1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Korku aklı tutsaklaştırır!
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Korku aklı tutsaklaştırır!

A+A-

Korku aklı tutsaklaştırır!

Oyunun gerisini temsil eden defansif yapıların tümü, defansif algı ve organizasyonların bütünü, bir tek şeye iman ediyor, “korkuya”. Korkudan kaynaklanan kaotik “saldırganlığın” altında bile, yine bu korku imparatorluğunun mührü var. Rijkaard bu korkuyla “baş edemedi”. Aragones bu korkuya “kayıtsız kaldı”. Hiddink bu korkuyu “anlamaya çalışmadı”. Schuster “korkuyu zorladığı” için herkesin ödü koptu ve hepsi de birer “kurban olarak”, iz bırakmadan gelip geçti.

Terim ve Denizli aynı korkuya teslim oldu ve korkuyu “motivasyon hileleri” ile çözümleyebileceklerini sandı. “Esasen motivasyon illetinin bu ülkede baş tacı edilmesinin tek sebebi, korku hayaletinin yüreklerden bir an olsun sökülüp atılamamasıdır.” Korkuyorsanız motivasyona ihtiyacınız olur. Hiç kimse “neden bu kadar korkağız” sorusunu sorma cesareti göstermedi, herkes palyatif tedbirlerle bu sorunu geçiştirmeye çalıştı.

Temel meseleler yerine tali meselelere bu kadar mesai, bu kadar enerji sarfiyatı ve bu kadar parasal kaynak, “hiç tereddüt edilmeden ayrılıyorsa”, biliniz ki korku bütün beyinleri ele geçirmiştir. Her başarısızlıktan sonra, sanki hiçbir iyileştirme yapılamazmış gibi sil baştan yeni başlangıçlara “bunca düşkünlük” başka nasıl izah edilir ki? İkinciliği bile başarı saymayan kafa aynı değirmenin çarklarına aynı suyu taşır.

Söz gelimi yan toplardan neden bu kadar korkulur bu ülkede? Çünkü korku en çok dengenizin bozulma ihtimali belirdiğinde devreye girer. Yan toplar, pozisyon olarak dengelenmesi zor durumlardır ve bu durumlarla baş edebilmeniz için, “korkusuz bir özgüvene” ihtiyaç duyulur.

Söz gelimi bu ülkede neden defans oyuncusu yetişmez, daha doğru bir deyimle “yetiştirilemez”; çünkü korkunun pençesinde olanlar sadece oyuncular değildir, aynı korku, yetiştiricilerin de en“büyük kâbusudur”! Defans oyuncusu korkularla eğitilir, korkularla motive edilir ve bütün tembihler korku üstünedir. Defans oyuncusunun kulağı bu ülkede ''cesur'' davrandığı için çekilir.

Korkak adamların uygar, tıkır tıkır işleyen mekanizmalar yaratması ham bir hayaldir. Terim ve Denizli, salt bu karakterleri yüzünden bu ülkede hiçbir standardın altına imza atamadı. Kesintili ve istikrarsız futbol geçmişleri bu durumun en büyük kanıtıdır. Defalarca fırsat tanınmasına rağmen, olgun ve korkusuz bir oyun anlayışına damga vurma basireti gösterilemedi. UEFA Kupası zaferinin bir geleneğe dönüşmemesi, bu zaferin en büyük mimarının korkak yürek atışlarıdır.

Futbol oyunu korkaklara göre bir oyun değildir. Korkan, kurucu olamaz, yaratıcı olamaz.Korkan adam sadece tedbir alır. Aklı tutsaktır ve özgürlüğe inanmaz. Oysa cesaret,  bir oyun yapı birimi değildir; ama cesaret, cüret etmeyi koşulladığı için bir ön koşuldur. Cesaretiniz varsa aklınız da sizinle birlikte devrededir. Aklınız devredeyse, deneyimlediğiniz şeyin bilgisini üretme ihtimaliniz var ve bu durum da sizi öğrenmeye yakınlaştırır, “öğrenmenin eşiğine taşır”.

Türkiye futbolunun sistem ve oyun yapıları açısından en büyük sorunu oyunun gerisidir. Oyunun gerisini oyuna katma konusunda “yaratıcı çözümler” üretmeden, oyunun gerisini, “oyunun gerçek patronu kimliğiyle” yeniden inşa etmeden, kim ve hangi sıfatla bu soruna talip olursa olsun “sonu” hüsrandır.

 Türkiye futboluna karakter veren duygu, duygusallık falan değil, “düpedüz korkudur”. Bu korku o kadar büyük ve o kadar köklüdür ki, hiçbir “sistemin yapılanmasına izin vermez”, hiçbir ekolun yeşermesine tahammül etmez. Oyunun gereksindiği aklı aradan kovup, “akıl dışılığına teslim” olan haletiruhiye sadece korkudan oluşuyor.

Daha önce de defalarca bu köşede seslendirildiği gibi, artık teknik adamların futbol oyunundaki ağırlık ve etkinlikleri neredeyse belirleyici konuma gelmiştir. Teknik adamlar eğer deyim uygunsa, futbol oyununun ''yaratıcı tanrısı'', oyunun kaderi, kimliğini ve geleceğini temsil ediyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT