1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Kırklar Dağında GEZİ
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Kırklar Dağında GEZİ

A+A-

Türkiye iki haftadır İstanbul Gezi Parkında başlayan olaylarla sarsılıyor.

Ağaçların kesilmesine gösterilen tepkiyle başlayan eylemler, AKP'nin toplumun yaşam tarzını belirlemesine yönelik girişimlerine odaklandı.

Halk, arkasındaki % 50'lik desteğe rağmen AKP'nin kendi mahremiyetine müdahale ederek evinin içini dizayn etmesine rıza göstermiyor.

AKP'ye oy veren kitlelerin dahi, “sezeryan” gibi çocuk doğurma yöntemine, kaç çocuk doğurulacağına, içki içip içilmeyeceğine, çocuklara verilecek eğitim biçimine bu ölçüde müdahale edilmesine tahammül gösteremediği anlaşılıyor.

Kısacası, halk AKP'ye, “evime girme” diyor.

Bırak orası benim mahremiyetim olsun, diyor.

AKP bunu anlıyor; ancak kendi liderine bunu anlatamıyor, daha doğrusu anlatacak cesareti bulamıyor.

Gezi parkında başlayan gösteriler Türkiye'yi sarstı.

Türkiye öyle bir sarsıldı ki, bu sarsılma belki de bir eksen kaymasına yol açacak.

Türkiye'deki bu sarsıntı umarım ki Diyarbakır'da da hissedilir.

Eğer biz, yani Diyarbakır, böyle bir taleple ayağa kalksaydık Kırklar Dağı bu kadar kolay peşkeş çekilemezdi.

Kırklar dağı peşkeş çekildi.

Hangi üç harfli partinin Kırklar Dağını harcadığı hiç önemli değil. Önemli olan kirli rant oyunlarıyla, imara açma tezgahlarıyla bir kentin anılarının, geçmişinin yok edilme girişimidir.

Bu işin arkasında hangi belediye, hangi üç harfli parti olursa olsun, hükmün paradan geldiği çok açıkça ortadadır.

İlkeler, prensipler, bedel ödemeler, ekolojik toplum vs. yeri geldi mi bu kavramların tamamı, paranın ayaklarının altına seriliyor.

Para bir virüs gibi bünyeyi harap ediyor. Ne ilke, ne erdem bırakıyor, her şeyi bir buldozer gibi ezip geçiyor.

Para, koruma kurulu dinlemiyor; para, sit alanı da dinlemiyor. Paranın masaya konması yetiyor.

İlgili belediye başkanı diyor ki, “Kırklar Dağı ile ilgili bu plan yapılırken ne Bağıvar Belediyesi'ne ne de Sur Belediyesi'ne oranın sit alanı olduğuyla ilgili koruma kurulundan herhangi bir bilgi, belge ve farklı bir şey gelmemiştir”

“Debelendikçe batıyorsun” derler Anadolu'da. Başkan, açıklamalarıyla aynen bu sözdeki gibi debelendikçe batıyor. Kırklar Dağı'nın sit alanı olduğunu bilmediğini ima ediyor. Başkan kusura bakmasın, doğru söylemiyor.

Gezi parkı eylemleri bize önemli bir şey öğretti: Farklı, görüşlerin, farklı ideolojilerin, farklı renklerin bir araya gelmesi mümkün, yeter ki talepler haklı olsun, doğru olsun.

Aynı mantığı tersten yürütmek de mümkün: Eğer ortada bir haksızlık varsa, o haksızlığın nereden geldiğine bakmadan karşısına dikilmek gerekir. O haksızlığı temsil edenler, hangi yüksek ideolojilerin, hangi kutsal değerlerin temsilcisi olursa olsunlar, onlara dur diyebilmek gerekir.

Bizler, Diyarbakır adına, iki yıl önce ayağa kalkıp, “Kırklar Dağını talan edemezsiniz” diyebilseydik, Kırlar Dağında bir GEZİ başlatırdık.

İki yıl önce ayağa kalkabilseydik, hem Kırklar Dağını kurtarırdık, hem de canımızdan bir parça saydığımız belediye başkanımızın kirlenmesine engel olurduk.

Kırklar Dağı imara açıldı, Kırklar Dağı rantçıya telsim edildi. Bundan sonra bize düşen türküyü yeniden yorumlamaktır:

Kırlar Dağının Düzi

İMAR apardı bizi

Kör olasan Suzan Suzi

RANTÇILAR çarptı bizi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT