır korku ve o silah sürekli olarak dolu tutulur. Ancak en tehlikeli silahlardan biridir, korku. Bazen geri teper, bazen silah, tutanın elinde patlar.
12 Eylül'ü yaşayanlar bilir. Korku her tarafa hakim olmuştu. 12 Eylül'den 13, 14 sene sonra bölgede korkunun başka bir yüzüyle karşılaştık. Bugün, yani, bölgenin karanlığa gömüldüğü 1993, 94 yıllarından 20 sene sonra bütün Türkiye'de korku yeniden hakim olmaya başladı.
Şair Nazım Hikmet, “tavşan korktuğu için kaçmaz, kaçtığı için korkar” diyor.  Tavşan kaçtıkça korkusunu büyütüyor, büyüyen korku, havayı dolduran oksijen gibi her noktaya, her yere siniyor.
Türkiye, özellikle son birkaç yıldır korkuyla tedip edilmeye çalışılıyor. Sayın Başbakan, deyim yerindeyse, son yıllarda sopasını yanından eksik etmiyor.
İktidarının ilk iki döneminde, sadece Türkiye'de değil, Ortadoğu'da ve dünyada, karizmatik ve güçlü bir lider olarak kabul edilen Sayın Erdoğan, bugün önüne çıkana “höt” çeken, parmak sallayan, sopa gösteren, tehdit eden bir lidere dönüştü sanki.
Sayın Erdoğan, iktidarının ilk iki dönemindeki kazanımları hızla tüketmeye ve güneşe maruz kalan kar misali eriyor gibi. Ülkenin yüzlerce yıllık gelenekleri, kazanımları Sayın Başbakanın öfkesi önünde tuz buz oldular. Hukuk sistemi tatlı bir anı, bir nostalji gibi uzaktan el sallar oldu bize.
Sayın Başbakan, Gezi eylemlerine katılan sanatçılar için  “O sanatçılardan da hesap sorulacak” dendiği anda, bir sistem işlemeye başladı. İnsanların evlerine baskın yapıldı. Bir anda esrarcı, torbacıya çıktı adları. Başbakan işaret buyurduğunda görevliler hemen harekete geçerek, herkese, her bedene, yaşam biçimiyle de tezat olmayan suçlar biçilmeye başlandı.
Bir zamanlar Türkiye'de “aksi ispat edilince herkes suçsuzdur” diye bir söz yaşardı: Ruhuna El Fatiha.
Bir zamanlar Türkiye'de “dava süreci devam ettiği için üzerinde konuşmak doğru değil” diye bir söz yaşardı: Ruhuna El Fatiha.
Bu ülkede Sayın Başbakan işaret buyurduğunda sütten çıkmış ak kaşıktan bile suçlu yaratıldığını hepimiz öğrenmiş olduk. Suçlamaların en uygun zamanlara nasıl denk getirileceğini idrak ettik.
Ergenekon davasında bol yıldızlı paşalara, generallere ceza yağdığının hemen ertesinde Türkiye'nin en popüler sanatçıları hizaya çekiliyor ve gündemin kalabalığına boğduruluyorlar.
Adı neredeyse Türkiye ile özdeşleşmiş olan Koç gurubuna baskınlar düzenleniyor. Baskınlara neden bulmak için kimse zahmete bile girmiyor. “İçeriden bir ihbar mektubu aldık” gibi, son derece lakayt bir gerekçe ile Tüpraş'a baskın yapılıyor.
Tüpraş'a, “içeriden bir ihbar mektubu aldık” diye baskın düzenleyenlere, Aygaz ve Opet'e yapılan baskınların gerekçesini kimse sormaya cesaret bile edemiyor.
Vay babam vay vay vay…
Bu ne öfke, bu ne kin. İçinizde volkanlar mı patlıyor? Baskınlar bile kabaran öfkeleri dindirmiyor olacak ki, baskınların ardından Koç grubunun 1,1 milyar Euro'luk ihalesi iptal ediliyor.
Öyle bir korku iklimi sarmış ki ortalığı, kimse çıtını çıkaramıyor. TÜSİAD başkanı utanma belasını aradan bir hafta geçtikten sonra konuyla ilgili birkaç cümle yuvarlıyor. Yuvarlanan cümlelerin eleştiri anlamına geldiği veya gelmediği anlaşılamıyor bile.
Bu ülkenin sanayicileri, odalar borsalar, işveren örgütleri ve TOBB gibi kuruluşlar, Türkiye ekonomisinin % 9'u, ihracatın % 10'u, toplam vergi gelirlerinin %9,4'ünü Koç gurubu sağlıyor diyemiyorlar. Bu ülkenin yarattığı her 10 liralık gelirin 1 lirasını Koç gurubu yaratıyor demeye cesaret edemiyorlar.
Takip ettiyseniz TOBB'un (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) genel kurulu yapıldı geçen hafta. 60 yıllık kuruluş şu ana kadar yaptığı her genel kurula bir gelenek olarak hükümet ve muhalefeti çağırıyor. Geçen hafta yapılan TOBB genel kuruluna ilk defa muhalefet katılmıyor; çünkü davet edilmiyor. Genel kurula sadece Sayın Başbakan ve Bakanlar davet ediliyor.
Rıfat Hisarcıklıoğlu, TOBB başkanının da seçileceği genel kurula muhalefeti çağırmaya cesaret edemiyor. Seçimlere tek başkan adayı olarak giren Rıfat Bey'in kendisine göre nedenleri vardır. Belki de, Tüpraş da olduğu gibi, içeriden bir ihbar mektubu gitmesinden çekinmiştir.
Türkiye korku iklimi yaşıyor. Kimin başına ne geleceği belli olmaz. Koç olsan bile fayda etmez.
Bu ara memleket gazeteci mezbahanesine döndü, bense kaptırmış yazıyorum ha bire: Suuusssss…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT